Sermaye piyasalarını sarsan fon soruşturmasında geçmiş yıllara uzanan para hareketleri ve kurumsal sorumluluk tartışması gündemdeki yerini koruyor. Eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak, T24'e verdiği röportajda, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar vermesiyle büyüyen soruşturmaya ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Soruşturmanın 2021 yılına kadar genişletilmesi gerektiğini savunan Başak, geçmişte tespit edildiğini söylediği yaklaşık 350 milyon dolarlık para trafiğinin kaynağının araştırılmadığını öne sürdü. Başak, “Bu noktaya gelinmesinde birincil sorumluluk SPK'dadır” derken, Kurul yönetiminin de sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi. Başak'ın açıklamalarında 2021 yılında hazırlanan bir iddianame, GKFX ile Tera Yatırım ve bazı şirketler arasındaki para hareketleri, kapalı fon iddiaları, kendi gözaltı süreci ve yatırımcıların zararlarının nasıl karşılanabileceği öne çıktı. Başak, ayrıca içeriden öğrenilen bilgiyle işlem yapıldığı iddialarının araştırılmasını istedi.
“SORUŞTURMANIN MİLADI 2021 OLMALI”
Fon soruşturmasının yalnızca 2024 yılından itibaren ele alınmasına karşı çıkan Başak, bugün ortaya çıkan tablonun geçmişinin 2021'e uzandığını savundu. Başak, bu konudaki değerlendirmesini şöyle anlattı:
“Bugün fon skandalında ortaya çıkan tahribatın miladı 2021, bugünkü soruşturma o yıla kadar geri gitmeli.”
Başak'a göre 2021 ve 2022 yıllarında alınan kararlar ve verilen izinler, bugün yaşananların anlaşılması bakımından kritik önem taşıyor. O yıllarda söz konusu işlemler yapılmamış olsaydı 2025'teki gelişmelerin ve bugünkü mağduriyetlerin aynı şekilde ortaya çıkmayacağını savunan Başak, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının Kasım Garipoğlu'nun şirketi GKFX hakkında hazırladığı iddianameye dikkat çekti. Başak'ın aktardığına göre Kasım Garipoğlu'nun Türkiye'de SPK lisansı olmadan faaliyet gösterdiğini söylediği GKFX isimli şirketine çeşitli gruplardan çanta ve valizlerle para taşındı. Söz konusu paraların Vietnam ve Kamboçya gibi Uzak Doğu ülkelerine gönderildiğini belirten Başak, bu transferlerin nedeninin araştırılmadığını ifade etti. Başak, “Lisansı olmamasına rağmen faaliyetlerine devam edebilmiş. Bu şirkete çeşitli gruplardan çanta ve valizlerle para taşınıyor. Paralar Vietnam ve Kamboçya gibi Uzak Doğu ülkelerine gönderiliyor. Niçin gönderildiğini, bu konuda bir inceleme yapılmadığı için henüz bilmiyoruz. Ama ortada dikkat çekici, şüpheli ve çok büyük bir para trafiği var” dedi.
GKFX İLE BAZI ŞİRKETLER ARASINDA 350 MİLYON DOLARLIK TRAFİK
Başak'ın açıklamalarındaki en dikkat çekici başlıklardan biri, 2020-2021 döneminde GKFX ile bazı yatırım şirketleri arasında gerçekleştiğini söylediği para hareketleri oldu. Başak, Kasım Garipoğlu'nun şirketinin üst düzey yöneticilerinin kendisinden 30 milyon dolar çaldığı iddiasıyla savcılığa başvurduğunu, bunun üzerine başlatılan soruşturmada şirketin para giriş ve çıkışlarının da incelendiğini anlattı. Başak, o dönemde ortaya çıkan para hareketlerini şu sözlerle aktardı:
“Kasım Garipoğlu bir gün savcılığa başvurup şirketinin üst düzey yöneticilerinin kendisinden 30 milyon dolar çaldığını söylüyor. Savcılık da bu paranın çalınıp çalınmadığını araştırmak üzere soruşturma başlatıyor. Doğal olarak paranın kaynağına, GKFX'e kimlerin para getirip götürdüğüne bakılıyor. Bu soruşturma sırasında Tera Yatırım, Asko ve Venbey gibi şirketlerle GKFX arasında çanta ve valizlerle gerçekleştirilen yaklaşık 350 milyon dolarlık para trafiği ortaya çıkıyor.”
