Bazen hayatımıza bir insan girer ve o hayattan biz yavaş yavaş ayrılırız. Günlük planlarımızı, ruh halimizi ve hatta geleceğe dair beklentilerimizi onunla olan ilişkimize göre şekillendirmeye başlarız. Peki, hayatımızın merkezine karşımızdaki kişiyi alma eğilimi neden ortaya çıkar? Bu durumun psikolojik altyapısında hangi dinamikler bulunur? Uzman Psikolog Tuğana Akyürek, konuya ilişkin değerlendirmelerini Yaren Tekin'e anlattı.

Ekran Görüntüsü 2026 06 17 145153

"ONUNLA İLGİLİ KURDUĞUMUZ İHTİMALLERE DE BAĞLANIRIZ"

Hoşlanmanın yalnızca bir insana ilgi duymaktan ibaret olmadığını belirten Akyürek, "Birinden hoşlandığımızda çoğu zaman sadece bir insana ilgi duymayız; aynı zamanda onunla ilgili kurduğumuz ihtimallere de bağlanırız" dedi.

Bu süreçte bireylerin zaman zaman karşılarındaki kişiyi hayat hikâyelerinin merkezine yerleştirebildiğini ifade eden Akyürek, "Aslında o kişi hayatımıza girmeden önce de bir hayatımız vardı. Ama hoşlanınca bazen zihnimiz fark etmeden o kişiyi hikâyenin başrolüne yerleştirir" ifadelerini kullandı.

İLİŞKİLERDE KENDİNİ UNUTMAMAK GEREKİYOR

Kişinin kendi yaşamını ve ihtiyaçlarını geri plana atmaması gerektiğini belirten Akyürek, "Birini düşünmek normaldir, ama kendini unutacak kadar düşünmek değildir. Çünkü aşk, hayatına birini eklemektir; hayatını birine dönüştürmek değil" diye konuştu.

Deprem, ekonomik kriz ve toplumsal olayların ruh sağlığına etkisi neler?
Deprem, ekonomik kriz ve toplumsal olayların ruh sağlığına etkisi neler?
İçeriği Görüntüle

Bazı insanların karşılarındaki kişiye değil, onun yanında hissettikleri duyguya bağlanabildiğini kaydeden Akyürek, "Bazen insanlar bir kişiye değil, o kişinin yanında hissettikleri versiyonlarına âşık olurlar. Kendilerini daha değerli, daha özel, daha görünür hissettikleri için" dedi.

Ilişki 2

"SAĞLIKLI İLİŞKİLERDE İKİ KİŞİ YAN YANA YÜRÜR"

Sağlıklı ilişkilerde iki kişinin yan yana yürüdüğünü belirten Akyürek, "Sağlıklı ilişkilerde iki kişi yan yana yürür; birbirlerinin hayatını güzelleştirir ama birbirlerinin hayatı haline gelmezler" ifadelerini kullandı.

İlişkilerde bireyin kendi yaşamından uzaklaşmasının farklı sonuçlar doğurabileceğini söyleyen Akyürek, "Bir insan hayatımızın tamamı haline geldiğinde, ruh halimiz de onun davranışlarına bağlı hale gelir. Mesaj atarsa mutlu oluruz, geç cevap verirse moralimiz bozulur, ilgilenirse enerjimiz yükselir" dedi.

Akyürek, sevgi ve bağımlılık arasındaki farka ilişkin ise, "Sevgi, 'Sen ol, ben de olayım' der. Bağımlılık ise, 'Ben ancak sen varsan varım' der" ifadelerini kullandı.

"OLGUN SEVGİ, SENİ SEVİYORUM BU YÜZDEN SENİNLE OLMAYI SEÇİYORUM DER"

Aşkın doğal olarak dikkat ve odaklanma içerdiğini belirten Akyürek, bazı durumlarda farklı duygusal ihtiyaçların da etkili olabileceğini söyledi.

Akyürek, "Bazı insanlar sevilmekten çok seçilmeye ihtiyaç duyar. Bazıları görülmeye, bazıları onaylanmaya, bazıları da kendini değerli hissetmeye" ifadelerini kullanarak, kişinin bazen karşısındaki insana değil, onun vereceğini düşündüğü duyguya bağlanabildiğini aktardı.

Konuya ilişkin değerlendirmesinde Erich Fromm'un sözlerine de yer veren Akyürek, "Erich Fromm'un çok sevdiğim bir sözü vardır: 'Olgun sevgi, Seni seviyorum çünkü sana ihtiyacım var demez. Sana ihtiyacım var çünkü seni seviyorum da demez. Olgun sevgi, Seni seviyorum ve bu yüzden seninle olmayı seçiyorum der'" ifadelerini kullandı.

"AŞK, İKİ BÜTÜN İNSANIN BİRBİRİNE EŞLİK ETMESİDİR"

Sağlıklı ilişkinin temelinde iki bireyin kendi kimliklerini koruyarak birlikte yol almasının bulunduğunu belirten Akyürek, "Belki de aşkı sağlıklı yapan şey tam olarak budur: Birini hayatının merkezi yapmak değil, hayatında çok özel bir yere koyabilmektir. Çünkü aşk, iki yarımın birbirini tamamlaması değil; iki bütün insanın birbirine eşlik etmesidir" dedi.

Akyürek, "Bir ilişki iki kişinin birbirine tutunması değil, iki sağlam insanın birbirine eşlik etmesidir" ifadeleriyle değerlendirmesini tamamladı.

Muhabir: YAREN TEKİN