Fon piyasasında yaşanan son gelişmeler, piyasalardaki denetim mekanizmalarının yanı sıra yatırımcı güveni ve risk yönetimi tartışmalarını da gündeme taşıdı. Özellikle fonlardan başlayan satışların farklı hisselere ve sektörlere yayılma ihtimali yatırımcıların piyasadaki gelişmeleri daha yakından takip etmesine neden olurken, İstanbul Arel Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cüneyt Dirican, TÜRKİNFORM’a yaptığı değerlendirmede yaşanan sürecin küresel piyasalardaki gelişmelerden bağımsız ele alınmaması gerektiğini söyledi.

KÜRESEL PİYASALARDA TAHVİL FAİZLERİ YAKINDAN İZLENİYOR

Dirican, başta ABD tahvilleri olmak üzere gelişmiş ekonomilerin tahvil faizlerinde yaşanan hareketliliğe dikkat çekti. FED'in faiz artışı sonrasında tahvil faizlerinin ana akım beklentilerin aksine düşmek yerine yükselişini sürdürdüğünü belirten Dirican, küresel piyasalardaki mevcut görünümün dikkatle takip edilmesi gerektiğini ifade etti.

Dirican, tahvil piyasasındaki hareketliliğin 2007 yılında Lehman Brothers öncesindeki seviyeleri hatırlattığını belirterek, küresel piyasalardaki çalkantılı döneme dikkat çekti.

Bölgesel savaşların sürdüğü, altın ve petrol fiyatlarının hareketli olduğu bir dönemde Türkiye'nin de küresel gelişmeleri dikkate alması gerektiğini belirten Dirican, merkez bankalarının faiz artışı döngüsüne girdiği bir ortamda yüksek faiz ve enflasyon dinamiklerinin önem taşıdığını söyledi.

Fon Sorusturmasi 2489780 (1)

FONLARDAKİ GELİŞMELER SİSTEMİK RİSKE DÖNÜŞMEDEN ELE ALINMALI

Türkiye'deki son fon gelişmelerinin küresel tabloyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Dirican, ancak piyasanın tamamıyla ilgili genelleme yapılmaması gerektiğinin de altını çizdi.

Dirican, “Ancak burada konuyu birbirinden ayırmamız gerekiyor” diyerek, sağlıklı şekilde işleyen borsa ile tasfiye sürecine giden fonların birbirinden ayrılması gerektiğini ifade etti.

“Halihazırda sağlıklı işleyen ve işlemesi gereken bir borsamız var. Bunun dışında tasfiye sürecine giden fonlar dışındaki fonlarımız yine süreçler dahilinde ve mevzuat dahilinde sağlıklı piyasanın işleyişi kapsamında yoluna devam ediyor.” diyen Dirican, bu nedenle konunun sistemik daha büyük bir riske dönüşmeden gerekli aksiyonların alınmasının önem taşıdığını söyledi.

Dirican, “Bu yüzden sistemik daha büyük bir riske dönüşmeden bu konu ile ilgili aksiyonlar alındı ve alınmasına devam edilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

KÜÇÜK YATIRIMCI İÇİN ÖDEME SÜRECİ ZAMAN ALABİLİR

Fon yatırımcılarının en önemli gündemlerinden birinin paralarına ne zaman ulaşabilecekleri olduğunu belirten Dirican, ödeme aşamasına geçilebilmesi için öncelikle alacaklı ve borçlu tarafların belirlenmesi gerektiğini söyledi.

Dirican, “Küçük yatırımcı açısından özellikle ödeme aşamasına geçilmesi için geçilmesi gereken adımlar malum. Öncelikle kimler alacaklı, kimler borçlu bunların belirlenmesi gerekiyor ve sonrasında bir ödeme takvimi ile bir plana bağlı olarak bu süreç işletilecek. Ancak bu tabii ki belli bir vakit alacak” dedi.

Türkiye'nin kendi ölçeğinde yaşanan süreci mümkün olan en hızlı şekilde ve özellikle küçük yatırımcının lehine çözmeye çalıştığını belirten Dirican, yaşanan gelişmelerin yatırımcı açısından dikkatle takip edilmesi gerektiğini ifade etti.

Fon Krizinin Yeni Etkisi Güvenli Liman Fonlardan Da Çıkış Başladı

FISILTI GAZETESİNE VE MANİPÜLASYONLARA DİKKAT

Küçük yatırımcı açısından geçmişte de bugün de temel yatırım ilkelerinin değişmediğini vurgulayan Dirican, finansal okuryazarlığın artırılması gerektiğini söyledi.

Dirican, yatırımcıların “fısıltı gazetesi” olarak nitelendirdiği manipülatif yönlendirmelere kapılmaması gerektiğini belirterek, yatırım kararlarında Kamuoyu Aydınlatma Platformu (KAP) bildirimlerinin ve izahnamelerin okunmasının önemine dikkat çekti.

Temel ve teknik analiz çalışmalarının yapılması, risk yönetimine dikkat edilmesi, yatırımların tek bir sepette toplanmaması ve küresel ekonomik gelişmelerin yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Dirican, özellikle sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılıklara karşı da dikkatli olunması gerektiğini ifade etti.

