‘Ölü Deniz’ adlı stand-up gösterisi nedeniyle “dini değerleri aşağılama” ve daha sonra eklenen “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamalarıyla hakkında soruşturma başlatılan ve yurt dışından dönüşünün ardından havaalanında gözaltına alınan komedyen Deniz Göktaş, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne sevk edildi.
Göktaş'ın savcılık ifadesi saat 11.20 civarında başladı. Yaklaşık 2 saat süren ifade, 13.10 sularında tamamlandı.
Göktaş ifadesinde, kullandığı ifadelerin siyasi değerlendirme kapsamında olduğunu savundu. “Diktatör kelimesi siyasi bir nitelemedir ve sık sık kamuoyuna açık bir şekilde tartışılan konudur” diyen Göktaş, sözlerinin ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
“MİZAHİ BİR YAKLAŞIM KULLANDIM”
Gösterilerinde toplumsal ve siyasal konulara mizahi bir bakış açısıyla yaklaştığını ifade eden Göktaş, söz konusu içeriklerin bir hakaret amacı taşımadığını dile getirdi. Göktaş, “Demokrat-otokrat gibi kelimelerle, popüler figürler ve ideolojiler üzerinden Türkiye’ye dair sosyolojik olaylara mizahi bir yaklaşım sergiledim” ifadelerini kullandı.
“SUÇLAMALARI KABUL ETMİYORUM”
İfadesinin sonunda kendisine yöneltilen suçlamaları reddeden Göktaş, herhangi bir kasıt bulunmadığını vurguladı:
“Üzerime atılı olan suçlamaları kabul etmiyorum.”
Deniz Göktaş’ın emniyet ifadesi şu şekilde;
“Burada yapılan paylaşımlar benim tarafımdan yapılan paylaşımlardır. Soruşturmaya konu olan video paylaşımında yer alan kişi benim bu benim 1 Haziran 2026 tarihinde Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosunda yapmış olduğum stand-up gösterisine ait bir video paylaşımıdır. Şahsım tarafından bahse konu Youtube kanalına yüklenerek paylaşımı yapılmıştır. Bu standup gösterisindeki konuşmaların metni daha öncesinde benim tarafımdan hazırlanmış bir metne aittir.
Tarafıma yöneltilen ‘Halkın Belirli Bir Kesiminin Benimsediği Dini Değerleri Alenen Aşağılama’ kastım kesinlikle yoktur, bu gösteri benim yaklaşık 3 yıldır Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde yapmış olduğum bir gösteriye aittir. 100 bin üzerinde seyirci bu gösterimi izlemiştir ve hiç birisinden bu kısma dair incindiklerine dair bir şikayet gelmemiştir. Gösterim boyunca birçok konuda konuşuyorum sadece dindarlar değil her türlü politik görüş yada popüler figür hakkında konuşmalarım vardır. Burada da kötü bir şey demiyorum. Favori kitabım diyorum. ‘Çeviride sorun var’ cümlemi de yıllardır duyduğum meal tartışmalarına atıf olarak söylüyorum. İnançlı bir insanı kırmak gibi bir amacım kesinlikle yoktur, böyle bir yorumu günlük hayatta bir seyirciden duysam üzülürdüm.
Herhangi bir şekilde Cumhurbaşkanını aşağılamak gibi bir niyetim yok. Diktatör kelimesi siyasi bir nitelemedir ve sık sık kamuoyuna açık bir şekilde tartışılan konudur. Demokrat, otokrat gibi bir kelimedir sadece.
Gösteri boyunca bu tarz popüler figürler ideolojiler Türkiye'ye dair sosyolojik olaylara yaptığım gibi mizahi bir yaklaşımdır, başkaca bir amacım yoktur. Üzerime atılı olan suçlamaları kabul etmiyorum."
