İşitme kaybının yalnızca ileri yaşlarda ortaya çıkan bir sağlık sorunu olarak görülmesi, insanların kontrollerini ve gerekli müdahaleyi uzun yıllar ertelemesine neden olabiliyor. Oysa genç yaşlarda da işitme kaybıyla karşılaşılabildiğini belirten Odyometrist Sefa Biber, özellikle sorunu fark ettiği hâlde günlük yaşamını sürdürebildiği için uzmana başvurmayı erteleyen kişilerin ilerleyen yıllarda daha ciddi problemlerle karşılaşabileceğine dikkat çekti.
“DUYUYORUM AMA ANLAMIYORUM” DİYORSANIZ DİKKAT
Biber, işitme kaybında en önemli belirtilerden birinin kişinin sesleri duymasına rağmen konuşulanları ayırt etmekte zorlanması olduğunu belirterek, “İnsanlar işitme kaybını genellikle ‘Hiç duymuyorum’ noktasına gelmek olarak düşünüyor. Oysa süreç her zaman böyle ilerlemiyor. Kişi karşısındaki insanın konuştuğunu duyabiliyor ancak hangi kelimeleri söylediğini ayırt etmekte zorlanabiliyor. Özellikle kalabalık ortamlarda konuşmaları takip edememe, söylenenleri sık sık tekrar ettirme, televizyonun sesini yükseltme ve telefon görüşmelerinde kelimeleri anlamakta güçlük çekme önemli belirtiler arasında yer alıyor” dedi.

İŞİTME KAYBI YALNIZCA KULAĞI ETKİLEMİYOR
İşitme kaybının uzun süre göz ardı edilmesinin yalnızca kulağı ilgilendiren bir problem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Biber, işitmenin aynı zamanda beynin sesleri işleme ve anlamlandırma süreçleriyle ilişkili olduğunu ifade etti. Uzun süre yeterli işitsel uyarının alınmaması durumunda konuşmayı ve kelimeleri ayırt etme becerilerinin olumsuz etkilenebileceğini belirten Biber, bu nedenle erken dönemde değerlendirme yapılmasının önem taşıdığını söyledi.
DEMANS VE ALZHEIMER RİSKİNE DİKKAT ÇEKTİ
İşitme kaybı ile bilişsel gerileme arasındaki ilişkinin de son yıllarda üzerinde durulan önemli konulardan biri olduğuna dikkat çeken Biber, tedavi edilmeyen işitme kaybı ile demans ve Alzheimer hastalığı riskindeki artış arasında ilişki gösteren bilimsel çalışmalar bulunduğunu belirtti. Biber, işitme kaybının demansın doğrudan nedeni olduğu şeklinde bir değerlendirme yapılmaması gerektiğini, ancak uzun süreli işitme kaybının sosyal izolasyon, iletişim güçlüğü ve artan bilişsel yük gibi faktörlerle birlikte değerlendirilmesinin önemli olduğunu ifade etti.

“İLERİDE İŞİTME CİHAZI TAKARIM” DEMEYİN
“Nasıl olsa ileride işitme cihazı kullanırım” düşüncesinin yanıltıcı olabileceğini söyleyen Biber, cihaz kullanımında zamanlamanın önemine dikkat çekti. Biber, “İşitme cihazının görevi yalnızca sesi yükseltmek değildir. Asıl hedef kişinin konuşmayı mümkün olduğunca doğru şekilde algılayabilmesi ve iletişimini sürdürebilmesidir. İşitme kaybıyla uzun yıllar yaşayan kişilerde kelime ayırt etme performansı zaman içerisinde düşebilir. Çok geç dönemde cihaz kullanımına başlandığında da kişinin cihazdan elde edeceği fayda beklendiği seviyede olmayabilir. Bu nedenle ‘Şimdilik idare ediyorum, ileride cihaz kullanırım’ yaklaşımı doğru değildir” ifadelerini kullandı.
GEÇ KALINDIĞINDA KELİMELERİ AYIRT ETMEK ZORLAŞABİLİYOR
İşitme cihazından alınan faydanın yalnızca seslerin daha yüksek duyulmasıyla değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Biber, uzun süreli işitme kaybında konuşmayı ayırt etme becerisinin de önem taşıdığını söyledi. Kişinin sesi duyduğu hâlde hangi kelimenin söylendiğini anlamakta güçlük çekmesinin dikkate alınması gereken bir belirti olduğunu vurgulayan Biber, yıllarca ertelenen işitme kayıplarında cihaz kullanımına başlandıktan sonra dahi kişinin konuşmaları anlamakta zorlanabileceğini kaydetti.

