Ermenistan'daki seçim sonuçlarını Zehra Aligül'e değerlendiren Bayburt Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ramin Sadık, ortaya çıkan tablonun yalnızca bir iktidar tercihi olarak değil, ülkenin dış politika yönelimine ilişkin önemli mesajlar taşıdığını söyledi. Sadık'a göre seçmen, sandıkta sadece siyasi partiler arasında değil, aynı zamanda Ermenistan'ın gelecekte hangi eksende ilerleyeceği konusunda da tercih yaptı.
"ERMENİ HALKININ YARISI BÖLGESEL BARIŞA YEŞİL IŞIK YAKTI"
Ermenistan içinde çok farklı görüşler var, bunun bir seçimden ziyade dış politika referandumu olduğuna dair yorumlar yapılıyor. Paşinyan'ın yeniden güçlü şekilde destek almasını bu şekilde açıklayabilir miyiz?
"Doğrudur, Ermenistan içinde, özellikle de muhalif cephede çok farklı görüşler mevcut Bu seçimlerde 3 esas muhalif grup öne çıkıyordu. Ancak üçünün de tek ortak noktası, iktidarın Azerbaycan ile barış, Türkiye ile normalleşme ve batıya yakınlaşma politikalarına karşı çıkmalarıydı. Aslında bundan dolayı muhalefetin seçmen için bir vizyon vermediği ortadaydı. O nedenle seçimde halk ilerde ülkenin hangi eksende ilerleyeceğine de oy vermiş oldu. Anlaşıldığı kadarıyla oy kullanan Ermeni halkının yarısı, iktidarın bölgesel barışa ve batıdan yana politikasına yeşil ışık yaktı."
Sadık'a göre seçim sonuçlarının ardından Azerbaycan ile kalıcı bir barış anlaşmasının daha yakın olduğu yönünde yorumlar yapmak için henüz erken. Özellikle Ermenistan Anayasası'nda yapılması gereken değişiklikler ve referandum süreci, önümüzdeki dönemin en kritik başlıklarından biri olmaya devam ediyor.

"BARIŞ ANLAŞMASINA YAKINLAŞMAK BİR YANA, DAHA DA UZAKLAŞMIŞTIR"
Azerbaycan ile kalıcı barış anlaşmasının imzalanması artık bir adım daha yakın diyebilir miyiz?
"Biliyorsunuz Azerbaycan kalıcı barış anlaşması için Ermenistan’dan, anayasada atıf yapılan Bağımsızlık Bildirgesi’nin güncellenmesini şart olarak koşmuş durumda. Zira bildirgede Azerbaycan toprakları üzerinde(Karabağ) toprak iddiaları vardır. Ermenistan anayasasının ilgili maddelerinin bir referanduma güncellenmesi sonrasında Azerbaycan iki ülke arasında nihai barış anlaşması yapılabileceğini açıklamıştı.
Görünürde Paşinyan bu şarta çok da karşı çıkmıyordu. Lakin seçimden önce gerekli adımları atmadı. Oysa seçimlerden önce Ermenistan’ın Azerbaycan ile barış anlaşmasını yapabilmesi teorik olarak daha çok mümkün idi. Zira o zaman Paşinyan’ın partisinin mecliste 71 milletvekili vardı. 1 vekil eksikti ama ülkenin referanduma gitmesi yönünde meclis kararı çıkabilirdi.

Ancak Paşinyan bunu göze alamadı, zira hem muhalefetten ciddi bir baskı vardı hem de seçimler yaklaşıyordu. İktidarı kaybetmeyi göze almayan Paşinyan, referandumu seçimlerden sonraya bıraktı. Ancak bu sefer de bir önceki döneme göre daha düşük bir milletvekili çıkarabildi. Şu anda Paşinyan’ın partisi 64 milletvekili ile meclise gidebilecek. Oysa anayasa referandumu için 72 milletvekiline ihtiyaç vardır.
