Güneydoğu Asya’da yaşayan Bajau topluluğu, yüzyıllardır denizle iç içe bir yaşam sürüyor. Geleneksel yaşam biçimleri nedeniyle karaya oldukça sınırlı şekilde çıkan topluluk, zamanının büyük bölümünü teknelerde ve deniz üzerindeki yaşam alanlarında geçiriyor. Bajau üyelerinin denizle kurduğu ilişki ise sıradan bir balıkçılık faaliyetinin çok ötesinde. Topluluk üyeleri, herhangi bir oksijen tüpü ya da profesyonel dalış ekipmanı olmadan derin sulara inerek avlanabiliyor.
TÜP YOK, 60 METRE DERİNLİK VAR
Bajau üyelerinin en dikkat çekici özelliklerinden biri, su altında olağanüstü uzun süre kalabilmeleri. Kaynakta aktarılan bilgilere göre bazı topluluk üyeleri 60 metreye kadar derine dalabiliyor ve yaklaşık 13 dakika boyunca nefeslerini tutabiliyor. Bu olağanüstü dalış yeteneğinin arkasında ise yalnızca yıllarca süren alışkanlık değil, vücutlarında görülen biyolojik farklılıkların da bulunduğu belirtiliyor. Bilim insanlarının araştırmaları, Bajau topluluğunda dalakların diğer insanlara göre belirgin biçimde daha büyük olduğunu ortaya koymuştu. Büyük dalak yapısının, dalış sırasında vücudun oksijen kullanımına katkı sağlayan önemli bir özellik olduğu düşünülüyor.
ÇOCUKLUKTAN İTİBAREN DENİZE ALIŞIYORLAR
Bajau topluluğunda denizle kurulan bağ çok küçük yaşlarda başlıyor. Derinlere dalış sırasında oluşan basınca uyum sağlamak amacıyla bazı topluluk üyelerinin çocukluk döneminde kulak zarlarını bilinçli olarak zarar verecek şekilde müdahaleye maruz bıraktığı aktarılıyor. Bu uygulamanın ilerleyen yaşlarda işitme kaybına yol açabildiği belirtiliyor. Denizin altında uzun süre kalmaya alışan topluluk üyeleri için suyun metrelerce altında avlanmak, günlük yaşamın sıradan bir parçası haline geliyor.
ASIL ŞAŞIRTICI DETAY KARAYA ÇIKINCA ORTAYA ÇIKIYOR
Bajau topluluğunun yaşamındaki en dikkat çekici çelişkilerden biri ise karaya çıktıklarında yaşadıkları rahatsızlık. Deniz üzerinde yaşamaya alışan bazı topluluk üyelerinin karaya çıktığında baş dönmesi ve denge problemleri yaşayabildiği aktarılıyor. Yani onlar için alışılmış ortam denizken, kara alışılması gereken yabancı bir alan haline gelebiliyor. Bu durum, insan vücudunun yaşam koşullarına ne ölçüde uyum sağlayabileceğini de gözler önüne seriyor.
İNSAN BEDENİ ÇEVREYE GÖRE DEĞİŞEBİLİR Mİ?
Bajau topluluğu üzerine yapılan araştırmalar, insan vücudunun uzun süreli çevresel koşullara nasıl uyum sağlayabileceği konusunda bilim dünyasının ilgisini çekiyor. Özellikle dalak büyüklüğü ve dalış sırasında vücudun oksijen kullanımına ilişkin özellikler, topluluğu bilimsel açıdan dikkat çekici hale getiriyor. Denizle iç içe geçen nesiller sonucunda ortaya çıkan bu farklılıklar, “İnsan bedeni yaşadığı ortama ne kadar uyum sağlayabilir?” sorusunu da yeniden gündeme getiriyor. Bajau topluluğunun yaşamı, bir yandan insanın doğaya uyum kapasitesini gösterirken diğer yandan modern yaşamdan tamamen farklı bir hayatın hâlâ sürdürülebileceğini ortaya koyuyor.