Söz konusu miktarın tespit edilebilen tutar olduğunu belirten Başak, daha yüksek bir rakamın da söz konusu olabileceğini öne sürdü.
“Bu, tespit edilebilen rakam. Daha fazlası da olabilir. Sözünü ettiğim, 2020-2021 dönemindeki para hareketleri” diyen Başak, 30 milyon doların çalındığı iddiasına ilişkin davayla asıl araştırılması gereken para trafiğinin birbirinden ayrılması gerektiğini savundu. Başak, “Bu paralar nereden geldi? Kimler getirdi, kimler götürdü? Kaynağı neydi? Bunların araştırılması gerektiğini düşündüm” ifadelerini kullandı. Başak'ın aktardığına göre 30 milyon dolara ilişkin dava geçen yıl sonuçlandı ve herhangi bir para çalınmadığı yönünde karar verildi. Başak, kararın istinaf edilip edilmediğini bilmediğini de belirterek asıl meselenin, bu davanın öncesindeki para hareketlerinin incelenmesi olduğunu söyledi.
“KAPALI FON İLE PARA TRAFİĞİ ARASINDAKİ BAĞLANTI ARAŞTIRILMALI”
Başak, 2021 yılında Emre Tezmen'in 12 kişilik bir grupla kapalı fon oluşturduğunu belirterek, bu gelişmenin aynı dönemdeki para trafiğiyle birlikte incelenmesi gerektiğini savundu. GKFX ile Tera Yatırım arasındaki para hareketleri ve kapalı fonun kuruluş tarihi arasında olası bir bağlantı bulunduğunu ileri süren Başak, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Dolayısıyla çok büyük ihtimalle -bunu ancak inceleme ve soruşturma sonucunda kesinleştirebiliriz- Tera'nın GKFX ile arasındaki yasa dışı para trafiğinde yer alan paralar bu kapalı fonda işleme tabi tutuldu ve aklama amacıyla kullanıldı. Benim değerlendirmem bu.”
Başak, fonun halka açık olmayan yapısına ve bünyesindeki bazı hisselerde görüldüğünü söylediği olağanüstü fiyat artışlarına dikkat çekti. Başak'ın iddiasına göre, 2025 yılına gelindiğinde 12 kişiyle oluşturulan fonun içindeki hisselerde 524 kata ulaşan artışlar görüldü. Bu artışların tek başına suçun kanıtı olmadığını belirten Başak, söz konusu para hareketleri, fonun kuruluş tarihi ve hisse fiyatlarındaki yükselişlerin birlikte araştırılması gerektiğini savundu. “Kara para aklamanın bilinen yöntemlerinden biri, kaynağı yasa dışı paranın borsa kazancı olarak gösterilmesidir. Bir taraf kaybederken diğer taraf kazanır, kazanan taraf parayı borsadan elde edilmiş yasal bir kazanç gibi gösterebilir” diyen Başak, bu fondaki artışların da paraların sistem içinde yasallaştırılmasında ve yapının büyütülmesinde kullanılmış olabileceğini öne sürdü. Başak, “Bu benim kişisel değerlendirmem. Elimizde 2021 tarihli iddianame, o dönemdeki para trafiği ve aynı yıl oluşturulan kapalı fon var. Bunların arasındaki bağlantının soruşturmayla ortaya çıkarılması gerekiyor. 12 kişinin isimleri kamuoyuna açıklanmadı. İlgili kamu kurumları biliyor; biz bilmiyoruz. Ancak tahminlerde bulunabiliyoruz” ifadelerini kullandı.
“UYARILARIMIZ DİKKATE ALINSAYDI BU NOKTAYA GELİNMEZDİ”
Başak, şüpheli olduğunu düşündüğü para hareketlerini 2025 yılında çeşitli kamu kurumlarına bildirdiğini, ancak uyarılarının gereği gibi değerlendirilmediğini savundu. Haziran 2025'te Vergi Denetim Kuruluna başvurduğunu belirten Başak, daha sonra CİMER üzerinden MASAK ve SPK'ya iletilmek üzere bildirimde bulunduğunu anlattı. Başak, SPK'dan başvurusunun alındığına ilişkin yanıt geldiğini de söyledi. Buna rağmen Kasım 2025'te Emre Tezmen'in şikayeti üzerine gözaltına alındığını belirten Başak, 5 Ocak 2026'da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına kapsamlı bir dosya sunduğunu ifade etti. Dosyada şüpheli para hareketlerini, borsada yapılmaya çalışıldığını düşündüğü piyasa dolandırıcılıklarını ve ortaya çıkabilecek mağduriyetleri anlattığını belirten Başak, Nisan 2026'da ikinci kez gözaltına alındığını söyledi. Başak, yaşadıklarını ve daha önce yaptığı uyarıları şu sözlerle değerlendirdi:
“Bize gözdağı vermek yerine şikayetlerimiz ve uyarılarımız dikkate alınsaydı, sözünü ettiğimiz kişileri gözaltına almayı bırakın, hiç olmazsa çağırıp ifadeleri alınsaydı; bütün bu uyarılara ve iddianamelere rağmen gerekli izinler verilmeseydi, Türkiye bugün sermaye piyasası tarihinin en büyük mağduriyetlerinden birini yaşamak zorunda kalmazdı.”