Dolayısıyla Azerbaycan ile kalıcı barış anlaşmasına daha çok yakın olmak bir yana, daha da uzaklaşmıştır Ermenistan. Bir ihtimal, muhalif vekillerin bazılarını iktidarın yanına çekebilmesi konusudur. Lakin ona da muhalefet nasıl bakar yahut rıza gösterir mi, şu anda kestirmek zor."
Röportajda Türkiye-Ermenistan normalleşmesine de değinen Sadık, bu süreçten en büyük faydayı Ermenistan'ın sağlayacağını belirtti. Erivan'ın uzun yıllardır içinde bulunduğu bölgesel izolasyondan çıkmak istediğini ifade eden Sadık, ekonomik ve ticari gerekçelerin giderek daha fazla öne çıktığını söyledi.

"TÜRKİYE İLE NORMALLEŞMEYE EN ÇOK ERMENİSTAN'IN İHTİYACI VAR"
Ermenistan kamuoyunun Türkiye ile normalleşmeye bakışında son yıllarda bir değişim gözlemliyor musunuz?
"Türkiye ile normalleşme en çok Ermenistan’a lazım. Ermenistan’ın dünyaya açılması kendine faydalı. Bilindiği gibi genel olarak şimdiye kadar Ermenistan’ın sadece İran ve Rusya ile kara bağlantısı vardı. Ancak günümüz dünyasında ticaretin şekillendirilmesi ülkelerin en fazla tercih ettiği husustur.
Bu bağlamda Ermenistan’ın da ihracını çeşitli ülkelere çeşitlendirmesi iktidarının istediği bir durum. Dolayısıyla Ermenistan, Türkiye ile normalleşmeyi çok fazla arzu eden taraf. Sonuçta yıllardır süregelen yalnızlık kıskacına kendisini Ermenistan atmıştır. O kıskaçtan çıkmak da yine kendisine bağlı.
Ermenistan kamuoyu bu bağlamda kıskaçtan kurtulmak isteyen iktidarına bu seçimde 'evet' demeyi bilmiştir. Yalnız buna rağmen hâlâ Ermenistan toplumunda, Azerbaycan yahut Türkiye olsun fark etmez, genel olarak Türklere bakış olumlu değil. O nedenle ülke dünyanın en monoetnik yapılı ülkelerinden birisi.
Belki toplumun bakışı zamanla değişir, değişmesi de lazım. Sonuçta iki komşu ülkesi Azerbaycan ve Türkiye’de binlerce Ermeni asıllı vatandaş yaşamaktadır. Ermenistan’da da Türklerin yaşaması yahut bulunması toplum tarafından gayet normal ve doğal karşılanmalı."

"DİASPORANIN ETKİSİ ESKİSİNE GÖRE ZAYIFLIYOR"
Diaspora ile Ermenistan halkı arasında Türkiye ve Azerbaycan politikaları konusunda görüş ayrılıkları bulunuyor mu?
Sadık'a göre Ermenistan halkının önemli bir bölümü artık diaspora merkezli çatışmacı söylemlere eskisi kadar ilgi göstermiyor. Özellikle ekonomik kalkınma ve bölgesel istikrar arayışının toplumda daha fazla karşılık bulduğunu belirten Sadık, Karabağ Savaşı sonrasında Erivan yönetiminin de bölgesel gerçeklikleri daha fazla dikkate almaya başladığını ifade etti.
"Son zamanlarda anlaşıldığı kadarıyla Ermenistan halkının içinde kayda değer bir kısım, diasporanın düşmanlık üzerinden Türkiye ve Azerbaycan’a yönelik nefret söylemlerini beğenmiyor. Öyle ki yıllar önce Nisan 1915 olaylarının anım etkinliklerine katılanların sayısı daha fazlaydı. Ancak giderek marjinal gruplara evrilmiştir. Yani çoğu Taşnak ve diğer milliyetçi Ermeni gruplarının katıldığı etkinlikler halini almıştır. Bu durum diasporanın etkisinin eskisine oranla bir hayli zayıflamaya yüz tuttuğunu gösterir.