SOSYAL HAYATTAN UZAKLAŞMAYA NEDEN OLABİLİYOR
İşitme kaybının kişinin sosyal yaşamını da etkileyebildiğini belirten Biber, konuşmaları takip etmekte zorlanan kişilerin zaman içerisinde kalabalık ortamlardan ve sosyal ilişkilerden uzaklaşabildiğini söyledi. Sürekli olarak söylenenleri tekrar ettirmek zorunda kalmanın veya konuşmaları yanlış anlamanın kişinin iletişim kurma isteğini azaltabileceğini ifade eden Biber, uzun süre fark edilmeyen işitme kayıplarının yaşam kalitesini de olumsuz etkileyebildiğine dikkat çekti.

İŞİTME KAYBININ YAŞI YOK
İşitme problemi konusunda yaş sınırı gözetilmemesi gerektiğini vurgulayan Biber, gençlerin de yüksek sese maruz kalma, yoğun kulaklık kullanımı veya farklı nedenlerle işitme problemi yaşayabileceğini belirtti. Genç yaşta ortaya çıkan işitme problemlerinin “Daha yaşım genç” düşüncesiyle ertelenebildiğine işaret eden Biber, özellikle sesleri duyduğu hâlde kelimeleri ayırt etmekte güçlük yaşayan kişilerin bunu önemsemesi gerektiğinin altını çizdi.
“HER YIL İŞİTME KONTROLÜ YAPTIRILMALI”
Düzenli kontrolün erken farkındalık açısından önemli olduğunu ifade eden Biber, yaş fark etmeksizin periyodik işitme kontrollerinin yapılmasını önerdi. Biber, “Kişinin herhangi bir şikâyeti bulunmasa bile düzenli işitme testi yaptırması, meydana gelen değişikliklerin erken dönemde fark edilmesini sağlayabilir. Özellikle işitmesinde değişiklik hisseden, konuşmaları ayırt etmekte zorlanan veya çevresinden bu konuda uyarı alan kişiler kontrollerini ertelememeli” dedi.

“SESİ DUYMAK, KELİMEYİ ANLAMAK DEMEK DEĞİL”
İşitme kaybında en büyük hatalardan birinin kişinin günlük hayatını sürdürebildiği için problemi önemsiz görmesi olduğunu söyleyen Biber, erken müdahalenin önemini şu sözlerle vurguladı:
“İşitme kaybında amaç kişinin tamamen duyamaz hâle gelmesini beklemek değildir. Bir insan sesleri duyuyor ancak söylenenleri ayırt etmekte zorlanıyorsa bunu önemsemelidir. Çünkü işitme yalnızca kulağın sesi alması değil, beynimizin o sesi tanıması, ayırt etmesi ve anlamlandırmasıdır. Yıllarca ‘Ben duyuyorum’ diyerek sorunu ertelemek ileride telafisi daha zor sonuçlara yol açabilir. İşitme kaybında zaman çok değerlidir. Bu nedenle erken kontrol ve gerektiğinde erken müdahale, kişinin ilerleyen yıllardaki iletişim becerisinin ve yaşam kalitesinin korunması açısından büyük önem taşıyor.”