Başak, kendisine yönelik işlemlerin gözdağı verme amacı taşıdığı kanaatinde olduğunu belirterek bu değerlendirmesini hukuki yollarla takip edeceğini söyledi.
“BETON ÜZERİNDE YATIRILMAMIN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIM”
Başak, iki gözaltı sürecinde kendisine yapılan muameleyi de gündeme getirdi. Şikayetleri ve resmi başvuruları üzerine sonuç alamadığını, buna karşılık kendisinin şikayetçi olduğu kişi tarafından yapılan başvurular üzerine gözaltına alındığını söyleyen Başak, işlemlerin biçimine itiraz etti. Başak, yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Böyle bir durumda bir insanı çağırıp ifadesini alabilirsiniz. Ama gece gözaltına alıp sabaha kadar nezarethanede tutmak, sabıkalı muamelesi yapmak, fotoğraflarını çekmek, beton üzerinde yatırmak ne demek?”
Başak, söz konusu muameleyi hukuka aykırı bulduğunu belirterek, “Ben bunun bana gözdağı vermek amacıyla yapılmış hukuksuz bir muamele olduğu kanaatindeyim. Bunun hukuk çerçevesinde takibini yapacağım. Peşini bırakmayacağım” dedi. Başak, konuyla ilgili iki kez Hakimler ve Savcılar Kuruluna (HSK) başvurduğunu, her iki başvurusuna da ret yanıtı aldığını belirtti. Son ret yanıtının ardından yeniden dilekçe verdiğini ve bu gelişmeyi sosyal medya hesabından paylaştığını söyleyen Başak, yasal yolları sonuna kadar kullanacağını ifade etti. “HSK'dan yine ret gelebilir. O zaman yasal yollar neyse, Anayasa Mahkemesine kadar giderim. Sonuna kadar takip edeceğim. Çünkü bir insanın onurunu, şerefini bu şekilde harcayamazsınız. O yetki size bunun için verilmedi” ifadelerini kullandı.
“HALKI YANILTICI BİLGİ” SUÇLAMASINA İTİRAZ
Başak, ikinci gözaltısında kendisine “halkı yanıltıcı bilgi” suçlaması yöneltildiğini de açıkladı. Başak'ın aktardığına göre, Şenol Babuşçu'nun Tera Yatırım'ın bir yılda yüzde 10 bin 128 getiri elde ettiğine ilişkin paylaşımını yeniden yayımlaması üzerine hakkında işlem yapıldı. Başak, paylaşımına herhangi bir yorum eklemediğini ve verinin Takasbank kayıtlarına dayandığını savundu. Buna rağmen gözaltına alındığını belirten Başak, basına yansıyan haberlerde “borsa manipülasyonu” ifadesinin kullanılmasına da itiraz etti. “Borsa manipülasyonu dediğiniz şey, piyasa dolandırıcılığıdır. Ben yıllarca bunun denetimini yaptım, eğitimini verdim” diyen Başak, piyasa dolandırıcılığının işlem bazlı ve bilgi bazlı yöntemleri bulunduğunu söyledi. Başak, emir verip işlemi iptal etmek veya spekülatif amaçlarla yanlış bilgi yaymak gibi yöntemlerin bu kapsamda değerlendirilebildiğini belirterek, piyasa dolandırıcılığında ekonomik menfaat boyutunun bulunduğunu ifade etti.