Aslında Ermenistan halkı, ülkenin gelişmesinden, zenginleşmesinden yana. Nitekim gerçekten de bölge ülkeleriyle kıyaslandığında en fakir ülkelerden biridir Ermenistan. Kasabaları, köyleri, hatta bazı şehirleri bile fakirlik girdabında.
Azerbaycan ve Türkiye ile barış içinde yaşamaları gerektiğine ilişkin eski Ermenistan yönetimleri pek bir çalışma yapmamışlardır. Mevcut Ermenistan yönetimini ise mevcut denklemi kabule, Azerbaycan’ın 'sert güç diplomasisi' getirebilmiştir. Yani Karabağ Savaşı’ndaki yenilgi, mevcut iktidarı söylemesi caizse, adeta 'akıllandırmıştır'.
Bundan dolayı iktidar Türkiye ve Azerbaycan ile barış içinde yaşanabileceğini kabul etmiştir. Şimdi iktidar bunu Ermeni halkına anlatmalı ve halkın zihnindeki yerleşik fikirleri değiştirmeli. Bunu da zamanla başarır belki."

"PAŞİNYAN'IN BAŞARISINDA BATI'YA YÖNELİM DE ETKİLİ"
Bu seçim sonuçları Ermenistan'ın Batı'ya yöneliminin halk tarafından onaylandığı şeklinde okunabilir mi?
Seçim sonuçlarının dış politika açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Sadık, Paşinyan'ın savaş sonrası dönemde dahi iktidarını koruyabilmesinde Batı ile yakınlaşma politikasının önemli rol oynadığını düşünüyor. Bununla birlikte Batılı kurumların son yıllarda Ermenistan'daki etkisinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor:
"Evet, okunabilir. Ermenistan halkı batıya yönelmek istiyor. Anlaşıldığı kadarıyla bunu iktidarın birkaç yıllık politikasından memnun olmalarıyla da görebiliyoruz. Yani savaştan yenilgiyle çıkmasına rağmen Paşinyan hala seçimleri tek başına iktidar olarak kazanabiliyorsa bunun en önemli sebeplerinden birisi halkın onun gitti batıya yönelim yoluna destek vermesidir.
Yalnız bu konuda batının çeşitli kurumlarının da Ermenistan’daki çalışmalarını kaydetmemiz gerekir. 2018 yılından bu yana Paşinyan iktidarıyla beraber Batılı kurumlar Ermenistan’da demokrasinin yerleşmesi, eski düzenin izlerinin silinmesi, basın özgürlüğünün artması ve ifade hürriyetinin gelişmesi görüntüleriyle ciddi alan hakimiyetine sahip olmuşlardır.
Yani görünürde batıya has değerleri Ermenistan’a getirmeye çalışmışlardır ama gerçekten Güney Kafkasya jeopolitiğinde yer almak ve bölgeden Rusya’yı uzaklaştırmayı amaç edinmişlerdir. Bugün aynı amaçla çalışmalarını sürdürmektedirler."
![]()
"SÜREÇ YAVAŞ AMA İSTİKRARLI İLERLİYOR"
Margara-Alican Sınır Kapısı'nın önümüzdeki dönemde düzenli ticari trafiğe açılması yönünde somut adımlar bekliyor musunuz?
Türkiye-Ermenistan normalleşmesinin en somut başlıklarından biri olan sınır kapıları konusunda da değerlendirmelerde bulunan Sadık, kısa vadede tam açılıştan çok kontrollü ve sınırlı geçişlerin daha olası olduğu görüşlerine yer verdi:
"Tamamen açılmasından ziyade birtakım sınırlı geçişler olabilir ve bunun bir süre daha devam edeceği anlaşılıyor. Gerçi Ermenistan yetkilileri sık sık sınır kapısından geçişlere hazır olduklarını dile getiriyorlar, ancak mesele sadece onların bakışıyla şekillenmiyor. Süreç yavaş ama istikrarlı ilerliyor. İki taraf arasında güven ikliminin tam sağlanması için çalışmalar devam etmektedir."
