Tekirdağ’ın Çorlu ilçesindeki Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan Göktaş hakkında hazırlanan iddianamede “Cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” ve “suçu ve suçluyu övme” suçlamaları yöneltildi.

DURUŞMA 1,5 SAAT GECİKMEYLE BAŞLADI

Saat 10.00’da başlaması planlanan duruşma 11.25 sıralarında başladı. İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmesi planlanan duruşma için daha geniş bir salon kullanıldı.

Duruşmada kürsüye çıkan Göktaş, 88 günlük tutukluluk sürecini ve hakkındaki suçlamaları anlatarak uzun bir savunma yaptı.

“CÜMLE BAŞINA 22 GÜNDÜR HÜCREDEYİM”

Göktaş, savunmasının başında 3 Temmuz’dan bu yana “kuyu tipi” olarak nitelendirdiği cezaevinde kaldığını belirterek, suçlamaların dört cümlesi üzerinden şekillendiğini söyledi.

Göktaş, “Harbiye’de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim” dedi. Suçlamaya konu ifadeleri daha önce Türkiye’nin farklı noktalarında gerçekleştirdiği 197 gösteride de kullandığını ve bunların 100 binden fazla kişi tarafından dinlendiğini söyledi.

“YOUTUBE’DA YAYINLANDIKTAN SONRA KAMPANYA BAŞLADI”

Göktaş, suçlamalara konu ifadelerinin yaklaşık üç yıl boyunca herhangi bir soruşturmaya konu olmadığını savundu. Gösterinin YouTube’da yayınlanmasının ardından kendisine yönelik suçlamalar üretilmeye çalışıldığını ileri süren Göktaş, daha sonra “dini değerleri aşağılama” iddiası üzerinden organize bir kampanya başlatıldığını öne sürdü.

“NİYE TÜRKİYE’YE DÖNDÜN DEDİLER”

Yurt dışı seyahatinin rutin olduğunu belirten Göktaş, buna rağmen kendisi hakkında “kaçtı” şeklinde haberler yapıldığını söyledi.

Yurt dışında yaşayan arkadaşlarını Türkiye’ye dönmeye ikna etmeye çalıştığını anlatan Göktaş, gözaltı sürecinde karşılaştığı polislerin de kendisine neden Türkiye’ye döndüğünü sorduklarını ileri sürdü.

UYUŞTURUCU TESTİ İÇİN KAN, İDRAR VE SAÇ ÖRNEĞİ ALINDIĞINI SÖYLEDİ

Göktaş, gözaltı sürecinde kendisinden uyuşturucu testi için kan, idrar ve saç teli örnekleri alındığını söyledi.

Testin sonucunun kendisine ulaşmadığını belirten Göktaş, “Ne içtiysem artık 88 gündür sonucu çıkmadı” sözleriyle durumu mizahi bir dille anlattı.

“BENİ ZORLA KILIÇDAROĞLU İLE GÖRÜŞTÜRDÜLER”

Savunmasında Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmeye de değinen Göktaş, adliyede beklediği sırada üç kez görüşmek istemediğini söylemesine rağmen Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüğünü iddia etti.

Göktaş, “Adliyede tutuklanmak için beklerken ters kelepçe yaptıkları yetmiyormuş gibi 3 kez sorulmasına ve reddetmeme rağmen adeta zorla Kemal Kılıçdaroğlu’yla görüştürüldüm” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun kendisine “Neden döndün ki ülkeye?” dediğini aktaran Göktaş, kendisinin ise “CHP’yi salın” yanıtını verdiğini söyledi.

“ÖZGÜRLÜĞÜM 37 SANİYE SÜRDÜ”

Daha önce hakkında verilen tahliye kararını da anlatan Göktaş, cezaevindeyken SEGBİS üzerinden duruşmaya katıldığını belirtti.

Kerkük’e 500 koli ulaştı, sırada Bağdat var!
Kerkük’e 500 koli ulaştı, sırada Bağdat var!
İçeriği Görüntüle

Göktaş, “Önce tahliye dediler ama özgürlüğüm 37 saniye sürdü. ‘Daltonlar suç örgütünü övmekten’ yeniden tutuklandım” dedi. Yapıştırılan metin
Göktaş hakkında 28 Ağustos’ta tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkamadan bu kez “suçu ve suçluyu övme” suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı. Daha sonra savcılığın itirazı üzerine diğer iki suçlama yönünden de yeniden tutuklama kararı verilmişti.

“DİKTATÖR SÖZCÜĞÜ HAKARET DEĞİLDİR”

Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasına da yanıt veren Göktaş, gösteride kullandığı “diktatör” ifadesinin politik mizah kapsamında olduğunu savundu.

Göktaş, “Diktatör sözcüğü hakaret değildir” derken, Cumhurbaşkanının terapiye gitmesine ilişkin sözlerinin de suçlama konusu yapıldığını belirtti. Psikoloji mezunu olduğunu söyleyen Göktaş, terapi kavramını hakaret amacıyla kullanmadığını savundu.

FATMA BETÜL SAYAN KAYA HAKKINDAKİ SÖZLERİNİ DE ANLATTI

Göktaş, savunmasında Fatma Betül Sayan Kaya ve kamuoyuna yansıyan fon soruşturması iddialarına ilişkin gösterisindeki siyasi eleştirilerine de değindi. Bu sözlerinin politik mizah kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

“YAPTIĞIM HER ŞEY POLİTİK MİZAHİ ELEŞTİRİDİR”

Meslek büyüklerinin geçmişte daha sert siyasi mizah yaptığını savunan Göktaş, kendi üslubunu “yumuşak dilli” olarak nitelendirdi.

