Avrupa Komisyonunun 2026 yılı Genişleme Paketi kapsamında yayımladığı Türkiye Raporu, Ankara ile Brüksel arasındaki ilişkilerde yeni bir tartışmanın odağı oldu. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, 4 Kasım 2026 tarihli ve 212 sayılı yazılı açıklamasında, raporun Avrupa Birliği'nin (AB) Türkiye'ye yönelik önyargılı yaklaşımını yansıttığını belirtti.

Bakanlık, özellikle siyasi kriterler, yargı bağımsızlığı ve temel haklara ilişkin değerlendirmeleri reddederken Kıbrıs meselesi ve Doğu Akdeniz konusunda Türkiye'nin uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarının göz ardı edildiğini vurguladı.

ABD seçimlerinin ardından Netanyahu da mı gidiyor? İsrail muhalefetinde hareketlilik!
ABD seçimlerinin ardından Netanyahu da mı gidiyor? İsrail muhalefetinde hareketlilik!
İçeriği Görüntüle

Açıklamada, AB'nin ekonomik alandaki olumlu tespitleri memnuniyetle karşılanırken Türkiye-AB ilişkilerinin tek taraflı yaklaşımlar yerine ortak çıkarlar ve uzun vadeli stratejik hedefler doğrultusunda geliştirilmesi gerektiği ifade edildi.

Turkiye Abavrupa Birligi 1476101

SİYASİ KRİTERLER VE YARGI DEĞERLENDİRMELERİNE İTİRAZ

Avrupa Komisyonunun 2026 Türkiye Raporu'nda yer alan siyasi kriterler, yargı ve temel haklar başlıkları, Dışişleri Bakanlığının açıklamasında öncelikli eleştiri konuları arasında yer aldı.

Bakanlık, raporda bu alanlara ilişkin ortaya konulan iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunarak şu ifadeleri kullandı:

"Raporda yer alan, özellikle siyasi kriterler ile yargı ve temel haklar alanındaki mesnetsiz iddiaları reddediyoruz."

Açıklamada ayrıca söz konusu değerlendirmelerin bazı AB yetkililerinin çifte standartlı yaklaşımını ve tutarsız, inandırıcılığını yitirmiş zihniyetini yansıttığı belirtildi.

Ankara'nın bu itirazı, Türkiye'nin AB üyelik sürecinde uzun süredir tartışılan hukukun üstünlüğü, demokratik standartlar ve temel haklar konularındaki görüş ayrılıklarının devam ettiğini ortaya koydu.

KIBRIS MESELESİNDE AB'YE TARAFSIZLIK ELEŞTİRİSİ

Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Komisyonunun 2026 Türkiye Raporu'ndaki Kıbrıs değerlendirmelerine de tepki gösterdi.

Bakanlık, AB'nin Yunanistan ve Kıbrıs Rum tarafının uluslararası hukukla bağdaşmadığını savunduğu tezlerini desteklediğini belirterek Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) meşru hak ve menfaatlerinin göz ardı edildiğini ifade etti.

Açıklamada, AB'nin Kıbrıs meselesinde kayıtsız şartsız Kıbrıs Rum tarafının tutumunu benimsemeyi sürdürdüğü savunuldu.

Türkiye, bu yaklaşımın Birliğin Kıbrıs meselesindeki çözüm çabalarına katkı sunmasını engellediği görüşünü yineledi.

Böylece 2026 Türkiye Raporu etrafındaki tartışmalarda Kıbrıs meselesi, Ankara-Brüksel ilişkilerinin temel anlaşmazlık alanlarından biri olarak yeniden öne çıktı.

DOĞU AKDENİZ VE LİBYA MUTABAKATINA İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER REDDEDİLDİ

Avrupa Komisyonunun raporunda ele alınan bir diğer başlık Doğu Akdeniz'deki gelişmeler ve Türkiye'nin Libya ile imzaladığı deniz yetki alanlarına ilişkin mutabakat oldu.

Dışişleri Bakanlığı, rapordaki Doğu Akdeniz değerlendirmelerinin uluslararası hukuka ve hakkaniyet ilkesine bütünüyle aykırı olduğunu belirtti.

Açıklamada, Türkiye ile Libya arasında imzalanan Mutabakat Muhtırası'na ilişkin değerlendirmelerin hukuki dayanaktan yoksun olduğu savunularak şu ifadelere yer verildi:

"Rapordaki Doğu Akdeniz'e ilişkin değerlendirmeler uluslararası hukuka ve hakkaniyet ilkesine bütünüyle aykırı olup Türkiye ile Libya arasında imzalanan Mutabakat Muhtırası'na dair ifadelerinde herhangi bir hukuki bulunmamaktadır."

Bakanlığın açıklamasındaki bu itiraz, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarına ilişkin tezlerinden geri adım atmadığını ve Libya ile imzalanan mutabakatı savunmayı sürdürdüğünü gösterdi.