“BİRİNCİL SORUMLULUK SPK'DADIR”
Fon soruşturmasında kurumsal sorumluluğun hangi kurumda olduğuna ilişkin soruyu yanıtlayan Başak, doğrudan SPK'yı işaret etti. “Bu noktaya gelinmesinde birincil sorumluluk SPK'dadır” diyen Başak, Kurulun geçmişteki işlemleri, verdiği izinleri ve olası ihmal iddialarını incelemesi gerektiğini savundu. Başak, soruşturmanın yalnızca son dönemdeki işlemlerle sınırlandırılmaması gerektiğini belirterek geçmişteki para hareketlerinin ve sermaye piyasası işlemlerinin de araştırılmasını istedi. Başak'a göre, yatırımcıların zararlarının karşılanması için öncelikle olağanüstü kazançlar elde ettiği öne sürülen kişilerin tespit edilmesi gerekiyor. Bu kişilerin elde ettiği kazançların araştırılmasıyla mağdurların ana paralarının kurtarılmasına katkı sağlanabileceğini savunan Başak, çözüm için Hazine kaynaklarının kullanılmasının zorunlu olmadığını ifade etti. “Buradaki amaç öncelikle insanların ana parasını kurtarmak, kaybedilen kısmı bu şekilde takviye etmek olmalı. Üstelik bunun için Hazine kaynaklarına başvurulmasına gerek de yok” dedi.
“SPK BİR SAAT İÇİNDE ‘INSIDER TRADING’ YAPANLARI ORTAYA ÇIKARABİLİR”
Başak, fon soruşturmasında adı gündeme gelen kişilerin elde ettiği kazançların ve bu kazançların hangi işlemlerden kaynaklandığının araştırılması gerektiğini söyledi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya'nın adının tartışmalara girmesinin ardından SPK'nın benzer kazançlar elde eden kişileri de inceleyebileceğini savunan Başak, şu ifadeleri kullandı:
“SPK, Fatma Betül Sayan Kaya gibi parasını alıp gidenlerin kimler olduğunu, benzer yüzlerce kişiyi, hatta binlerce kişiyi bir saat içerisinde ortaya çıkarabilir.”
Başak, Kaya'nın durumuna benzer başka örneklerin bulunup bulunmadığı sorusuna ise şu yanıtı verdi:
“Tahmin ederek söylüyorum. Ama yüzde 100'e yakın bir tahminle söylüyorum, yüzde 99,9 diyelim.”
Başak, Sermaye Piyasası Kanunu'nun 106. maddesi kapsamında suç duyurusunda bulunulması gerektiğini de savundu. SPK'nın Kaya çifti hakkında bu kapsamda suç duyurusunda bulunmuş olması gerektiğini belirten Başak, muhtemelen başvurunun yapıldığını düşündüğünü söyledi. Başak, aksi durumda SPK'nın sorumluluğunun gündeme gelebileceğini öne sürdü. Başak, söz konusu maddeye aykırı biçimde içeriden öğrenilen bilgiyle yüksek kazanç elde eden başka kişilerin de bulunabileceğini savunarak bu iddiaların araştırılmasını istedi.
“INSIDER TRADING, BİLGİ SUIİSTİMALİDİR”
Başak, finans piyasalarında kullanılan “insider trading” kavramının Türkçe karşılığının “bilgi suiistimali” olduğunu belirtti. Kavramı, “Yani içeriden öğrenilen bilgiye dayanarak işlem yapılması” sözleriyle açıklayan Başak, Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ile Fatma Betül Sayan Kaya arasında yakın ilişki bulunduğu yönündeki iddialara da değindi. Başak, Kaya'nın geçmişte bakanlık yaptığını ve AK Parti'de çeşitli görevler üstlendiğini hatırlatarak benzer ilişkilerin başka kişiler açısından da araştırılması gerektiğini savundu. “Fatma Betül Sayan Kaya'lar çok” diyen Başak, bu ifadesinin dayanağı sorulduğunda kesin bilgiye değil, kendi tahminine dayandığını açıkça belirtti.
“SİYASET, YARGI VE BÜROKRASİDE BENZER İSİMLER VAR”
Başak, fon soruşturmasında ortaya çıkan tablonun yalnızca finans piyasaları üzerinden açıklanamayacağını savundu. Siyaset, yargı ve bürokrasideki olası bağlantıların da incelenmesi gerektiğini öne süren Başak, söz konusu yapının güçlü destek görmeden bu ölçekte bir tahribata yol açamayacağını iddia etti. Başak, şu ifadeleri kullandı:
“Tabii, bürokrasi, siyaset ve yargı içinden bu yapı çok güçlü seviyelerden destek görmemiş olsaydı, Türkiye'nin 45 yıllık sermaye piyasası tarihindeki en büyük tahribatı ve en yüksek mağdur sayısını yaratamazdı. Mümkün değil. Onun için de yüzde 99,9 olasılıkla söylüyorum ki Fatma Betül Sayan Kaya'lar çok. Hem yargıda hem siyasette hem bürokraside Fatma Betül Sayan Kaya'lar çok.”
