11 ülkede 57 binden fazla siyasetçinin yaşam süresini inceleyen araştırma, siyasetçilerin genel nüfusa kıyasla 3 ila 7 yıl daha uzun yaşadığını ortaya koydu. Bulgular, gelir eşitsizliğinin yanı sıra sağlık hizmetlerine erişim ve yaşam koşullarının da önemine işaret ediyor.
Siyasetçilerin yaşam süresiyle ilgili geniş kapsamlı bir araştırma, toplumdaki eşitsizliklerin yalnızca gelir ve servetle sınırlı olmadığını gösterdi.
Avustralya, Avusturya, Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, Yeni Zelanda, İsviçre, Birleşik Krallık ve ABD'de yürütülen araştırmada, siyasetçilerin genel nüfusa göre 3 ila 7 yıl daha uzun yaşamasının beklendiği belirlendi.
Araştırma, siyasetçilerin yaşam süresindeki avantajın özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren belirginleştiğini ortaya koydu.
Araştırmacılar, bazıları yaklaşık 200 yıl öncesine uzanan tarihsel kayıtlardan yararlanarak 57 binden fazla siyasetçinin ölüm ve yaşam süresi verilerini analiz etti.
Çalışmada siyasetçilerin yaş, cinsiyet ve ülke bilgileri, aynı özelliklere sahip genel nüfusun ölüm oranlarıyla karşılaştırıldı.
Araştırmacılar ayrıca siyasetçilerin ortalama olarak ilk kez göreve seçildiği 45 yaşından itibaren beklenen kalan yaşam süresini hesapladı.
Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri, 45 yaşındaki siyasetçilerin beklenen kalan yaşam süresi oldu.
İncelenen ülkelerin çoğunda 45 yaşındaki bir siyasetçinin yaklaşık 40 yıl daha yaşaması bekleniyor. Bu da yaklaşık 85 yaşına kadar uzanan bir yaşam beklentisine karşılık geliyor.
Aynı yaştaki genel nüfusun kalan yaşam beklentisi ise ABD'de 34,5 yıl, Avustralya'da 37,8 yıl olarak hesaplandı.
Bu sonuçlar, siyasetçilerle toplumun geri kalanı arasındaki yaşam süresi farkının ülkeden ülkeye değiştiğini gösteriyor.
Araştırmaya göre 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında siyasetçilerin ölüm oranları genel nüfusla büyük ölçüde benzerlik gösteriyordu.
Ancak 20. yüzyılın ikinci yarısında tablo değişmeye başladı.
İncelenen ülkelerde, 20. yüzyılın büyük bir bölümünde 45 yaşındaki siyasetçilerin kalan yaşam beklentisi ortalama 14,6 yıl artarken genel nüfustaki artış 10,2 yılda kaldı.
Böylece siyasetçiler ile vatandaşlar arasındaki yaşam süresi farkı giderek genişledi.
Araştırmacılar, siyasetçilerin daha uzun yaşamasında gelir ve servet avantajlarının etkili olabileceğini ancak bu durumun yalnızca ekonomik eşitsizlikle açıklanamayacağını belirtti.
ABD'de yapılan gelir temelli yaşam beklentisi araştırmaları, en yüksek gelirli yüzde 1'lik kesimin en düşük gelirli yüzde 1'lik kesime göre yaklaşık 15 yıl daha uzun yaşayabildiğini gösteriyor. Bu fark, karşılaştırılan nüfus grubuna göre değişebiliyor.
Siyasetçiler ise genellikle yüksek eğitim düzeyi, düzenli gelir ve sağlık hizmetlerine erişim açısından toplum ortalamasının üzerinde imkânlara sahip olabiliyor.
Bununla birlikte siyasetçiler ile halk arasındaki yaşam süresi farkının 1940'lı yıllardan itibaren belirginleşmesi, 1980'lerden sonra hızlanan gelir eşitsizliğinin tek başına yeterli bir açıklama olmadığını ortaya koyuyor.
Siyasetçilerin daha uzun yaşamasında sağlık hizmetlerine erişim, beslenme alışkanlıkları ve sigara kullanımı gibi faktörlerin rol oynayabileceği değerlendiriliyor.
Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren sigara kullanımındaki düşüşün sosyoekonomik açıdan avantajlı gruplarda daha belirgin olması, yaşam beklentisindeki farklılıkların olası nedenleri arasında gösteriliyor.
Daha düzenli sağlık kontrolleri ve koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanma imkânı da bu farklılıkla ilişkili olabilir.
Ancak araştırma, siyasetçilerin daha uzun yaşamasına yol açan tek ve kesin bir neden belirlemiyor. Bulgular, çeşitli ekonomik ve toplumsal faktörlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.
Araştırma, siyasetçilerin yaşam beklentisindeki avantajın kadınlar ve erkekler açısından da benzer bir tarihsel eğilim gösterdiğini ortaya koydu.
Bununla birlikte çalışma yalnızca verilerine ulaşılabilen 11 yüksek gelirli ülkeyi kapsıyor. Dolayısıyla sonuçlar, Türkiye dahil bütün ülkelerde siyasetçilerin aynı ölçüde daha uzun yaşadığı anlamına gelmiyor.
Araştırmacılar, düşük ve orta gelirli ülkelerde yapılacak yeni çalışmaların yaşam süresi eşitsizliklerinin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayabileceğini belirtiyor.
Araştırmanın ortaya koyduğu temel sonuç ise dikkat çekici: Toplumdaki eşitsizlikler yalnızca insanların ne kadar kazandığını değil, ne kadar uzun yaşayabildiğini de etkileyebiliyor.