Lübnanlı görsel sanatçı Lina Cuni, İsrail saldırılarının ardından evinin çevresinde bulduğu şarapnel, demir, cam ve kablo parçalarını sanat eserlerine dönüştürüyor. Savaşın yıkıcı izlerini taşıyan malzemeleri yüz figürlerinden soyut heykellere kadar farklı biçimlerde yeniden şekillendiren sanatçı, her parçayı yaşananların hafızasını koruyan bir anlatıcı olarak görüyor.
Cuni’nin sanat yolculuğu, 2024’teki saldırıların ardından evine döndüğünde karşılaştığı yıkımla başladı. İlk aşamada cam parçalarıyla çalışmayı deneyen sanatçı, aradığı kalıcılığı bulamayınca şarapnel ve demir kalıntılarına yöneldi.
Lina Cuni, topladığı parçaların pasını, kıvrımlarını ve üzerlerindeki izleri mümkün olduğunca koruyor. Malzemelerin geçmişini tamamen silmek yerine, taşıdıkları izleri yeni eserlerin bir parçası haline getiriyor. Şarapnel ve demir parçaları kimi zaman yüz ve el figürlerine, kimi zaman da soyut şekillere dönüşüyor.
Sanatçı, çalışmalarında kullandığı malzemeleri yalnızca kendi evinin çevresinden toplamıyor. Çevresindeki insanlar da buldukları parçaları kendisine ulaştırıyor. Ancak savaş kalıntılarına erişmek her zaman mümkün olmuyor. Bazı bölgelerin hâlâ tehlikeli olduğunu belirten Cuni, insansız hava araçlarının bulunduğu alanlara yaklaşamadıklarını ifade ediyor.
Cuni’nin eserleri, savaşın yol açtığı fiziksel yıkımın yanı sıra insanların yaşadığı kayıpları ve toplumsal hafızayı da konu alıyor. Sanatçı, Nebatiye’de yaşanan saldırılar, çağrı cihazı olayı ve araçların hedef alınması gibi gelişmeleri eserlerine taşıdığını anlatıyor.
Şarapnel parçalarının biçimlerini mümkün olduğunca koruyan Cuni, her malzemenin geldiği yerle ve yaşanan olaylarla bağlantısını sürdürmesini istiyor. Böylelikle sanat eserleri, yalnızca estetik nesneler olmaktan çıkarak savaş döneminin izlerini gelecek kuşaklara aktarabilecek birer kayıt niteliği kazanıyor.
Lübnanlı sanatçı, çalışmalarını ilerleyen dönemde bir müzede bir araya getirmeyi planlıyor. Projesini hayata geçirebilmek için desteğe, yeni malzemelere ve uygun bir çalışma alanına ihtiyaç duyduğunu belirtiyor.
Cuni’nin hedefi, savaşın izlerini taşıyan eserleri kalıcı bir koleksiyona dönüştürerek yaşananların unutulmamasına katkı sağlamak. Sanatçı, çalışmalarının merkezinde yeniden yaşam ve yeniden imar düşüncesinin bulunduğunu vurguluyor.
Yaşanan savaş ve yerinden edilmenin ardından insanların yeniden hayat kurmaya ihtiyaç duyduğunu dile getiren Cuni, ölüm ve yıkımla özdeşleşen malzemelere farklı bir anlam kazandırmaya çalışıyor. Öldürmek amacıyla üretilen mühimmat parçaları, onun ellerinde yaşamı simgeleyen sanat eserlerine dönüşüyor.
Sanatçıya göre Lübnan’da yeniden yapılanma için toprak, malzeme ve emek gibi önemli kaynaklar bulunuyor. Cuni, daha düşük maliyetlerle yeniden inşa sürecinin mümkün olabileceğine inanıyor.
Lina Cuni’nin çalışmaları, savaşın geride bıraktığı parçaların yalnızca yıkımı hatırlatmadığını, aynı zamanda hafızayı korumak ve geleceğe dair yeni bir yaşam fikri geliştirmek için de kullanılabileceğini gösteriyor.