Şubat 2023’te meydana gelen depremlerin ardından binaların güvenliği, yapı yaşı ve deprem riski konut arayışındaki vatandaşların en fazla konuştuğu konular arasına girdi. Ancak artan farkındalığın satın alma ve kiralama kararlarına aynı ölçüde yansıyıp yansımadığı tartışılmaya devam ediyor.
Gayrimenkul Danışmanı Burhan Kandemir, Türkinform muhabiri Almila Kerküklü’ye verdiği özel röportajda, deprem bilincindeki artışa rağmen bütçe ve konumun konut tercihlerindeki ağırlığını koruduğunu söyledi.
Kandemir’e göre vatandaşlar, özellikle çocuklarının okuluna ve günlük yaşam alanlarına yakın olabilmek için deprem riskini ikinci plana atarak eski binalardaki konutları satın almayı veya bu yapılarda oturmayı tercih edebiliyor.
DEPREM BİLİNCİ ARTTI AMA TERCİHLER AYNI HIZLA DEĞİŞMEDİ
Şubat 2023 depremleri, konut arayanların bina güvenliği konusunda daha fazla soru sormasına ve yapıların durumunu araştırmasına neden oldu. Bina yaşı, zemin özellikleri ve yapının geçmişi, ev arayışındaki kişilerin gündemine daha belirgin biçimde girdi.
Ancak Gayrimenkul Danışmanı Burhan Kandemir, oluşan bilincin her zaman satın alma kararının belirleyici unsuru haline gelmediğini ifade etti.
“Şubat 2023 depreminden sonra deprem bilinci artmasına rağmen insanlar konut alımında hâlâ bütçe ve lokasyonu öncelikli tutuyor” diyen Kandemir, güvenlik kaygılarının ekonomik ve günlük ihtiyaçlar karşısında geri planda kalabildiğini belirtti.

FİYAT FARKI VATANDAŞIN KARARINI ETKİLİYOR
Yeni veya güvenli olduğu değerlendirilen binalardaki konutların bütçeyi aşması, alıcıların seçeneklerini daraltabiliyor. Bu durumda vatandaşlar, aynı bölgede daha uygun fiyatla satışa sunulan eski binalara yönelebiliyor.
Konutun satış bedelinin yanı sıra aidat, ulaşım masrafları ve taşınma sonrasında ortaya çıkabilecek diğer giderler de toplam maliyeti etkiliyor. Bu nedenle birçok alıcı, bina güvenliğini önemsemesine rağmen ekonomik sınırları içinde hareket etmek zorunda kalıyor.
Deprem kaygısı ile bütçe arasındaki bu çatışma, alıcının riskleri bilmesine rağmen daha eski bir binayı tercih etmesiyle sonuçlanabiliyor. Kandemir’in değerlendirmesine göre fiyat, vatandaşların kararında en güçlü unsurlardan biri olmayı sürdürüyor.
KONUM GÜVENLİĞİN ÖNÜNE GEÇEBİLİYOR
Bir konutun iş yerine, toplu taşımaya, sağlık kuruluşlarına ve sosyal yaşam alanlarına yakın olması, günlük hayatı doğrudan etkiliyor. Bu nedenle merkezi veya ulaşımı kolay bölgelerdeki eski binalar, yapısal durumlarına ilişkin endişelere rağmen talep görebiliyor.
Kandemir, vatandaşların yalnızca dairenin özelliklerine değil, evin günlük yaşam içindeki konumuna da önem verdiğini belirtti. Daha uzak bir bölgede yeni bir binada yaşamak yerine, işine veya sosyal çevresine yakın eski bir binada oturmayı seçenlerin bulunduğunu aktardı.
Bu tercihte ulaşım süresi, trafik, yakıt gideri ve toplu taşıma imkânları gibi etkenler de rol oynuyor. Konutun güvenliği ile günlük yaşam kolaylığı arasında kalan vatandaş, çoğu zaman konumu önceleyebiliyor.