SAVCILIK İFADESİ
'Ölü Deniz' adlı stand-up gösterisi nedeniyle "dini değerleri aşağılama" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarıyla hakkında soruşturma yürütülen komedyen Deniz Göktaş’ın savcılık ifadesinden dikkat çeken bölümler ortaya çıktı.
İfadesinde gösterisindeki bazı şakaların bağlamından koparılarak değerlendirildiğini belirten Göktaş, haşema üzerinden yaptığı anlatının seyircinin ön yargılarını eleştirmeyi amaçladığını, kutsal kitaplara ilişkin ifadelerinin ise meal tartışmalarına gönderme niteliğinde olduğunu ve dini değerleri aşağılamak gibi bir kastının bulunmadığını söyledi. Göktaş ayrıca, gösterisinde yer alan "FETÖ projesi" ifadesinin de ilk stand-up gösterisinin yüksek prodüksiyon kalitesine yönelik sosyal medyada yapılan bir yoruma gönderme amacı taşıdığını belirterek, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini ifade etti.
Deniz Göktaş’ın savcılık ifadesinden bazı bölümleri şu şekilde;
SORULDU: Şüpheliden, Güvenlik Şube Müdürlüğü Kamu Güvenliği Büro Amirliğince tanzim edilen, 25/06/2026 tarihli açık kaynak araştırma ve video çözümleme tutanağında yer alan
"hatta dördüncü kitap favorim, bir çoğumuz gibi, imam oğlu okudu ise o da sevmiştir diye tahmin ediyorum, dort kitap arasında açık ara en iyisi o bence, açık ara en iyisi o bence. Bir kere çok iddialı bir çıkış 600'lü yıllarda bu son kitap demek, daha yeni yeni kitaplar çıkıyor zaten ya, ben 1200 yılında bir tane daha çıkar diye düşünürdüm, yazar içinde çok zor, aklına yeni bir fikir gelse son kitap dedik ya domuzda yemeyiversinler" şeklinde söylem ile ne kastettiği hususu soruldu
CEVABEN: İnsanlar beni gördüklerinde dinden uzak bir insan olduğumu düşünüyorlar, ancak ben tarafima okuduğunuz şekilde 4. kitabı sevdiğimi beyan ettim, bu söylemde 4. kitabın son kitap olduğuna yönelik teolojik espiri amacım vardır, herhangi bir aşağılama kastım yoktur, ben benzer şakayı kelimesi kelimesine ayıı şekilde 3 yıdır ülkenin farklı bölgelerinde stand-up gösterilerinde yapıyorum, yaklaşık 100.000 kişiye bu şakayı yapmışımdır ancak bu şakadan incinen herhangi birisini görmedim.
Benim dini değerleri aşağılamak gibi bir kastım veya amacım bulunmamaktadır, dedi.
SORULDU: Şüpheliden, Güvenlik Şube Müdürlüğü Kamu Güvenliği Büro Amirliğince tanzim edilen, 25/06/2026 tarihli açık kaynak araştırma ve video çözümleme tutanağında yer alan
"bir iki tane olumsuz yorum geldi, onlarda övgü gibi, FETO projesi demiş birisi, bu benim için övgü gibi bir şey" şeklinde söylem ile ne kastettiği hususu soruldu.
CEVABEN: Ben bu söylemi zaten gösteride de açıklıyorum, daha önce yayınlanan ilk gösterimin prodüksiyonunun iyi olması için çok çalışmıştım. Bu sebeple prodüksiyonun iyi olması nedeniyle bu gösterinin prodüksiyonun büyük olmasından ötürü FETÖ projesi olarak söylemde bulunulmasına yönelik bir şakadır, dedi.
SORULDU: Şüpheliden, Güvenlik Şube Müdürlüğü Kamu Güvenliği Büro Amirliğince tanzim edilen, 25/06/2026 tarihli açık kaynak araştırma ve video çözümleme tutanağında yer alan
"bütün yılın stresini denize akıtacağım, tam böyle düşünürken denizin içinden bir kaç tane insan çıktı.