"TÜRKİYE-ERMENİSTAN NORMALLEŞMESİ BAKÜ İLE KOORDİNASYON İÇİNDE YÜRÜYOR"
Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı bir barış anlaşması imzalanmadan Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde tam normalleşme mümkün müdür?
Sadık'a göre Ankara-Erivan hattındaki normalleşme sürecini Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerinden bağımsız değerlendirmek mümkün değil. Türkiye'nin bugüne kadar izlediği yaklaşımın da bu yönde olduğunu belirten Sadık, Bakü ile koordinasyonun temel unsur olmaya devam ettiğini ifade ediyor:
"Sanmıyorum, zira Türkiye-Ermenistan arasındaki normalleşme Azerbaycan-Ermenistan arasındaki ilişkilerle koordinasyon halinde ilerliyor. Bunu defalarca Türkiye resmi yetkilileri ile Azerbaycan yetkilileri dile getirmişlerdir. Azerbaycan ile Türkiye arasındaki kardeşlik ve müttefiklik, Ermenistan ile her türlü normalleşme ve barıştan daha önemlidir. Her iki ülke de bu yaklaşımı benimsemekte ve Ermenistan ile yürütülen diplomatik temasları, 'bir millet iki devlet' anlayışına zarar vermeyecek şekilde sürdürmektedir."
"RUSYA'NIN ERMENİSTAN'DAN KOPMASI MÜMKÜN GÖRÜNMÜYOR"
Karabağ sürecinden sonra Ermenistan-Rusya ilişkilerinde yaşanan güven kaybı sizce kalıcı mı?
Son yıllarda Moskova ile Erivan arasında yaşanan gerilimlere rağmen Rusya'nın Ermenistan üzerindeki etkisinin devam ettiğini belirten Sadık, iki ülke arasındaki yapısal bağların hala güçlü olduğuna dikkat çekiyor:
"Bence değil. Ne ölçüde güven kaybı olsa da Rusya’nın Ermenistan ile ilişkilerinde bir kopukluk gözlemlemiyorum. Birincisi, Ermenistan’ın enerji ve demiryolu gibi önemli sektörlerinin Rusya’nın gözetiminde olmasıdır. İkincisi, Rusya’nın Ermenistan’da askeri üssü vardır. Ki bu üs, Güney Kafkasya’da bulunan tek üstür. Rusya’nın üsten vazgeçmesi, Güney Kafkasya jeopolitiğinden vazgeçmesi anlamına gelir.
Üçüncüsü, Rusya’da Rus-Ermeni ilişkilerinin bozulmamasını isteyen kilit figürler vardır. Dahası bu figürler Rusya’nın basın, medya, ticaret ve diğer sektörlerinde güçlü isimlerdir. Bakınız, seçimler için Rusya’dan Ermenistan’a giderek muhalefet partisi kuran Samvel Karapetyan da Rusya’nın önemli milyarderlerinden birisi.
Kısacası, Ermenistan Rusya’dan belki kopmak istese bile, Rusya’nın Ermenistan’dan kopması mümkün görünmemektedir."
Ermenistan seçimleri, Güney Kafkasya'nın geleceğine ilişkin tartışmaları da yeniden gündeme taşıdı. Doç. Dr. Ramin Sadık'ın değerlendirmelerine göre sandık sonuçları, Ermeni toplumunun önemli bir bölümünün bölgesel barış ve normalleşme politikalarına destek verdiğini gösteriyor. Ancak Azerbaycan ile kalıcı barış anlaşması, Türkiye ile ilişkilerin tam normalleşmesi ve Rusya ile kurulan geleneksel bağların geleceği gibi başlıklar, Erivan'ın önündeki en zorlu sınavlar olmaya devam edecek.



