ABD’de polimer teknolojileri üzerine çalışmalar yürüten Kırlıkovalı, geliştirdiği Geçişkenli Polimer Ağları teknolojisiyle radar izinin azaltılmasına yönelik malzeme çözümleri alanında tanınıyor. Özellikle B-2 Spirit ve F-35 gibi gelişmiş hava platformlarında kullanılan kaplama teknolojileriyle ilişkilendirilen bilim insanı, Türkiye’nin savunma sanayiinde son yıllarda ulaştığı mühendislik seviyesinden etkilendiğini ifade etti. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi tarafından düzenlenen “Geleceği İnşa Et” kariyer programına katılan Kırlıkovalı, öğrencilerle bir araya gelmesinin ardından yaptığı açıklamalarda, Türkiye’de geliştirilen savunma projelerinin 21. yüzyılın teknolojik ihtiyaçlarına karşılık verdiğini belirtti.

Kaan’ın 6. Nesil Potansiyeli

Denizaltı periskoplarına ambargo MERCAN’ı doğurdu: ASELSAN’dan millî çözüm
Denizaltı periskoplarına ambargo MERCAN’ı doğurdu: ASELSAN’dan millî çözüm
İçeriği Görüntüle

KAAN’IN 6. NESİL POTANSİYELİNE DİKKAT ÇEKTİ

Kırlıkovalı’nın değerlendirmelerinde öne çıkan proje, Türkiye’nin beşinci nesil savaş uçağı geliştirme programı KAAN oldu. Uçağın mevcut özelliklerinin yanı sıra gelecekte kazanabileceği kabiliyetlere de dikkat çeken bilim insanı, millî motorun geliştirilmesini önemli bir eşik olarak değerlendirdi. KAAN’ın şu an yabancı motor kullandığını hatırlatan Kırlıkovalı, Türk motorunun devreye girmesi ve bazı teknolojik geliştirmelerin yapılmasıyla uçağın beşinci neslin ötesine geçebilecek bir potansiyele ulaşabileceğini dile getirdi. Kırlıkovalı, “Şu an yabancı bir motor kullanıyor ama Türk motoru kullandığında ve küçük dokunuşlarla 5. değil 6. nesle doğru ilerler.” ifadelerini kullandı. KAAN’ın dikkatini çeken bir diğer özelliğinin ise insansız hava araçlarıyla birlikte görev yapabilecek şekilde tasarlanması olduğunu belirten Kırlıkovalı, bu kabiliyetin günümüzde gelişmiş savaş uçaklarına kazandırılmaya çalışıldığını, KAAN’da ise tasarım aşamasından itibaren ele alındığını söyledi.

KAAN’IN ÖNE ÇIKAN ÖZELLİĞİ: İNSANSIZ SİSTEMLERLE BİRLİKTE GÖREV

KAAN programının önemini yalnızca yeni bir savaş uçağının geliştirilmesiyle sınırlamak mümkün değil. Proje; düşük radar görünürlüğü, dâhili silah yuvaları, sensör füzyonu ve gelişmiş durumsal farkındalık gibi kabiliyetleri aynı platformda buluşturmayı amaçlıyor. Uçağın gelecekte insansız hava araçlarıyla müşterek görev yapabilmesi de yeni nesil hava muharebesinin temel unsurları arasında yer alıyor. Bu yaklaşım, savaş uçaklarının yalnızca kendi sensörleri ve silahlarıyla görev yaptığı klasik anlayıştan farklı bir operasyon konseptine işaret ediyor. İnsanlı bir savaş uçağının insansız platformlarla birlikte hareket etmesi; keşif, hedef tespiti, elektronik harp ve operasyonel koordinasyon gibi alanlarda yeni imkânlar sunabilir. Kırlıkovalı’nın KAAN’a yönelik değerlendirmelerinde özellikle bu özelliğe vurgu yapması dikkat çekti. Bununla birlikte, bir savaş uçağının altıncı nesil olarak sınıflandırılması yalnızca insansız araçlarla birlikte görev yapabilmesine veya millî motor kullanmasına bağlı değil. Böyle bir dönüşüm; motor teknolojisi, yazılım, sensörler, elektronik harp, düşük görünürlük ve ağ merkezli harekât gibi birçok alanda bütünleşik gelişim gerektiriyor.

Türk Savunma Sanayisi Ilk 6 Ya Girebilir

“TÜRK SAVUNMA SANAYİSİ İLK 6’YA GİREBİLİR”

Türkiye’nin savunma sanayiindeki ilerlemesini değerlendiren Kırlıkovalı, yerli projelerde görev alan mühendislerin yetkinliğine ve geliştirilen teknolojilerin seviyesine dikkat çekti. “Yapılan işler gerçekten 21. yüzyıl çalışmaları. O yüzden çok etkilendiğimi söyleyebilirim.” diyen Kırlıkovalı, Türkiye’nin mevcut ivmesini koruması hâlinde önümüzdeki 5-6 yıl içinde dünyanın önde gelen savunma sanayii ülkeleri arasında ilk 6’ya girebileceğini ifade etti. Bu hedef açısından KAAN gibi yüksek teknoloji gerektiren projelerin yanı sıra motor, aviyonik, radar, elektronik harp ve malzeme teknolojilerinde yerli çözümlerin geliştirilmesi de belirleyici olacak. Bir savaş uçağının tasarımından üretimine, testlerinden bakım ve idamesine kadar uzanan süreçte yerli kabiliyetlerin artması, dışa bağımlılığın azaltılmasına ve teknolojik kazanımların başka platformlara aktarılmasına imkân tanıyor. KAAN’ın gelecekte hangi nesil standartlarına ulaşacağını ise motor geliştirme süreci ve diğer kritik teknolojilerde kaydedilecek ilerleme belirleyecek.

Kaynak: HABER MERKEZİ