Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu dolayısıyla bulunduğu New York'ta Türkevi'nde gazetecilerle bir araya geldi. Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan'ın da aralarında bulunduğu gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, gündemdeki fon soruşturmasından Gazze'ye, BM reformundan Hürmüz Boğazı'na, Terörsüz Türkiye sürecinden F-35 görüşmelerine kadar birçok başlıkta açıklamalarda bulundu.
"TÜRKİYE EKONOMİSİNE YÖNELİK BİR RİSK SÖZ KONUSU DEĞİL"
Görüşmede gündeme gelen en önemli başlıklardan biri kamuoyunda "fon krizi" olarak adlandırılan soruşturma oldu. 455 bin yatırımcıyı doğrudan ilgilendiren sürece ilişkin değerlendirmede bulunan Erdoğan, sorunun sermaye piyasalarının sınırlı bir alanında ve belli sayıdaki fonda ortaya çıktığını belirtti. Erdoğan, "Sermaye piyasalarının sınırlı bir alanında, belli sayıda fonda ortaya çıkan bir sorundan söz ediyoruz. Yani ne finansal sistemimize ne Türkiye ekonomisine yönelik bir risk söz konusu değil. Bunu, piyasanın tamamına dair bir problem olarak resmetmek, Türk Borsasına yapılmış bir haksızlık olur." ifadelerini kullandı. Sermaye piyasası ilkeleri ve hukuk çerçevesinde gerekli adımların atıldığını belirten Erdoğan, ilgili kurumların soruşturmayı kararlılıkla sürdürdüğünü söyledi. Erdoğan, "Sermaye piyasası ilkeleri ve hukuk çerçevesinde gerekli her türlü adım atılıyor ve atılacak. İlgili kurumlarımız meselenin üzerine kararlılıkla gidiyor. Yargımız aynı şekilde kapsamlı bir soruşturma başlattı; bazı gözaltılar ve tutuklamalar oldu." dedi. Soruşturma kapsamında sorumluluğu bulunan kişiler hakkında hukuki sürecin işletileceğini belirten Erdoğan, "Şunun bilinmesini isterim: Sorumluluğu olan kim varsa, bunlardan hukuk önünde hesap sorulacaktır. Bu konuda en küçük bir tereddüt olmamalıdır." ifadelerini kullandı. Erdoğan ayrıca sürecin sermaye piyasalarının yapısı nedeniyle şeffaf ve hassas yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak, benzer sorunların tekrar yaşanmaması için hukuki ve idari düzenlemeler dahil gerekli tedbirlerin hayata geçirileceğini açıkladı.
BM İÇİN YENİ MODEL ÇAĞRISI
Erdoğan, Birleşmiş Milletler'in mevcut yapısına yönelik eleştirilerini de yineledi. Dünyada 190'dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin veto yetkisiyle sınırlandırıldığını belirten Erdoğan, mevcut yapının küresel istikrar ve huzuru koruyamayacağını söyledi. Erdoğan, "Mesele sadece Türkiye'nin daha fazla söz sahibi olması değil, mesele Afrika'nın, Asya'nın, Latin Amerika'nın, İslam dünyasının, Avrupa'nın ve diğer bütün bölgelerin kendi tecrübeleriyle, kendi iradeleriyle bu küresel sistemde hakkaniyetli biçimde temsil edilme meselesidir." dedi. Veto mekanizmasının kaldırılması ve Genel Kurul'un güçlendirilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, "Dünyanın sorunlarına 5 üye değil, bütün üyeler çözüm sunsun ve kararlar alsın. Çünkü dünyanın artık yeni duvarlara değil, yeni köprülere ihtiyacı var." ifadelerini kullandı.
"BİZİM MESELEMİZ ADALETSİZLİĞE KARŞI OLMAKTIR"
BM Genel Kurulu'nda 16'ncı konuşmasını yaptığını hatırlatan Erdoğan, yıllardır ortaya koyduğu yaklaşımın değişmediğini söyledi. Erdoğan, "Bu yolculuk dimdik bir duruştan ibarettir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kürsüsüne ilk çıktığımızda ne söylüyor, nerede duruyorsak, bugün de hamdolsun aynı yerdeyiz." ifadelerini kullandı. Suriye, Irak, Ukrayna-Rusya Savaşı, Afrika, Myanmar ve Gazze'deki gelişmelere dikkat çeken Erdoğan, geçmişte yapılan uyarıların dikkate alınması halinde can kayıplarının önlenebileceğini savundu. Erdoğan, "Bizim meselemiz hiçbir ülkeye karşı olmak değildir. Bizim meselemiz adaletsizliğe karşı olmaktır." dedi.
