Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tanıklık yapan doktor Nurettin Demirkol, “yalan tanıklık” suçundan yargılandığı davada hakim karşısına çıktı. Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşmasında savcı, sanığın cezalandırılmasını talep etti. Duruşmada Demirkol ve avukatları hazır bulundu. Sanık avukatlarının davanın aile dahil olmak üzere gizli görülmesi yönündeki talebi mahkeme başkanı tarafından reddedildi. Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Demirkol'a 2 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Mahkeme, sanığın 65 yaşından büyük olması nedeniyle cezasının ertelenmesine ve tahliyesine hükmetti.

“MERHUM BAKANIN ÖZEL DOKTORU DEĞİLİM”

Savunmasında Denizolgun'u yalnızca birkaç kez muayene ettiğini belirten Demirkol, özel doktor ifadesinin yanlış anlaşılmaya yol açtığını öne sürdü. Demirkol, “Merhum bakanı 2-3 kez muayene ettim. Devamlı bir doktora ihtiyacı olduğunu bilmiyorum, sadece tansiyon problemi olduğunu biliyorum. Devamlı bir doktoru olup olmadığını bilmiyorum. Söz konusu dönemlerde de sağlık ocağı tabibi, hükümet tabibi, belediye tabibi, aile hekimi gibi tabirler olduğu için yanlış anlaşılmamak adına özel doktor tabirini kullandım. Yanlışlık olmuş, kendisini devamlı takip edecek doktora ihtiyacı olmadığı halde özel doktor olarak dil sürçmesi olmuş. Ben kamu görevlisi olmadığımı söylemek istedim. Ben davanın konusunu da tam olarak bilmiyorum, merhum bakanın özel doktoru değilim” ifadelerini kullandı.

Denizolgun'un Şüpheli Ölümü Özel Doktoru Hakim Karşısında (2)

“BEKLENMEDİK ANİ BİR ÖLÜM” SAVUNMASI

Olay gecesi yapılan telefon görüşmelerine de değinen Demirkol, ölümün niteliğine ilişkin değerlendirmesinin kesin olmadığını savundu. Polisle yaptığı görüşmede “beklenmedik ani bir ölüm” ifadesini kullandığını belirten Demirkol, Adli Tıp Kurumu raporuna atıfta bulundu. Demirkol, “Dosyada kayıtlara baktığımda öncelikle 168'in arandığını, sonrasında 155, 156 ve tekrar 155'in arandığını anlıyorum. Ben 168'in önce arandığını ancak bu hususu hatırlamıyorum. 155 acil çağrı ihbarı çözüm tutanağına bakıldığında bu konuşmalarda benim olduğum anlaşılıyor. 155'i ben aramışım, sonrasında 156 ve 155 aranmış. O gece de yaşanan ölüm olayı ve durum itibarıyla, bir şeylerin görüleceği üzere değerlendirmem tam doğru olmayabilir. Zaten aradığımda da benim konuşmada söylediğim şey 'beklenmedik ani bir ölüm' cümlesidir. Polisin bana 'Şüpheli ölüm konusu mu var?' dediği kısım mevcuttur. Ben adli tabip değilim. Olay kapsamında da Adli Tıp Kurumu'nun raporu uyarınca, maktulün ölümünün beyin kanamasından kaynaklı doğal ölüm olduğu hususunda rapor tanzim edilmiştir. Ben de o tarihte Adli Tıp bana o şekilde söylediği için o şekilde biliyorum. Benim şüpheli olarak olayı değerlendirmem söz konusu değildir. Ben hükümet tabibini de aramak istedim ama ona ulaşamadığım için polisin beni yönlendirmesini arzu etmiştim” dedi.

SPK'dan yeni yaptırım kararı: 50 kişi hakkında suç duyurusu!
SPK'dan yeni yaptırım kararı: 50 kişi hakkında suç duyurusu!
İçeriği Görüntüle

“ALİHAN KURİŞ GİBİ KİŞİLERİN GELDİĞİNİ GÖRMEDİM”

Savunmasında olay gecesine ilişkin ayrıntıları hatırlamakta zorlandığını söyleyen Demirkol, Denizolgun'un yüzünde ve vücudunda kan görmediğini belirtti. Demirkol, “Ağzının sağ kenarından az bir miktarda kanlı sıvı sızmış ve yatağı ıslatmış. Bu akan, devam etmekte olan bir kanlı sıvı değildi. Ben açık ve net yüzünde ve vücudunda kan görmedim diyorum. 7 Eylül 2016 tarihinde evde olmadığım söyleniyor ancak 48 saat boyunca evden baz kayıtlarımın olduğu sabittir. Aradan 10 sene geçti, iddianamede isnat edilen suçları hatırlamıyorum. Olay tarihinden bir gün önce Galatasaray Adası'ndan baz verdiğim iddia ediliyor ama ben Kuleli mevkiinde özel bir restoranda yemek yiyordum. Alihan Kuriş gibi kişilerin geldiğini görmedim. Ölüm olayından sonra eve çok fazla kişi geldi, sokak doluydu, polisler de vardı. Ben 2016 yılını hatırlamıyorum. Bunu savunmamın başında da dedim. Olay günü midesinden gelen sıvıyı kan olarak değerlendirmiş olabilirim. 10 yıl önceki olayı hatırlamam mümkün değil. İddianamede geçen şahıslar olay yerine gelmiş olabilir, baz kayıtlarıyla ortaya çıkabilir” ifadelerini kullandı.

“ADLİ MAKAMLARI YANILTMA AMACIM YOK”

Demirkol, tanık ifadelerinin kendi anlatımıyla aynı doğrultuda olduğunu savunarak suçlamaları kabul etmedi. Tutuklanmasının kendisini ve ailesini zor durumda bıraktığını belirten doktor, beraatini talep etti. Savunmasının devamında Demirkol, “Tanıklarla ifadem aynı doğrultudadır, onların da unuttuğu şeyler elbette vardır. 8 Eylül 2016 sabahı benim için bulanık bir dönemdi. Ben polisten hep korkarım, suç işlememişimdir ama yine korkarım. Savcı ve hakim karşısına gelmek de korkumu daha da artırır. Ben Covid döneminde de devletime hizmet ettim. Biz doktorlar gizli denetimlere tabi tutuluruz. Bu denetimleri de başarıyla atlattım. Diğer tanık beyanlarının da çelişkili olmasına rağmen tarafıma suç isnat edilmesini kabul etmiyorum. Karşınızda bu şekilde bulunmaktan da utanç duyuyorum. Tutuklanmam sebebiyle kişisel ve ailevi olarak zor durumda kaldım, benim adli makamları yanıltma gibi bir amacım yoktur. Suçlamaları kabul etmiyorum, beraatimi talep ediyorum” dedi.

2 YIL 6 AY HAPİS CEZASI VE TAHLİYE KARARI

Mahkeme heyeti, Nurettin Demirkol'u “yalan tanıklık” suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Sanığın 65 yaşından büyük olması nedeniyle cezasının ertelenmesine ve tahliyesine karar verildi. Dava, eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüyle ilgili soruşturmada verilen tanık ifadesi nedeniyle açılmıştı.

Kaynak: HABER MERKEZİ