Diyabet, toplumda çoğunlukla yalnızca yüksek kan şekeriyle ilişkilendirilse de uzun vadede vücudun farklı organ ve sistemlerini etkileyebilen önemli bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Burak Yavuzcan, diyabetin oluşum mekanizması, Tip 1 ve Tip 2 diyabet arasındaki farklılıklar ve günümüzde uygulanan tedavi yaklaşımları hakkında Türkinform’a değerlendirmelerde bulundu.
Yavuzcan, diyabetin temelinde insülin üretiminin yetersiz olması, insülinin etkisinin azalması veya vücudun insülini etkin şekilde kullanamaması gibi mekanizmaların bulunduğunu belirtti. Pankreasta üretilen insülinin başta şeker, yağ ve protein metabolizması olmak üzere vücudun enerji dengesinde önemli rol oynadığını ifade etti.

DİYABET SADECE KAN ŞEKERİNDEN İBARET DEĞİL
Diyabetin vücudun birçok organını etkileyebilen multisistemik bir hastalık olduğunu belirten Yavuzcan, hastalığın temel olarak Tip 1 ve Tip 2 olmak üzere iki ana türde değerlendirildiğini söyledi.
Özellikle Tip 2 diyabette insülin üretiminin devam edebildiğini ancak dokularda insüline karşı direnç gelişebildiğini aktaran Yavuzcan, bunun sonucunda kan şekeri seviyelerinin yükseldiğini ifade etti.
Uzman, bu nedenle diyabetin yalnızca ölçülen kan şekeri değerinden ibaret değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.
TEDAVİDE HER HASTAYA AYNI YÖNTEM UYGULANMIYOR
Diyabet tedavisinde geçmiş yıllara kıyasla önemli değişiklikler yaşandığını belirten Yavuzcan, tedavi kararının hastanın genel sağlık durumuna göre verilmesi gerektiğini söyledi.
Yavuzcan, hastanın kan şekeri düzeyleri, insülin üretimi ve eşlik eden diğer sağlık durumlarının değerlendirilmesinin ardından farklı tedavi seçeneklerinin gündeme gelebildiğini belirtti.
Özellikle uygun hastalarda insülin tedavisi yerine ağızdan kullanılan ilaçların tedavi seçenekleri arasında değerlendirilebildiğini ifade eden Yavuzcan, burada temel yaklaşımın her hastaya aynı tedaviyi uygulamak değil, kişinin ihtiyaçlarına göre uygun yöntemi belirlemek olduğunu vurguladı.

İNSÜLİN TEDAVİSİ KİŞİYE GÖRE DEĞERLENDİRİLİYOR
Diyabet tedavisinde insülin kullanımının da hastanın özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yavuzcan, geçmişte özellikle Tip 2 diyabet hastalarında belirli durumlarda insülin tedavisine daha sık başvurulduğunu söyledi.
Günümüzde ise tedavi seçeneklerinin çeşitlendiğine dikkat çeken Yavuzcan, “Her hasta için bireysel değerlendirme yapılarak en uygun tedavi yönteminin belirlenmesi” gerektiğinin altını çizdi.
Bu nedenle hastaların çevresinden duyduğu tedavi yöntemlerini kendi durumlarına uygulamak yerine doktor kontrolünde hareket etmesinin önem taşıdığı belirtildi.
İLAÇ KADAR BESLENME VE HAREKET DE ÖNEMLİ
Diyabet yönetiminin yalnızca ilaç kullanımından oluşmadığını belirten Yavuzcan, sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve yaşam tarzı değişikliklerinin tedavi sürecinin önemli parçaları olduğunu söyledi.
Diyabetle mücadelede hedefin yalnızca kan şekerini düşürmek olmadığını ifade eden Yavuzcan, uzun vadede ortaya çıkabilecek komplikasyonların önüne geçilmesinin de tedavinin temel amaçlarından biri olduğunu kaydetti.

DÜZENLİ KONTROL İHMAL EDİLMEMELİ
Diyabetin erken dönemde fark edilmesinin hastalığın yönetimi açısından önem taşıdığını belirten Yavuzcan, özellikle risk grubunda bulunan kişilerin düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini söyledi.
Kan şekeri takibinin ve doktor tarafından belirlenen tedavi planına uyumun önemine dikkat çeken Yavuzcan, diyabetin uygun şekilde yönetilmesinin hastalığın ilerlemesi ve uzun vadeli komplikasyonların önlenmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti.
Yavuzcan, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi, düzenli kontrollerin sürdürülmesi ve tedavinin kişiye özel planlanmasının diyabet yönetiminde temel unsurlar arasında yer aldığını belirterek değerlendirmelerini tamamladı.