HÜRMÜZ BOĞAZI İÇİN "SEYRÜSEFER SERBESTİSİ" VURGUSU
Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelere ilişkin de mesaj veren Erdoğan, yaşananların yalnızca İran ile ABD arasındaki bir mesele olarak görülemeyeceğini belirtti. Erdoğan, "Hürmüz Boğazı'nın gemi trafiğine kapatılmasına karşıyız. Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisinin korunması şarttır." ifadelerini kullandı. Boğazdaki her gerilimin Avrupa ve Asya'nın yanı sıra enerji piyasaları, taşımacılık ve milyonlarca insanın günlük hayatını etkilediğini belirten Erdoğan, sorunların diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiğini söyledi.
KARADENİZ İÇİN YENİ TAHLİL KORİDORU GİRİŞİMİ
Karadeniz'deki savaş ve ticari gemilere yönelik saldırılara da değinen Erdoğan, Karadeniz'in savaşın cephesi olmaması gerektiğini söyledi. "Karadeniz'de güvenlik meselesi hem bizim hem de bölgemiz için çok önemli. Karadeniz bu savaşın bir cephesi değildir, asla olmamalı." diyen Erdoğan, seyrüsefer emniyetinin yeniden sağlanmasının gıda güvenliği ve savaşın yayılmasının önlenmesi açısından önemli olduğunu belirtti. Erdoğan, "Artık yeniden tahıl koridorunu tesis etmek için gayretlerimizi artırdık. Bunun için diplomatik adımlarımızı da hızlandırıyoruz." ifadelerini kullandı. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski ile konuyu yeniden görüştüğünü belirten Erdoğan, "Kendisinden aldığım cevap da olumlu." dedi.
"TUZAĞA DÜŞMEYECEK KADAR TECRÜBELİ BİR DEVLETİZ"
Mekke Savunma Anlaşması'na ilişkin değerlendirmesinde ise Erdoğan, girişimin bölgesel güvenlik açısından önem taşıdığını söyledi. Erdoğan, "Biz, dün kurulmuş bir devlet değiliz; tahriklere gelmeyecek, tuzağa düşmeyecek kadar tecrübeli bir devletiz." ifadelerini kullandı. Bölgenin sorunlarına bölge kaynaklı çözümler üretilecek bir zeminin temellerinin atıldığını belirten Erdoğan, "Diktiğimiz bu fidan, kısa sürede boy verecek ve bir çınara dönüşecektir. Biz ülkemize ve milletimize güveniyoruz, kardeşlerimize güveniyoruz." dedi.
"İSRAİL BARIŞI BALTALIYOR"
Gazze'deki gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, kalıcı barışın sağlanması için ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve Filistinlilerin kendi topraklarında geleceğe sahip olması gerektiğini söyledi. Erdoğan, "Gazze'de akan kanı durdurmadan, ateşkesi kalıcı hale getirmeden ve Filistinlilerin kendi topraklarında onurlu bir geleceğe sahip olmasını sağlamadan Orta Doğu'ya kalıcı barış gelmeyecektir." dedi. Barış planı çerçevesinde oluşan iradenin önemli olduğunu belirten Erdoğan, "Fakat İsrail, saldırganlığını sürdürmekte, barışı baltalamaktadır." ifadelerini kullandı. Erdoğan, uluslararası toplumun plana uyulmasını sağlaması gerektiğini belirterek, yalnızca savaşın durdurulmasının yeterli olmayacağını, Gazze'nin yeniden imarı ve Filistinlilerin siyasi geleceğinin güvence altına alınması gerektiğini söyledi.
