Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte yapay zeka, artık yalnızca iş hayatında ya da bilgiye ulaşmada değil, insanların duygusal sorunlarını paylaştığı bir alan haline de geldi. Günlük hayatta yaşanan kaygılar, ilişki problemleri ve içinden çıkılamayan düşünceler çoğu zaman bir arkadaş ya da uzman yerine yapay zekaya anlatılırken, bu durumun insan psikolojisi üzerindeki etkileri de tartışma konusu oluyor.
Uzman Psikolog Servet Aşan, Türkinform’a verdiği röportajda yapay zeka ile kurulan duygusal iletişimin kısa vadede rahatlama sağladığını ancak uzun vadede insanı yalnızlaştırabileceğini söyledi. Aşen, ilişkilerde manipülasyon, kaygı bozukluğu, “hayır” diyememe, yanlış kişiye aşık olma ve aşırı düşünme gibi konularda da önemli değerlendirmelerde bulundu.
“YAPAY ZEKA BİZE ACI BİR GERÇEĞİ HATIRLATIYOR”
Yapay zekanın günlük hayatın vazgeçilmez parçalarından biri haline gelmesiyle birlikte insanlar artık sorunlarını, kaygılarını ve içinden çıkamadıkları durumları çoğu zaman bir arkadaşına ya da uzmana anlatmak yerine yapay zekayla paylaşmayı tercih ediyor.
Uzman Psikolog Servet Aşan’a göre bunun temel nedenlerinden biri, yapay zekanın kişiyi yargılamaması ve eleştirmemesi. İnsanlar, çevrelerine anlatmaktan çekindikleri konuları yapay zekaya daha rahat ifade edebiliyor. Ancak Aşan, bu rahatlığın kalıcı bir çözüm olmadığını belirterek, “Kısa vadede bir rahatlık bu, uzun vadede maalesef yalnızlaşıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
İLİŞKİLERDE KOPUŞUN İLK SİNYALİ
Aşan, bir ilişkinin bitmeye yaklaştığını gösteren en önemli işaretlerden birinin iletişim kopukluğu olduğunu vurguladı. Sürekli aşağılanma, eleştirilme, karşı tarafın dinlememesi ve kendi düşüncelerini dayatması, ilişkide tahammül sınırlarının aşıldığını gösteren temel belirtiler arasında yer alıyor.
Uzman psikoloğa göre ilişkilerde çözülmeyen problemler zamanla birikiyor ve taraflar arasında duygusal mesafeyi büyütüyor. Aşan, “Eğer karşıdaki kişi sizi dinlemiyorsa, anlamak istemiyorsa, kendi söylediklerini empoze ediyorsa artık konuşacak çok da bir şey kalmamıştır” sözleriyle iletişimin önemine dikkat çekti.

MANİPÜLASYON HER ZAMAN AÇIKÇA FARK EDİLMEYEBİLİR
İlişkilerde yalnızca kendi söylediklerinin doğru olduğunu kabul ettirmeye çalışmanın ilkel bir manipülasyon yöntemi olduğunu belirten Aşan, daha profesyonel manipülatörlerin bunu kişiye hissettirmeden yaptığını söyledi.
Manipülasyonun erken fark edilmesi için kişinin kendisine şu soruları sorması gerektiğini ifade eden Aşan, “Söylediklerim ne kadar ciddiye alınıyor? Karşımdaki kişi beni gerçekten dinliyor mu? Her zaman onun dediği mi oluyor, yoksa benim fikirlerim de önemli mi?” ifadeleriyle ilişkilerde farkındalığın önemine dikkat çekti.
Aşan’a göre fark etmeden bütün konular karşı tarafın istediği gibi ilerliyorsa ve kişi artık karşı çıkamaz hale geldiyse, burada ciddi bir manipülasyondan söz etmek mümkün.
“HAYIR” DİYEMEMENİN ARKASINDA KAYBETME KORKUSU VAR
Bazı insanların “hayır” diyememesinin basit bir kişilik özelliği olarak görülmemesi gerektiğini söyleyen Aşan, bu durumun arkasında terk edilme, sevilmeme, dışlanma ya da sorun çıkaran kişi olarak görülme korkusunun bulunabileceğini anlattı.
Aşan, “Hayır” demekte zorlanan kişilere küçük adımlarla başlamayı önerdi. Büyük kararlar yerine günlük hayatta daha küçük sınırlar koymanın, zamanla daha sağlıklı bir kişisel alan oluşturabileceğini belirtti.
