Deprem uzmanı Prof. Dr. Haluk Eyidoğan, Marmara Denizi’nde beklenen 7 ve üzeri büyüklükteki depremin yalnızca İstanbul’u değil, Marmara’ya kıyısı bulunan birçok ili etkileyeceğini belirterek sürecin “İstanbul depremi” değil, “Marmara depremi” olarak ele alınması gerektiğini söyledi.

Bilal Erdoğan'dan olay açıklama: 'Son 23 yıldaki büyüme ne Cumhuriyet tarihinde ne de Osmanlı’da var'
Bilal Erdoğan'dan olay açıklama: 'Son 23 yıldaki büyüme ne Cumhuriyet tarihinde ne de Osmanlı’da var'
İçeriği Görüntüle

“DEPREM İSTANBUL’UN İÇİNDE DEĞİL, DENİZDE OLACAK”

Haluk Eyidoğan, kamuoyunda sıkça kullanılan “İstanbul depremi” ifadesinin gerçeği tam yansıtmadığını vurguladı. Beklenen büyük depremin İstanbul’un içinde değil, Marmara Denizi’nde meydana geleceğine dikkat çeken Eyidoğan, “7 ve üzeri bir deprem Marmara Denizi’nde olursa İstanbul başta olmak üzere Marmara’ya kıyısı olan 7 ila 10 il etkilenir. Bu nedenle bu deprem bir İstanbul depremi değil, Marmara depremidir” dedi.

“ETKİLERİ TÜRKİYE GENELİNE YAYILIR”

Eyidoğan, Marmara’da yaşanacak büyük bir depremin yalnızca bölgesel değil, Türkiye genelinde sosyal ve ekonomik sonuçlar doğuracağını belirtti. Sanayi, ticaret ve nüfus yoğunluğu nedeniyle Marmara Bölgesi’nde yaşanacak bir yıkımın ülke çapında etkiler yaratacağını ifade etti.

Kahramanmaras Deprem Reu 1993994

“YIKIM SADECE FAYLA AÇIKLANAMAZ”

Depremlerde yıkımın yalnızca fay hattına yakınlıkla açıklanamayacağını söyleyen Eyidoğan, Kahramanmaraş merkezli depremleri örnek gösterdi. “İçinden fay geçen il var ama yıkılmıyor, faydan uzakta olup yıkılan il var. 1999 Gölcük merkezli depremde Avcılar’ın yıkılması bunun en net örneklerinden biridir” dedi.

“BÜYÜK DEPREMLER BÖLGE DEPREMLERİDİR”

Büyük depremlerin bölgesel etkiler yarattığını vurgulayan Eyidoğan, “Hata varsa yapı onu bulur ve yıkar. Hata zemindeyse zemin, yapıdaysa yapı çöker. Yıkım yalnızca fayla açıklanamaz” ifadelerini kullandı.

ZEMİN VE DENETİM VURGUSU

Zemin etüdü, doğru yer seçimi ve etkin denetimin hayati önemde olduğunu belirten Eyidoğan, sıvılaşma ve heyelan riski bulunan alanlara yerleşmenin büyük tehlike oluşturduğunu söyledi.
“Birinci hata, binalar için olumsuz alanlara yerleşmek. İkinci hata, bu alanları imara açmak. Üçüncü hata ise inşaat sürecindeki yanlışlar. Bunlar bir araya geldiğinde depremden kurtuluş ümidi kalmaz” diyerek uyarılarını yineledi.

Kaynak: HABER MERKEZİ