F-35 İÇİN "SOMUT ADIM" BEKLENTİSİ
Türkiye'nin F-35 programına dönüşü konusunda da açıklamalarda bulunan Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump'ın olumlu irade ortaya koyduğunu söyledi. "Sayın Trump ile bu konuyu NATO'da da görüşmüştük. Kendisi Türkiye'nin F-35 programına dönüşü konusunda olumlu bir irade ortaya koydu. Biz de bu iradenin artık somut adımlara dönüşmesini bekliyoruz." diyen Erdoğan, temasların sürdüğünü belirtti. Savunma sanayisinde yerli üretimin önemine de dikkat çeken Erdoğan, "Tabii bizim için önemli olan yerli savunma sanayimiz. Bu bizim için çok çok önemli. KAAN başta olmak üzere kendi savaş uçağımızı, hava savunma sistemlerimizi ve savunma sanayi kabiliyetlerimizi üretmek istiyoruz." ifadelerini kullandı. Erdoğan, İngiltere ile Eurofighter konusunda çalışmaların da sürdüğünü belirtti.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNDE "BİZE YANSIYAN BİR SORUN YOK"
Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin de bilgi veren Erdoğan, sürecin Türkiye'nin yaklaşık yarım asırlık bir sorundan kurtulması anlamına geldiğini söyledi. Erdoğan, "Çerçeve yasanın uygulanabilmesi için örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye sürecinin tamamlanması gerekir. Bunun nasıl tespit ve teyit edileceği de bellidir." dedi. Sürecin ilgili birimlerin kontrolünde ilerlediğini belirten Erdoğan, "Hasılı kelam, bize yansıyan bir sorun yok. Süreç ilerliyor ve inşallah neticeye de uzak olmayan bir zamanda ulaşacağız." ifadelerini kullandı.
ANKARA-BAĞDAT HATTINDA YENİ DÖNEM
Irak ile ilişkilere de değinen Erdoğan, Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Ankara ziyaretinin ardından iki ülke ilişkilerinde yeni dönemin başladığını söyledi. Erdoğan, "Yeni döneme iyi başladık diyebilirim. İki ülke ilişkilerini geliştireceğimize ve birlikte kazanacağımıza inanıyorum." dedi. Sincar'daki durum, Başika'nın devri, Kalkınma Yolu Projesi ve karşılıklı ticaret hacminin artırılması gibi başlıkların görüşüldüğünü belirten Erdoğan, "Komşumuz Irak ile artık terör konularını değil, Kalkınma Yolu'nu, karşılıklı ticaret hacmimizi artırmayı, istikrarı, huzuru ve refahı daha fazla konuşmak istiyoruz." ifadelerini kullandı.
"TÜRKİYE YUNANİSTAN'IN DÜŞMANI DEĞİLDİR"
Yunanistan ile ilişkilere ilişkin soruyu da yanıtlayan Erdoğan, iki ülke arasındaki ilişkilerin seçim malzemesi yapılmaması gerektiğini söyledi. "Bizim meselemiz Türkiye'nin hakları, güvenliği, Ege ve Doğu Akdeniz'de sulhu sükunun korunmasıdır." diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Şunu bir defa çok net söylemek isterim; Türkiye Yunanistan'ın düşmanı değildir, komşusudur, NATO şemsiyesi altında müttefikidir. İki ülke ilişkileri seçim malzemesi yapılmayacak kadar nazik ve mühimdir."
COP31 İÇİN ANTALYA MESAJI
Türkiye'nin Kasım ayında Antalya'da ev sahipliği yapacağı COP31'e ilişkin de konuşan Erdoğan, iklim değişikliğinin oluşturduğu sorunların göz ardı edilemeyeceğini söyledi. Erdoğan, "Dünya bizim evimiz ve onu kirlenmekten korumak da görevimiz." ifadelerini kullandı. COP31'in yalnızca bir iklim konferansı olmayacağını belirten Erdoğan, gelişmekte olan ülkelerin seslerini duyurabilecekleri, beklentilerini ortaya koyabilecekleri ve somut sonuçların konuşulabileceği bir platform oluşturulacağını söyledi. Erdoğan, "İklim değişikliğiyle mücadele artık söz değil, icraat gerektiriyor. Felaketler sınır tanımıyor, yangın, sel ve kuraklık ülke ayrımı yapmıyor. Biz de bu sorunların çözümü için sınırları kaldırmalıyız." dedi.
2027 İÇİN TÜRKİYE-ABD MESAJI
New York temaslarının Türkiye-ABD ilişkileri açısından da önemli olduğunu belirten Erdoğan, 2027 yılında iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin 100'üncü yılının kutlanacağını hatırlattı. Erdoğan, 2027'nin Türkiye-ABD ilişkileri açısından önemli bir dönüm noktası olmasını hedeflediklerini belirterek, "2027 yılını Türk-Amerikan münasebetleri açısından bir referans haline getirelim istiyoruz." dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York temasları kapsamında çok sayıda ülkenin devlet ve hükümet yetkilileriyle görüşmeler gerçekleştirdiğini, Amerika'nın önde gelen iş çevreleri ve düşünce kuruluşlarıyla da Türkiye'deki yatırım ve ticaret fırsatlarını ele aldığını ifade etti.