Saçları görünmüyor, bütün vücutlarını kaplayan siyah bir kıyafet, ben kimin hangi kıyafetle denize gireceğine karışacak değilim ama bu görüntüye de yıllardır alışamadım. S.tiğimin dalgıçları gerçekten gerçekten nefret ediyorum, boşa alkışlamayın sizi de tanımış olduk, testi geçemediniz, Harbiye isminin hakkını verdik, Deniz Baykal ölmedi, bilinç altınızda yaşıyor. Burayı anlatmayı çok seviyorum, çünkü anlatmaya başladığımda seyircinin çoğunluğu tatlı insanlar, aşırı geriliyorlar, hayır hayır hayır hayır hayır hayır Deniz sen böyle biri değilsin, hayır hayır hayır hayır hayır hayır hayır hayır hayır ama bir kaç kişinin de gözü parlamaya başlıyor evet ya 20 yıldır niye kimse bundan bahsetmiyor, konuş be çocuk, su tutmuyor mu? su tutmuyor mu bu? bu şaka değil, bu arada gerçekten dalgıçlardan nefret ediyorum" şeklinde söylem ile ne kastettiği, eğer gerçekten dalgıçlardan bahsetmiş ise 20 yıldır kimse bundan bahsetmiyor şeklinde söylemler ile ilgili olarak ve söylemler ile dalgıçlar mı kastettigi hususu soruldu…
CEVABEN: Burada ben haşema ile denize giren insanlara karşı gösterilen ön yargıya yönelik eleştiride bulunuyorum, hatta söylemin tamamını incelerseniz, haşema ile denize giren insanlara karşı ön yargılı olan insanları eleştiriyorum, söylemde "s.tiğimin dalgıçları" diyerek seyirciyi ters köşeye düşürüyorum, söylemin başında seyirci benim haşema giyerek denize giren insanlar ile ilgili konuşacağımı sanıyor, ancak ben konuyu dalgıçlara getirerek seyirciyi kendi ön yargısı ile yüzleştirerek eleştirel bir gösteri sergiliyorum, zaten söylemin devamında da "Harbiye testi geçemediniz" diyerek kastımın seyircinin ön yargısını sergilemek olduğunu belli ettiğimi düşünüyorum, dedi
SORULDU: Şüpheliden, Güvenlik Şube Müdürlüğü Kamu Güvenliği Büro Amirliğince tanzim edilen, 25/06/2026 tarihli açık kaynak araştırma ve video çözümleme tutanağında yer alan
"kurban ben de hiç oturmamıştı, inanmadım köye gidene kadar, sonra bir gittim, gerçekten danayı bağlamışlar, dedemin elinde bıçaklar var, bileğliyor, dedemi ikna etmeye çalıştım, dede senin böyle huyların yok, biz seni seviyoruz, biliyoruz, istersen kafa kesersin, gerek yok, hatırlıyorum ya ] yaşındaydım, dedem bir danayı kesiyordu ve dana bakıyormuş gibi hissediyordum, hadi Deniz kurtar beni, anlat onlara tanrının olmayabileceğini söyle, varsa bile bütün bunlara hiç gerek olmadığını söyle" şeklinde söylem ile ne kastettiği hususu soruldu.
CEVABEN: Seküler büyütülen bir çocuğun kurbanda karşılaştığı zaman yaşadığına ilişkin bir espridir, bu söylemde herhangi bir aşağılama kastı bulunmamaktadır. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum, benim dini değerleri, toplumun bir kesimini aşağılamak veya Cumhurbaşkanına hakaret etmek gibi bir kastım yoktur. Gösteride de öyle anlaşılabilecek veya bu anlama gelebilecek bir söylem olduğunu düşünmüyorum. İfademe ekleyeceğim başkaca bir husus yoktur, dedi.
