Yıllarca siyasetçilere, sanatçılara, sporculara ve kamuoyunun yakından tanıdığı isimlere sorular yönelten gazeteciler, bu kez mikrofonun diğer tarafına geçiyor. Gazeteci Cezmi Sayılgan, programında meslektaşlarını cevap veren koltuğa oturtarak gazeteciliğin ekranda görünmeyen yönlerini ve mesleğin içinden biriken hikâyeleri izleyiciyle buluşturuyor.
Gazeteci Cezmi Sayılgan, Türkinform muhabiri Almila Kerküklü’ye verdiği özel röportajda, soru sormakta deneyimli olan gazetecilerin zor sorular karşısında zaman zaman duraksadığını ve kelimelerini daha dikkatli seçtiğini söyledi.
Programın amacının konukları köşeye sıkıştırmak olmadığını vurgulayan Sayılgan, “Kameranın önündeki gazetecinin biraz da insan tarafını göstermek istiyorum. Bu kez haberciler haber oluyor” ifadelerini kullandı.
MİKROFON BU KEZ GAZETECİLERE ÇEVRİLİYOR
Gazeteciler, meslekleri gereği kamuoyunun merak ettiği soruları yönelten ve karşısındaki kişiden açık yanıtlar almaya çalışan taraf olarak biliniyor. Sayılgan’ın programında ise bu alışılmış düzen tersine dönüyor.
Yıllarca mikrofon uzatan gazeteciler, bu kez aynı mikrofonun kendilerine çevrilmesiyle mesleki ve kişisel deneyimlerini anlatıyor. Böylece izleyici, haberleri aktaran kişilerin kendi hikâyelerini ve gazetecilik serüvenlerinde yaşadıklarını doğrudan kendilerinden dinleme fırsatı buluyor.
Sayılgan, bu değişimin programın en keyifli taraflarından biri olduğunu belirterek, “Yıllarca soru soran gazeteciyi bir anda karşı koltuğa oturtup mikrofonu ona çeviriyorsunuz” dedi.

“CEZMİ ABİ, BU SORUYU DA MI SORACAKTIN?”
Zor veya beklenmedik bir soruyla karşılaşan gazetecilerin ilk tepkisinin çoğu zaman tebessüm olduğunu anlatan Sayılgan, program sırasında konuklarıyla arasında samimi diyaloglar yaşandığını söyledi.
Sayılgan, bu anları şu sözlerle anlattı:
“Küçük bir tebessüm başlıyor ve ‘Cezmi abi, bu soruyu da mı soracaktın?’ diyorlar. Ben de ‘Yıllardır siz soruyorsunuz, biraz da biz soralım’ diye karşılık veriyorum.”
Bu karşılaşma, gazetecilerin başkalarından bekledikleri açıklığı kendilerinin gösterip gösteremediği sorusunu da gündeme taşıyor. Söyleşiler sırasında bazı konuklar doğrudan yanıt verirken bazıları ise düşünmek ve doğru ifadeyi bulmak için zamana ihtiyaç duyabiliyor.
SORU SORMAKLA CEVAP VERMEK AYNI DEĞİL
Gazetecilerin mesleki deneyimleri sayesinde doğru soruyu bulma ve konuşulan konudaki eksik noktaları fark etme konusunda yetkin olduklarını belirten Sayılgan, cevap veren taraf olmanın ise farklı bir sorumluluk taşıdığını dile getirdi.
“Gazeteciler soru sormakta gerçekten çok iyiler ama cevap verme koltuğu biraz farklı” diyen Sayılgan, zor sorular karşısında konukların kelimelerini özenle seçtiği anlar yaşandığını ifade etti.
Gazetecinin soru sorarken karşısındaki kişinin sözlerini değerlendirdiğini, cevap verirken ise kendi deneyimlerini, düşüncelerini ve mesleki geçmişini ortaya koyduğunu belirten Sayılgan, bu nedenle söyleşilerin alışılmış röportajlardan farklı bir yapıya kavuştuğunu aktardı.
AMAÇ KİMSEYİ KÖŞEYE SIKIŞTIRMAK DEĞİL
Sayılgan, programın zor sorular içermesine rağmen temel amacının konukları savunmasız bırakmak veya tartışma oluşturmak olmadığının altını çizdi.
Programda gazetecilik mesleğinin mutfağını, sahada yaşananları ve ekranlara yansımayan ayrıntıları konuşmayı hedeflediklerini belirten Sayılgan, “Benim programımın amacı kimseyi köşeye sıkıştırmak değil” dedi.
Bu yaklaşım sayesinde soruların yalnızca hesap soran bir yapıda kalmadığını, gazetecilerin meslek hayatlarında karşılaştıkları olayları ve bunların kendilerinde bıraktığı izleri anlatmasına da alan açıldığını ifade etti.
MESLEĞİN MUTFAĞINDAKİ HİKÂYELER EKRANA TAŞINIYOR
Kamuoyu çoğu zaman gazeteciyi ekranda haber sunarken, canlı yayında gelişmeleri aktarırken veya bir konuğa soru yöneltirken görüyor. Haberin hazırlanma süreci, sahada yaşanan güçlükler ve gazetecinin kişisel deneyimleri ise çoğunlukla kamera arkasında kalıyor.
Sayılgan’ın programı, mesleğin görünmeyen tarafına odaklanarak gazetecilerin yıllar içinde biriktirdiği anıları izleyiciye aktarmayı amaçlıyor.
Mesleğin mutfağında yaşananlar, haber peşinde geçen yıllar ve ekrana yansımayan olaylar, söyleşilerin temel konularını oluşturuyor. Böylece program yalnızca gazetecilerin sorulara verdiği cevapları değil, haberciliğin arka planını da görünür hale getiriyor.
GAZETECİLİK UNVANI BİR KENARA KALIYOR
Söyleşilerin ilerleyen bölümlerinde mesleki kimliğin geri planda kaldığını ifade eden Sayılgan, samimiyetin oluşmasıyla birlikte konukların daha kişisel ve daha önce duyulmamış hikâyelerini paylaşabildiğini söyledi.
Sayılgan, “Samimiyet başladığında gazetecilik unvanı bir kenara kalıyor ve ortaya çok güzel hikâyeler çıkıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Gazetecilerin yalnızca haber aktaran veya soru soran kişiler olmadığını belirten Sayılgan, kameranın önündeki isimlerin insani yönlerini, tereddütlerini, heyecanlarını ve mesleki deneyimlerini de göstermeye çalıştığını ifade etti.
“BU KEZ HABERCİLER HABER OLUYOR”
Programın en sevdiği yönünün gazetecileri anlatılan kişi haline getirmek olduğunu söyleyen Cezmi Sayılgan, mikrofonun yön değiştirmesiyle mesleğe ilişkin farklı bir anlatı ortaya çıktığını belirtti.
Gazeteciler alışılmış röportajlarda konuşmayı yönlendiren taraf olurken, bu programda kendi geçmişleri ve deneyimleri üzerine düşünmek durumunda kalıyor. Verdikleri cevaplar ise yalnızca kişisel hikâyelerini değil, gazetecilik mesleğinin yıllar içindeki değişimini ve haber üretim sürecini de yansıtıyor.
Sayılgan, programın yaklaşımını “Belki de en sevdiğim tarafı bu: Bu kez haberciler haber oluyor” sözleriyle özetledi.





