Konya yakınlarında yer alan ve dünyanın en iyi korunmuş Neolitik yerleşimlerinden biri olarak kabul edilen Çatalhöyük, yaklaşık MÖ 9000-8000 yılları arasında bin yıl boyunca kesintisiz yerleşim görmüştü. Kadın figürinleri ve "Ana Tanrıça" kültüyle uzun süredir ilişkilendirilen bölge, bu araştırmayla birlikte kadınların toplumsal liderliği konusunda somut kanıtlara kavuştu.
DNA Analizleriyle Ortaya Çıkan Çarpıcı Detaylar
12 yıl süren araştırmada, 35 farklı evin altında gömülü 130’dan fazla iskeletin DNA’sı incelendi. Toplamda 395 bireyin analiz edildiği çalışmada şu sonuçlar öne çıktı:
- Aynı evde gömülü bireyler arasında genetik bağ varsa, bu bağ çoğunlukla anne soyundan geliyordu.
- Kadınlar yaşam boyu aynı evde kalırken, erkeklerin çoğu evlilik sonrası evden ayrılıyordu.
- Bu sistemin, kadın soyuna dayalı bir toplum düzeni ve “içgüveysi” geleneği ile uyumlu olduğu değerlendirildi.
- Ayrıca, kadınlara erkeklerden beş kat daha fazla mezar eşyası bırakıldığı belirlendi.
Kadının Merkezde Olduğu Bir Toplumsal Yapı
Araştırmanın eş yazarlarından Dr. Eline Schotsmans (Wollongong Üniversitesi), şu açıklamayı yaptı:
“Her toplumun ataerkil olduğu varsayımı Batı merkezli bir önyargıdır. Çatalhöyük, kimliğin ve toplumsal rolün anne soyundan aktarıldığı bir yapının açık örneğidir.”
Benzer Bulgular İngiltere'de De Ortaya Çıktı
Araştırmacılar, bu bulguların sadece Anadolu ile sınırlı olmadığını belirtiyor. İngiltere’nin Dorset bölgesindeki Demir Çağı’na ait 57 mezar üzerinde yapılan benzer bir çalışmada da, mezarların üçte ikisinin tek bir anne soyuna ait olduğu tespit edildi. Bu durum, kadınların toprak ve mülkiyet üzerinde de söz sahibi olduğunu gösteriyor.
Tarihi Yeniden Yazdıracak Nitelikte
Uzmanlar, Çatalhöyük’teki bu bulguların, kadının sadece aile değil, toplum yapısında da merkez konumda yer aldığını ortaya koyduğunu vurguluyor.
Ortak açıklamada şu çarpıcı ifade yer aldı:
“Topluluk kimliğini şekillendiren ana unsur, büyük ihtimalle annelik soyu.”