Yunan Basını Türkiye Libya Anlaşması Için “Bir Tokat Daha Yedik” (1)

AB RAPORUNDA TÜRKİYE'NİN ÜYELİK SÜRECİNE İLİŞKİN ELEŞTİRİLER

Avrupa Komisyonunun 4 Kasım'da yayımladığı 2026 Genişleme Paketi'nde Türkiye, AB açısından önemli bir ortak ve aday ülke olarak tanımlandı. Bununla birlikte raporda, Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin 2018 yılından bu yana durma noktasında olduğu hatırlatıldı.

Komisyon, Türkiye'de demokrasi, hukukun üstünlüğü ve temel haklar alanlarında gerileme yaşandığını ileri sürdü. Özellikle seçilmiş yetkililere, muhalefet temsilcilerine ve sivil toplum kuruluşlarına yönelik hukuki süreçlerin yoğunlaşmasının demokratik ilkeler bakımından endişeleri artırdığı savunuldu.

Raporda, Türkiye'nin AB üyeliği hedefi ile Birliğin siyasi kriterlerine uyum konusundaki mevcut durum arasında giderek büyüyen bir farklılık bulunduğu değerlendirmesi yapıldı.

Dışişleri Bakanlığının açıklaması ise Avrupa Komisyonunun söz konusu değerlendirmelerine doğrudan yanıt niteliği taşıdı. Ankara, AB'nin Türkiye'deki gelişmeleri değerlendirirken tarafsız ve tutarlı bir yaklaşım benimsemediğini savundu.

EKONOMİK İLERLEME VE REKABET GÜCÜNE OLUMLU DEĞERLENDİRME

Dışişleri Bakanlığı, raporun eleştirilen bölümlerinin yanı sıra Türkiye'nin ekonomik performansına ilişkin olumlu değerlendirmelere de dikkat çekti.

Açıklamada, Türkiye'nin ekonomik ve parasal politikalar alanında kaydettiği ilerleme, işleyen piyasa ekonomisine sahip olması ve Birlik içindeki rekabet baskısıyla baş edebilme kapasitesine yönelik tespitlerin olumlu karşılandığı belirtildi.

Avrupa Komisyonu da Türkiye'nin AB açısından önemli bir ekonomik ortak olduğunu vurgularken ticaret, ekonomik ilişkiler, yeşil dönüşüm ve ulaştırma bağlantılarının geliştirilmesini karşılıklı iş birliği alanları arasında sıraladı.

Bakanlık, Türkiye'nin bağlantısallık, tedarik ve değer zincirlerinin dayanıklılığı ile güvenlik alanlarında üstlendiği rolün AB tarafından olumlu değerlendirilmesini memnuniyetle karşıladığını bildirdi.

Bununla birlikte Ankara, raporda kayda geçirilen ekonomik ve ticari verilerin Türkiye'nin Gümrük Birliği'nin güncellenmesine ilişkin beklentilerinin haklılığını ortaya koyduğunu savundu.

Gümrük-4

GÜMRÜK BİRLİĞİNİN GÜNCELLENMESİ YENİDEN GÜNDEMDE

Türkiye'nin AB ile ekonomik ilişkilerinde önemli başlıklardan biri olan Gümrük Birliği'nin modernizasyonu, Bakanlığın açıklamasında da yer aldı.

Ankara, Türkiye'nin üretim kapasitesi, ticari bağlantıları ve bölgesel tedarik zincirlerindeki konumunun AB açısından stratejik önem taşıdığını vurguladı.

Avrupa Komisyonunun genişleme değerlendirmelerinde de Türkiye ile ekonomik iş birliğinin geliştirilmesi, karşılıklı çıkarların bulunduğu alanlarda ilişkilerin sürdürülmesi ve bölgesel bağlantıların güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

Böylece siyasi anlaşmazlıklara rağmen ekonomi ve ticaret alanları, Türkiye ile AB arasındaki diyaloğun devam ettirilebileceği temel başlıklar arasında öne çıktı.

ANKARA'DAN AB'YE SOMUT ADIM ÇAĞRISI

Dışişleri Bakanlığı, açıklamasının sonunda Türkiye-AB ilişkilerinin geleceğine ilişkin beklentilerini de ortaya koydu.

Bakanlık, ilişkilerin dar siyasi hesapların ve tek taraflı yaklaşımların ötesinde, ortak çıkarlar ve uzun vadeli bir vizyon temelinde şekillendirilmesi gerektiğini belirtti.

Türkiye'nin ortaklık hukuku ve ahde vefa ilkesi çerçevesinde karşılıklı güven, saygı ve hakkaniyete dayalı ilişkileri ilerletmeye hazır olduğu vurgulandı.

Açıklamada, AB'den son dönemde artan diyaloğu Türkiye'nin üyelik perspektifini güçlendirecek somut kararlara dönüştürmesi ve ortak geleceğin gerektirdiği stratejik iradeyi göstermesi istendi.

Avrupa Komisyonunun 2026 Türkiye Raporu ile Ankara'nın buna verdiği yanıt, taraflar arasında siyasi kriterler ve bölgesel meselelerde görüş ayrılıklarının sürdüğünü, buna karşılık ekonomik ve stratejik iş birliğinin geliştirilmesine yönelik karşılıklı çıkarların önemini koruduğunu ortaya koydu.

Kaynak: Haber Merkezi