ÇOCUKLARIN OKULUNA YAKINLIK BELİRLEYİCİ OLUYOR
Çocuklu aileler açısından okulun bulunduğu bölge, konut tercihinin en önemli ölçütlerinden biri haline gelebiliyor. Aileler, çocuklarının okul değiştirmemesi veya uzun süre yolda kalmaması için belirli mahallelerin dışına çıkmak istemeyebiliyor.
Kandemir, özellikle çocukların okullarına yakınlık nedeniyle deprem riski konusundaki endişelerin ikinci plana atılabildiğini söyledi.
Okula yakın bir bölgede yeni bina seçeneğinin bulunmaması veya bu konutların aile bütçesini aşması, eski yapılara yönelimi artırabiliyor. Böylece aileler, risk kaygısına rağmen eğitim düzenini ve ulaşım kolaylığını korumaya çalışıyor.

ESKİ BİNA HER ZAMAN RİSKLİ Mİ?
Bir binanın yalnızca yaşına bakılarak güvenli veya güvensiz olduğuna kesin biçimde karar verilmesi mümkün değil. Yapının hangi koşullarda inşa edildiği, zaman içinde gördüğü müdahaleler ve mevcut teknik durumu birlikte değerlendirilmesi gereken başlıklar arasında bulunuyor.
Benzer biçimde yeni olması da bir binanın güvenliğine ilişkin tek başına yeterli bir ölçüt oluşturmuyor. Konut tercihinde yalnızca ilandaki bina yaşı veya dış görünüş üzerinden karar vermek, yapıya ilişkin önemli ayrıntıların gözden kaçmasına neden olabiliyor.
Bu nedenle satın alma kararından önce binanın teknik durumu hakkında uzmanlardan bilgi alınması ve mevcut belgelerin incelenmesi, alıcının yalnızca varsayımlara dayanarak karar vermesinin önüne geçebilir.
ALICILAR SADECE DAİREYE ODAKLANMAMALI
Konut satın alırken dairenin dekorasyonu, oda sayısı, cephesi ve kullanım alanı alıcıların ilk dikkat ettiği özellikler arasında yer alıyor. Ancak bu unsurlar, binanın genel durumuna ilişkin bilgi vermiyor.
Ortak alanlardaki çatlaklar, kolon ve kirişlere müdahale edilip edilmediği, binanın geçmişte güçlendirme görüp görmediği ve taşıyıcı sisteme ilişkin mevcut raporlar ayrıca araştırılması gereken konular arasında yer alıyor.
Bir ev satın alınırken yalnızca dairenin değil, içinde bulunduğu yapının tamamının değerlendirildiği unutulmamalı. Dairenin yenilenmiş ve bakımlı görünmesi, binanın taşıyıcı sisteminin durumu hakkında tek başına güvence oluşturmuyor.
BÜTÇE İLE GÜVENLİK ARASINDA ZOR TERCİH
Konut fiyatlarındaki farklılıklar, sınırlı bütçeye sahip alıcıların güvenli olduğu düşünülen seçeneklere ulaşmasını zorlaştırabiliyor. Bu durum, deprem bilinci artmış olsa bile davranışların neden aynı hızda değişmediğini açıklayan unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.
Kandemir’in değerlendirmesine göre vatandaşlar deprem riskinin farkında olmalarına rağmen barınma ihtiyacı, bütçe, iş yerine yakınlık ve çocukların eğitim düzeni nedeniyle eski binalarda yaşamayı sürdürebiliyor.
Deprem güvenliği vatandaşların gündeminde daha fazla yer alsa da nihai kararı çoğu zaman ekonomik imkânlar ve günlük yaşam zorunlulukları belirliyor. Bu tablo, konut tercihlerinde farkındalık ile uygulanabilir seçenekler arasındaki mesafenin devam ettiğini gösteriyor.