KAYGI HER ZAMAN KÖTÜ DEĞİL, AMA HAYATI KISITLIYORSA DİKKAT
Kaygının insan için doğal ve gerekli bir duygu olduğunu ifade eden Aşan, kaygının tehlike anında kişiyi korumaya ve tedbir almaya yönelten bir mekanizma olduğunu söyledi. Ancak kaygının bozukluk haline gelmesi, kişinin olumsuz tahminlerini gerçek gibi kabul etmesiyle başlıyor.
Örneğin bir kişinin “Dışarı çıkarsam bana zarar gelir” düşüncesi nedeniyle günlük hayatını sürdürememesi, kaygının artık işlevselliği bozduğunu gösteriyor. Aşan, titreme, terleme, kalp çarpıntısı, nefes darlığı, ses tonunda değişiklik ve atılacak adımdan vazgeçme gibi belirtilerin kaygı bozukluğuna işaret edebileceğini söyledi.
“BU SADECE BİR DÜŞÜNCE, GERÇEK DEĞİL”
Kaygıyla baş ederken yalnızca olumlu düşünmenin yeterli olmadığını vurgulayan Aşan, kişinin düşüncesinin gerçek bir tehdide dayanıp dayanmadığını sorgulaması gerektiğini belirtti.
Aşan’a göre kişi kaygı yaratan düşünce karşısında somut kanıt aramalı. Gerçek bir tehlike varsa kaygı koruyucu bir işlev görür ancak güvenli bir ortamda aynı tehdit algısı sürüyorsa, bu durum günlük işlevselliği bozan bir kaygı bozukluğuna dönüşebilir.
NEDEN YANLIŞ KİŞİYE AŞIK OLURUZ?
Aşan, yanlış kişiye aşık olma meselesinin temelinde çoğu zaman kişinin içindeki bir eksikliği tamamlama ihtiyacının bulunduğunu söyledi. Aşkın, kimi zaman karşı tarafın kişideki ilgi, değer görme ya da yakınlık ihtiyacını karşılamasıyla ortaya çıkabileceğini ifade etti.
Ancak geçmiş ilişkilerden kalan acı deneyimler, kişinin yeni ilişkilerinde de tanıdık olanı seçmesine neden olabiliyor. Aşan, beynin belirsiz olan yerine alışılmış olanı daha güvenli görebildiğini belirterek, kişinin bazen mutlu olma ihtimali varken bile tanıdık geldiği için acıyı seçebildiğine dikkat çekti.
RUH SAĞLIĞINI KORUMANIN ÜÇ TEMEL ADIMI
Ruh sağlığını korumak için günlük yaşamda dikkat edilmesi gereken temel başlıkların kaliteli uyku, dengeli beslenme ve yürüyüş ya da egzersiz olduğunu belirten Aşan, bu üç alışkanlığın düzenli sürdürülmesinin ruh sağlığı açısından önemli olduğunu ifade etti.
Uyku düzeninin bozulmasıyla birlikte dikkat eksikliği, halsizlik, unutkanlık, depresif semptomlar ve motor hareketlerde azalma gibi sorunların ortaya çıkabileceğini söyleyen Aşan, egzersizin stres ve kaygıyla baş etmede, dengeli beslenmenin ise duygu durumu ve yeme davranışları üzerinde etkili olduğunu anlattı.
AŞIRI DÜŞÜNMEYE KARŞI ÜÇ ADIM
Son yıllarda sıkça kullanılan “overthink” yani aşırı düşünme hali için de önerilerde bulunan Aşan, düşüncelerin kişiyi sürekli meşgul etmesi durumunda ilk adımın yazmak olduğunu söyledi.
Aşan’a göre soyut halde zihinde dolaşan düşünceleri kağıda dökmek, zihindeki trafiği azaltabilir. Bunun yanında nefes egzersizleri yapmak ve bulunulan ortamda birkaç nesneye dokunarak şimdiki ana dönmek de aşırı düşünme halinden çıkmaya yardımcı olabilir.
DOĞRU İLETİŞİM ŞART
Uzman Psikolog Servet Aşan’ın değerlendirmelerine göre ruh sağlığını korumanın, sağlıklı ilişkiler kurmanın ve kaygıyla baş edebilmenin temelinde doğru iletişim, sınır koyabilme ve kişinin kendi düşüncelerini sorgulayabilmesi yer alıyor.
Yapay zeka, insanlara yargılanmadan konuşabilecekleri bir alan sunsa da Aşan’ın uyarısı net: Gerçek bağların yerini yapay onay mekanizmaları aldığında, kısa vadeli rahatlama uzun vadeli yalnızlığa dönüşebilir.