Başak, 45 yıl boyunca sermaye piyasalarının farklı kademelerinde görev yaptığını belirterek, iddiaların ilgili kurumlar tarafından araştırılabileceğini savundu. Bu kapsamda Devlet Denetleme Kurulunun (DDK) devreye girmesini isteyen Başak, SPK, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve MASAK'ın koordineli biçimde çalışması gerektiğini söyledi. Başak, “DDK devreye girsin; SPK, BDDK ve MASAK koordinasyonunda bütün işlemler ve bütün tablo 15 gün içerisinde ortaya çıkarılabilir” diyerek incelemenin ardından bir ay içinde rapor hazırlanmasını ve gerekli görülmesi halinde savcılığa suç duyurusunda bulunulmasını önerdi.
“CUMHURBAŞKANININ MESELENİN BOYUTLARINI SONRADAN ÖĞRENDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM”
Başak, soruşturmanın siyasi boyutuna ilişkin değerlendirmesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gelişmelerden ne zaman haberdar olduğu konusuna da değindi. Başak, Cumhurbaşkanı'nın meselenin boyutlarını sonradan öğrendiğini düşündüğünü belirterek, bu değerlendirmesinin bazı duyumlara dayandığını söyledi.
“Ben bu olayda Sayın Cumhurbaşkanı'nın meselenin boyutlarını daha sonradan öğrendiğini düşünüyorum. Şimdi bu birçok insana tuhaf gelebilir. 'Olur mu, ondan habersiz kuş uçmaz' denebilir. Ama benim birtakım duyumlarım var. Bu konuda bilgi sahibi olan arkadaşlarımdan da duyduklarım var” ifadelerini kullandı. Başak, bu düşüncesinin Cumhurbaşkanı'nın sorumluluğunu ortadan kaldırdığı anlamına gelmediğini de vurguladı. Soruşturmanın sonuna kadar götürülüp götürülmeyeceğine ilişkin kaygılarını dile getiren Başak, buna rağmen son dönemde atılan bazı adımları umut verici bulduğunu belirtti.
“SPK YÖNETİMİ GÖREVDEN AFFINI İSTEMELİ”
Başak, fon tasfiyeleri ve yatırımcıların yaşadığı mağduriyetler nedeniyle SPK yönetiminin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini savundu. SPK Kurul üyeleri ve üst yönetiminin görevlerinden ayrılması gerektiğini söyleyen Başak, DDK Başkanı ve SPK Kurulu üyeleriyle ilgili tartışmaların da kamuoyunda soruşturmanın bağımsızlığına ilişkin soru işaretleri oluşturduğunu ifade etti. Başak, bu konudaki değerlendirmesinde şu sözleri kullandı:
“Ben SPK yönetiminin yerinde olsam kesinlikle görevden affımı isterdim. Çünkü ortada çok ağır bir tahribat var. Bu sıradan bir olay değil. Başta SPK Kurul üyeleri ve SPK üst yönetimi istifa etmeli.”
Bununla birlikte bütün bürokratları aynı şekilde değerlendirmediğini belirten Başak, bazı Kurul üyelerinin söz konusu kararlara karşı çıkmış olabileceğini söyledi. “Bazı bürokratlar, bazı Kurul üyeleri bu yanlışlara karşı çıkmış olabilir. Ben hepsini suçlamıyorum. Keza DDK Başkanı da bu konuları gündeme getirmiş, 'Ben devreye gireyim' demiş olabilir. Bunları bilmiyoruz. Bunlar ancak soruşturmalar sonucunda belli olacak” dedi. Başak, açıklamasının sonunda ihmali bulunan kişilerin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirterek, “Ama Cumhuriyet tarihinin en önemli tahribatlarından birini yaratan; ekonomik, siyasi ve sosyal açıdan çok büyük sonuçlar doğurabilecek bir olaydan söz ediyoruz. Burada ihmali bulunan insanların doğal olarak sorumluluk üstlenmesi gerekir” ifadelerini kullandı.



