Eskişehir'in tramvay yolunu, sokaklarını ve Porsuk kıyısını fotoğraflayan Burak Doğan, Türkinform'a özel yaptığı açıklamada tek bir karenin arkasındaki emeği anlattı. Doğan'a göre makineyi kullanmayı herkes öğreniyor, zorluk insanı doğallığını bozmadan kareye almakta.

BURAK DOĞAN BİR KARE İÇİN YARIM SAAT BEKLİYOR
Deklanşöre basmanın yalnızca bir saniye sürdüğünü hatırlatan Doğan, "İnsanların en çok merak ettiği konu bekleyiş, ama en az bilineni de o. Kimi zaman aynı köşede yarım saat kaldığım oluyor. Işığın yön değiştirmesini ya da kadraja birinin girmesini bekliyorum. Kimi gün de hiçbir şey olmuyor ve eve tek kare çekmeden dönüyorum" dedi.
Eli boş dönülen günleri ilk yıllarda daha zor karşıladığını söyleyen Doğan, "Fotoğraf çekemediğim gün şehri izlemiş oluyorum. Işığın hangi saatte nereye vurduğunu, insanların hangi yoldan geçtiğini öğreniyorum. Sonraki çıkışımda o bilgi zaten yanımda oluyor" diye konuştu.

MAKİNEYİ HERKES ÖĞRENİYOR ZOR OLAN DOĞALLIĞI KORUMAK
Sokakta en zor anın, fotoğrafı çekilen kişinin objektifi fark ettiği an olduğunu belirten Doğan, "Kişi sizi gördüğünde tavrını değiştiriyor ve doğallık gidiyor. Kimi zaman görünmez olmanız gerekiyor, kimi zaman da gülümseyip o kişiyle sohbet etmeniz" ifadesini kullandı.
Doğan'ın Eskişehir'de tramvay yolunda çektiği karede kalabalığın ortasında, rayların arasından yürüyen gözlüklü bir adam neredeyse doğrudan objektife bakıyor. "O an çok kısa sürdü. Kalabalık akıp giderken adam tam ortadan, iki rayın arasından ilerliyordu. Bir an bakışlarımız kesişmiş gibi geldi. Karede hem kalabalık var hem de kalabalığın içinde yalnız bir insan. Fotoğrafı en çok o yüzden seviyorum" dedi.

Fotoğrafa bağlılığını bir anı durdurmaya bağlayan Doğan, "Yaşanan an hiçbir zaman aynı biçimde tekrar etmeyecek. O adam rayların üstünden bir daha aynı adımla geçmeyecek, ben o adımı sakladım. Aradan yıllar geçince biri o kareye bakıp Eskişehir o günlerde böyleymiş diyecek. Bana en değerli gelen taraf o" diye konuştu.
"İnsanlar objektife eskisine göre daha alışkın, ama çekinen de oluyor. Saygıyı elden bırakmamak gerekiyor. Biri istemiyorsa o fotoğrafı çekmiyorum, çektiysem de siliyorum" diyen Doğan, hafta sonu çarşıda ve tramvay yolunda kalabalığın arasından temiz bir kare çıkarmanın da kolay olmadığını anlattı.
PORSUK KIYISI ŞEHRİN SAKİN YÜZÜNÜ GÖSTERİYOR
Eskişehir'in öğrenci şehri olmasının sokaklara gençlik ve hareket kattığını söyleyen Doğan, "Eskişehir küçük bir yer değil ama her yerine yürüyebiliyorsunuz. Aynı gün içinde Porsuk'tan çarşıya, çarşıdan istasyona yürüyerek gidebilirsiniz. Fotoğraf çeken biri için daha iyisi zor bulunur" dedi.

Doğan'ın Porsuk Çayı üzerindeki yeşil ahşap iskeleleri çektiği kare, kalabalık sokak fotoğraflarının yanında sessizliğiyle ayrılıyor. "Bence Eskişehir'in iki ayrı yüzü var. Birinde kalabalık, tramvay ve durmayan bir akış, ötekinde Porsuk'un dinginliği. Akşamüstü güneş suya düştüğünde yeşil iskeleler bambaşka bir görüntüye bürünüyor. Gündüz önünden geçerken fark etmiyorsunuz, ama doğru saatte şiir gibi görünüyor" diye konuştu.
Şehirde ışığın mevsimden mevsime çok değiştiğini anlatan Doğan, "Kışın günler kısa, ışık da yumuşak ve sarımsı oluyor. Tramvay yolundaki karede gördüğünüz sıcak renk kış güneşinin rengi. Yazın ise ışık sertleşiyor, gölgeler keskinleşiyor" ifadesini kullandı.
ESKİYLE YENİYİ AYNI KAREDE BULUŞTURUYOR
Doğan'ın sert ışıkta çektiği bir başka karede scooter'la havaya sıçrayan bir genç siluet halinde görünüyor, arkada tarihi bir anıt yükseliyor. "Işığı arkadan aldığınızda insan siluete dönüşüyor, anıt da geride kalıyor. Böyle oyunlar kurabiliyorsunuz. Bana göre Eskişehir'i en iyi özetleyen şey eskiyle yeninin yan yana durması. Bir yanda tarih, öbür yanda hayatını yaşayan gençler var. Ben ikisini tek kareye almaya uğraşıyorum" dedi.
"Eskişehir sokaklarındaki heykeller artık şehrin parçası haline geldi. İnsanlar yanından geçip gidiyor, kimse başını çevirip bakmıyor. Ben ise heykeli o kalabalıktan biri gibi gördüm, sanki o da sohbete katılmıştı" diyen Doğan, sokaktaki altın renkli heykelin çevresinde telefonlarına bakan insanları çekerken gülümsediğini anlattı.
FOTOĞRAF ROTASI ODUNPAZARI İLE BAŞLIYOR
Fotoğraf için Eskişehir'e gelecek kişilere bir günlük rota çizen Doğan, "Güne sabah erkenden Odunpazarı'nda başlamalarını öneririm, evler o saatlerde çok güzel görünüyor. Öğle saatlerinde çarşıya inip tramvay yolundaki kalabalığı çekebilirler. Akşamüstü ise mutlaka Porsuk kıyısında olsunlar. Güneş batarken suya bakan herkesin içinden bir fotoğrafçı çıkıyor" dedi.
Fotoğrafa yeni başlayanlara pahalı makineye takılmamalarını öneren Doğan, başlangıç için telefonun da yeteceğini söyledi. "Mesele bakmayı öğrenmekte. Her gün önünden geçtiğiniz sokağa bir de fotoğrafçının gözüyle bakın. Daha önce görmediğiniz pek çok ayrıntıyı fark edeceksiniz" diye konuştu.