“Politik mizah yasak değilse diktatör demek suç değildir” diyen Göktaş, “Yaptığım, söylediğim her şey politik mizahi eleştiridir. Ve çıktığımda buna devam edeceğim” ifadelerini kullandı.

CİMER ŞİKÂYETLERİNİ ANLATTI

Gösterisinin milyonlarca kez izlendiğini söyleyen Göktaş, hakkında 185 ayrı CİMER şikâyeti bulunduğunu belirtti. Dini değerleri aşağılama iddiasıyla ise bir kişinin şikâyetçi olduğunu söyledi.

Göktaş, şikâyetçilerin sanat veya stand-up ile ilgilerinin bulunmadığını savunarak, “Sadece yasaklama çağrısı yapan bir grup. Yeter ki yasak olsun istiyorlar” dedi.

“İDAM EDİLMEMİ İSTEMİŞLER”

CİMER başvurularından bazılarını anlatan Göktaş, iki kişinin kendisinin idam edilmesini istediğini söyledi. Bunlardan birinin, Türkiye’de idam cezası bulunmadığı için idam cezası uygulayan başka bir ülkede cezalandırılmasını talep ettiğini aktardı.

Göktaş, “Ben kin ve tahrikle suçlanıyorum ama bu iki kişide tüm Ortadoğu’ya yetecek kadar kin var” dedi.

DİNİ DEĞERLERİ AŞAĞILAMA SUÇLAMASINI REDDETTİ

Göktaş, dini değerleri aşağıladığı yönündeki suçlamayı kabul etmedi. İddianamede sözlerinin bağlamından koparıldığını ileri süren Göktaş, şakalarının tamamı dinlendiğinde dini değerleri aşağılayan bir anlam bulunmadığını savundu.

Tutukluluk sürecinde karşılaştığı kişilerden bu yönde bir tepki almadığını söyleyen Göktaş, “Diğer davalarda gizli tanık oluyor, bizim dosyada gizli sanık var resmen” ifadelerini kullandı.

“DALGIÇ” ŞAKASINI ANLATTI

Göktaş, suçlamaya konu olan “dalgıç” şakasına ilişkin de ayrıntılı savunma yaptı. Sözlerinin tam tersinin kendisine suçlama olarak yöneltildiğini ileri sürdü.

Kendisinden şikâyetçi olanlardan birinin dalgıç olduğunu söyleyen Göktaş, “Şikâyetçi olan dalgıç arkadaş ne dediğimi iddianameyi yazandan daha doğru anlamış” dedi.

Göktaş ayrıca söz konusu şakanın muhafazakâr kesimi hedef almadığını savundu.

SAVCILIK İFADESİNİN İDDİANAMEYE YANSIMASINA İTİRAZ ETTİ

Göktaş, savcılık sorgusunda söylediği sözlerin iddianameye aktarılma biçimine de itiraz etti.

İddianamede kendisinin “dalgıç derken haşemalıları kastettiği” yönünde bir ifade bulunduğunu belirten Göktaş, böyle bir beyanda bulunmadığını savundu.

MAHKEME BAŞKANI: “1,5 SAATTİR KONUŞUYORSUN”

Göktaş’ın savunmasının yaklaşık 1,5 saat sürmesinin ardından mahkeme başkanı araya girdi.

Mahkeme başkanı, “Stand-up gösterin bile 1 saat sürüyor. 1,5 saattir konuşuyorsun, bitir artık” diyerek Göktaş’tan savunmasını tamamlamasını istedi.

“HAYATIMDAN 3 AY ÇALINDI AMA SİGARAYI BIRAKTIM”

Savunmasının sonunda kaçma şüphesinin bulunmadığını belirten Göktaş, yurt dışından kendi isteğiyle Türkiye’ye döndüğünü hatırlattı ve delilleri karartmasının mümkün olmadığını savundu.

Göktaş, “Hayatımdan 3 ay çalındı ama sigarayı bıraktım hapishanede ve bu şekilde o 3 ayı telafi edeceğim. Beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum” diyerek savunmasını tamamladı. Savunmanın ardından salondaki bazı izleyicilerin Göktaş’ı alkışladığı belirtildi.

SAVCI CEZA İSTEDİ, TAHLİYE TALEBİNDE BULUNDU

Göktaş ve avukatlarının beyanlarının ardından savcı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı.

Savcı, Göktaş’ın “Cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ve “suçu ve suçluyu övme” suçlamalarından cezalandırılmasını talep etti. Savcı aynı zamanda Göktaş’ın tahliyesi yönünde görüş bildirdi.

MAHKEMEDEN TAHLİYE KARARI

Savunmaların ve savcının mütalaasının ardından mahkeme Göktaş’ın tutukluluk durumunu değerlendirdi. İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi, 88 gündür tutuklu bulunan Deniz Göktaş’ın tahliyesine karar verdi.

1 YIL 7 AY 5 GÜN HAPİS VE TAHLİYE

Kararını açıklayan mahkeme, Deniz Göktaş’ı, “Cumhurbaşkanına Hakaret” ve “Dini değerleri aşağılama” suçlarından toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. Göktaş’ın kararla birlikte tahliyesine karar verildi.

Kaynak: HABER MERKEZİ