SORULDU: Şüpheliden, Güvenlik Şube Müdürlüğü Kamu Güvenliği Büro Amirliğince tanzim edilen, 25/06/2026 tarihli açık kaynak araştırma ve video çözümleme tutanağında yer alan
"Biraz tatsız bir şey söyleyeceğim, ben Recep Tayyip Erdoğan'ı hiç sevmedim, hayatımda bir dakikam bile yok, hani görüşlerine katılmıyorum ama karizmatik bir lider. Boyu da uzunmuş işte bıyıkları nasıl hep ayıı seviyede kesiyor falan hiç birini söylemedim, ama tatsız kısım şimdi gelecek ama iyisi ile kötüsü ile beraber bir yolcuğumuz var, ben 1994 de doğdum, o 1994'de İstanbul Belediye Başkanı oldu ve hayatının bütün önemli aşamalarına, kariyerindeki bütün ilerlemelere tanık olduk, komşum gibi, sevmediğim huysuz bir komşu, ama yine de merak edersin komşunun hayatını, bu gün ne yaptı, çöpünde ne var falan onun Recep Tayyip Erdoğan'ın utangaç bir diktatörden, kendi kimliği ile barışık bir diktatöre geçişi" şeklinde söylem ile ne kastettiği hususu soruldu.
CEVABEN: Dikdatör kelimesi siyasal bir tespittir, kamoyunda da sıkça tartışılan bir konudur, benim herhangi bir hakaret veya aşağılama kastım bu söylemde bulunmamaktadır, dedi.
SORULDU: Şüpheliden, Güvenlik Şube Müdürlüğü Kamu Güvenliği Büro Amirliğince tanzim edilen, 25/06/2026 tarihli açık kaynak araştırma ve video çözümleme tutanağında yer alan
"Bizim başımıza gelenleri düşünmezseniz, bir birey için çok önemli bir ilerleme, işte o internette kişisel gelişim videolarını sadece iyi niyetli insanlar izlemiyor, bu adamlar da izliyor, belli ki bir gün, çok iyi bir video denk geldi ve dedi ki evet ya 30 yıldır niye kendini kısıtlıyorsun, toplum baskısı, milletin yazdığı metinler, anayasa falan, kendin ol ya, kendin ol, kır kabuklarını Tayyip ya" şeklindeki söylem ile ne kastettiği hususu soruldu…
CEVABEN: Cumhurbaşkanı hepimiz gibi kişisel gelişim videoları izlediğine ilişkin olarak yapılmış mizahi bir espridir. Bu söylemde herhangi bir aşağılama veya hakaret olduğunu düşünmüyorum, dedi.
SORULDU: Şüpheliden, Güvenlik Şube Müdürlüğü Kamu Güvenliği Büro Amirliğince tanzim edilen, 25/06/2026 tarihli açık kaynak araştırma ve video çözümleme tutanağında yer alan "keşke daha önce okusaydık ya da terapiye gidiyor olabilir. Kesin gidiyordur. Parası var, imkanı var, bende psikoloji mezunuyum, insan ister istemez hayal ediyor. Keşke Recep Tayyip Erdoğan'ın terapisti olabilsem diye işte. Odemesi çok iyidir. Yıllar süreceği belli, yan hakları vardır falan, tam benlik meslek, ama bana yar etmezler o işi, kesin akrabalardan birini tutmuşlardır, para içeride kalsın diye, Albayrak, Bayraktar, Albayraktar yeni sürüm çıktıysa, çok iyi bir terapi süreci geçirmediği kesin ama bunu biz bile görebiliyoruz, adamın içten güldüğü bir tane görüntü var o da mezarlıktı, işlerin çok iyi gitmediği belli " şeklinde söylem ile ne kastettiği hususu soruldu…
CEVABEN: Psikoloji mezunu olduğum için ve Cumhurbaşkanının stresli bir görev yaptığını düşündüğüm için kendisinin terapisti olabileceğime yönelik olarak gerçekleştirilmiş mizahi bir paylaşımdır, bir aşağılama veya hakaret kastı bulunmamaktadır, dedi.