YÜKSEK GETİRİ AYNI ZAMANDA YÜKSEK RİSK ANLAMINA GELİYOR

Türkiye'de bazı finansal ürünlerin ilk kez piyasaya giriş süreçlerinin geçmişte de sorunlarla karşılaştığını belirten Dirican; hayat sigortaları, forex, vadeli işlemler, kripto paralar, bankerler vakası, finansal kriz dönemlerinde fona devredilen bankalar ve Ponzi benzeri yapılanmaların yatırımcılar açısından önemli deneyimler ortaya koyduğunu söyledi.

Dirican, geçmiş örneklerin yatırımcılara önemli bir mesaj verdiğini belirterek, “Yüksek getiri aslında aynı zamanda yüksek risk anlamına da geliyor” dedi.

Bu nedenle iyi analiz edilmemiş ve yeterince araştırılmamış yüksek getiri vaatlerinin daha dikkatli ele alınması gerektiğini vurgulayan Dirican, yatırım kararlarında yalnızca kazanç beklentisinin değil, riskin de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Miller Holding kimin? Turhan Mildon ne iş yapıyor?
Miller Holding kimin? Turhan Mildon ne iş yapıyor?
İçeriği Görüntüle

Fon Sorusturmasi-1

FİNANSAL PİYASALARDA ÖNCE GÜVEN VE ETİK GELİYOR

Finansal piyasalarda getiriden önce güven ve etik unsurunun bulunması gerektiğini belirten Dirican, dünya finans tarihinde yaşanan manipülasyon ve kriz örneklerinin ardından oluşturulan düzenlemelere dikkat çekti.

Dirican, LIBOR manipülasyonu, petrol ve altın fiyatlarında yaşanan anomaliler ve Lehman Brothers sonrası çıkarılan düzenlemelerin piyasalardaki güven ve denetimin önemini gösterdiğini belirtti.

ABD'de çıkarılan Dodd-Frank ve Sarbanes-Oxley düzenlemelerine dikkat çeken Dirican, Türkiye'de de Sermaye Piyasası Kanunu'nun bankerler vakası sonrasında hayata geçtiğini hatırlattı.

Dirican, orta ve uzun vadede yaşanan sorunların piyasaların daha fazla regüle edilmesine imkân sağlayabildiğini ancak asıl hedefin, sorunlar yaşanmadan önce yatırımcıların güvenli şekilde işlem yapabildiği düzenli piyasaların oluşturulması olduğunu ifade etti.

FON YATIRIMINDA PORTFÖY YÖNETİMİ VE RİSK YÖNETİMİ ÖNEMLİ

Finansal piyasalarda iniş ve çıkışların her zaman yaşanabileceğini belirten Dirican, her finansal ürünün farklı risk seviyesine sahip olduğuna dikkat çekti.

Bu noktada portföy yönetimi teorilerinin önem taşıdığını belirten Dirican, burada söz konusu olan portföy yönetiminin mevcut fon tartışmasından ayrı olarak literatürde ve akademik teoride yer alan ekonomik ve istatistiksel modellerin çalışması ve bu prensipler doğrultusunda hareket edilmesi olduğunu vurguladı.

Dirican'a göre yatırımcı açısından temel meselelerden biri de farklı risk seviyelerine sahip varlıkların doğru şekilde değerlendirilmesi ve riskin tek bir yatırım aracında yoğunlaştırılmaması.

TÜRKİYE İÇİN SERMAYE PİYASALARI FIRSAT SUNMAYA DEVAM EDİYOR

Yaşanan gelişmelerin orta ve uzun vadeli perspektiften değerlendirilmesi gerektiğini belirten Dirican, Türkiye'nin finans merkezi olma cazibesini koruduğunu söyledi.

Katılım bankacılığı ve sermaye piyasalarının önümüzdeki dönemde Türkiye'ye fırsatlar sunabileceğini belirten Dirican, gelişmiş bir ekonomi olabilmenin ve bu seviyeyi koruyabilmenin temel koşullarından birinin sermaye piyasalarının sağlığı ve derinliği olduğunu ifade etti.

Dirican, “Çünkü gelişmiş ekonomi olabilmek ve kalabilmek için olmazsa olmaz kural sermaye piyasalarının sağlığı ve derinliğidir” dedi.

Borsa Istanbul Bugun Acik Mi 20 Mart Bayram Tatilinde Piyasalar Ne Zaman Acilacak

“REEL FAİZ ŞART”

Türkiye'deki para piyasaları ve yüksek faiz odaklı yatırım yönlendirmelerinin de süreç içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Dirican, özellikle sosyal medyanın yatırım kararları üzerindeki etkisine dikkat çekti.

Dirican, “Reel faiz şart. Reel faiz olmazsa bilim olmaz” ifadelerini kullanarak, bilimsel temelden uzak yatırım yönlendirmelerinin ve özellikle sosyal medya üzerinden yapılan yönlendirmelerin yatırımcı davranışları üzerindeki etkisinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.

Dirican'ın değerlendirmesine göre yaşanan fon gelişmeleri, yalnızca belirli yatırımcıların karşılaştığı bir sorun olarak değil; finansal okuryazarlık, yatırımcı güveni, denetim, etik, risk yönetimi ve sermaye piyasalarının derinliği başlıklarıyla birlikte ele alınması gereken daha geniş bir çerçevede değerlendirilmeli.

Muhabir: ESRA KOÇAK MAYDA