Doğu Türkistan Vakfı Başkanı Prof. Dr. Abdulhamit Avşar, Türkinform muhabiri Almila Kerküklü'ye verdiği özel röportajda, Doğu Türkistan'da yaşanan güncel gelişmeleri, Çin'in bölgedeki uygulamalarını ve uluslararası toplumun konuya yaklaşımını değerlendirdi. Çin'in 1949 yılından bu yana sistematik bir asimilasyon politikası yürüttüğünü belirten Avşar, bölgedeki yeraltı kaynaklarının ve jeopolitik konumun bu politikalarda temel belirleyici olduğunu ifade etti.

BAĞIMSIZ DEVLETTEN İŞGALE

Doğu Türkistan'ın geçmişine değinen Avşar, 26 Ekim 1949 tarihinde Çin Halk Cumhuriyeti'nin bölgeyi işgal ettiğini hatırlattı. İşgal öncesinde bölgede bağımsız bir Türk devletinin, Doğu Türkistan Cumhuriyeti'nin bulunduğunu vurgulayan Avşar, bu devletin kendi bayrağı, marşı ve toprak sınırları olduğunu belirtti. Çin'in bu tarihten itibaren demografik yapıyı değiştirmek için askeri birliklerini ve tarım işçilerini bölgeye taşıdığını ifade etti.

Doğu Türkistan-1

BÖLGENİN STRATEJİK VE EKONOMİK ÖNEMİ

Doğu Türkistan meselesinin temelinde yatan nedenlerin hem dini hem de jeopolitik olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Avşar, bölgenin yeraltı zenginliklerine dikkat çekti. Çin'in kendi resmi istatistiklerine göre mevcut petrol ve doğal gaz rezervlerinin yüzde 30'unun, altın rezervlerinin ise yarısının Doğu Türkistan'da bulunduğunu kaydetti.

Kazakistan erken seçime gidiyor: Parlamento dönemi kapandı!
Kazakistan erken seçime gidiyor: Parlamento dönemi kapandı!
İçeriği Görüntüle

Bölgenin uranyum, kömür ve nadir toprak elementleri açısından da zengin olduğunu belirten Avşar, Çin'in batıya açılma hedefi doğrultusunda burayı stratejik bir lojistik üs olarak planladığını dile getirdi. Avşar'a göre Çin, bu zenginlikleri kontrol altında tutmak ve coğrafyada kalıcı olabilmek için Türk kimliğini ortadan kaldırmayı amaçlıyor.

SİSTEMATİK ASİMİLASYON VE KÜLTÜREL MÜDAHALE

Çin'in uyguladığı politikaların son aşamaya geldiğini savunan Avşar, 2016 yılının sonlarından itibaren toplama kamplarının devreye sokulduğunu, zorunlu çalışma ve köle işçilik uygulamalarının başlatıldığını ifade etti. Çocukların küçük yaşta ailelerinden koparılarak ana dillerini öğrenemeden Çin kültürüyle yetiştirildiğini aktaran Avşar, "misafir aile" uygulamasıyla Çin Komünist Partisi gönüllülerinin evlere yerleştirildiğini ve kültürel yapıya müdahale edildiğini belirtti. Ayrıca, bölgedeki demografik dengeyi değiştirmek amacıyla Çinli nüfusun Doğu Türkistan'a taşındığını kaydetti.

YENİ YASALAR VE KÜRESEL BASKI

Bölgedeki baskıların yasal zeminlerle artırıldığına işaret eden Avşar, yakın zamanda "Etnik Birlik Yasası" adı altında yeni bir düzenlemenin geçirildiğini bildirdi. 1 Temmuz itibarıyla yürürlüğe girecek olan bu yasa kapsamında Mandarin dilinin ve Çin geleneklerinin dayatıldığını, kültürel unsurların Çin'in belirlediği esaslara göre yeniden şekillendirildiğini aktardı.

Çin'in sadece kendi sınırları içinde kalmadığını belirten Avşar, yurtdışındaki Doğu Türkistan, Tibet, Mançurya ve Moğolistan kökenli muhalif sesleri takip edip sindirmek amacıyla uluslararası bir eylem politikası ortaya konduğunu da sözlerine ekledi.

DÜNYAYA VE İNSANLIĞA ÇAĞRI

Yaşananlar karşısında uluslararası toplumun sessiz kalmasını eleştiren Prof. Dr. Avşar, dünyanın ve özellikle İslam ile Türk aleminin kayıtsızlığının Çin'in zulmetme cesaretini artırdığını vurguladı. Çin'in en çok Türklerin birlikte hareket ederek ses yükseltmesinden çekindiğini ifade eden Avşar, bu nedenle ülkelerin sessiz kalması için Çin'in yoğun çaba harcadığını belirtti. Doğu Türkistan'daki durumu yeryüzündeki en büyük zulümlerden biri olarak nitelendiren Avşar, vicdan sahibi herkesin inanç ve düşünce ayrımı yapmaksızın bu insanlık sorununa karşı durması gerektiğini kaydetti.

VATAN BİLİNCİ VE GELECEĞE DAİR UMUTLAR

Son olarak Doğu Türkistan davasının özünde bir vatan mücadelesi olduğunun altını çizerek, yurtdışında yaşayan Türklerin bulundukları yerlerde refah içinde olsalar dahi vatan gerçeğini unutmamaları gerektiğini dile getirdi. Çin'in tüm yok etme politikalarına rağmen Doğu Türkistan'ın kurtulacağına inandığını belirten Avşar, özgür bir Doğu Türkistan'da Tanrı Dağları'nın eteklerinde yeniden bir araya gelme umudunu taşıdığını ifade ederek sözlerini noktaladı.

Muhabir: Almila Kerküklü