Göbek çevresinde biriken yağ yalnızca görüntüyü değil, sağlığı da tehdit ediyor. Diyetisyen Ayça Doğandemir, karın bölgesindeki yağlanmanın oluşum nedenlerini ve organların çevresinde biriken visseral yağın vücutta oluşturduğu riskleri anlattı. Doğandemir, genetik yatkınlıktan hormonal değişimlere kadar birçok etkenin göbek yağlanmasını tetiklediğini belirtirken, bel çevresinin metabolik hastalıklar açısından önemli bir gösterge olduğuna dikkat çekti.
GÖBEK YAĞLANMASI SADECE FAZLA KİLODAN KAYNAKLANMIYOR
Karın çevresindeki yağlanmanın tek başına fazla kiloyla açıklanamayacağını belirten Diyetisyen Ayça Doğandemir, bu sürecin birçok faktörün ortak etkisiyle geliştiğini söyledi. Doğandemir, "Göbek yağlanması yalnızca fazla kilo ile ilgili değildir; genetik yapı, yaşam tarzı ve hormonal faktörlerin birlikte etkilediği çok yönlü bir durumdur" dedi.
Göbek yağlanmasının en önemli nedenlerinden birinin fazla enerji alımı ve düşük fiziksel aktivite olduğunu belirten Doğandemir, "Özellikle rafine karbonhidratlar, şekerli içecekler, ultra işlenmiş gıdalar ve büyük porsiyonlar zamanla karın bölgesinde yağlanmayı artırabilir" ifadelerini kullandı.

STRES VE UYKUSUZLUK KARIN YAĞLANMASINI TETİKLİYOR
Kronik stresin hormon dengesi üzerinde önemli etkiler oluşturduğunu belirten Doğandemir, uzun süre yüksek seyreden kortizol hormonunun karın çevresinde yağ depolanmasını kolaylaştırabileceğini söyledi. Doğandemir, "Kortizolün yüksek olması da özellikle karın çevresinde yağ depolanmasını kolaylaştırabilir. Yetersiz uyku ise iştahı düzenleyen leptin ve ghrelin hormonlarını etkileyerek daha fazla yeme isteğine yol açabilir" dedi.
Yaşın ilerlemesi, menopoz, insülin direnci ve bazı hormonal hastalıkların da göbek çevresindeki yağlanmayı artırabildiğini ifade eden Doğandemir, özellikle elma tipi vücut yapısına sahip bireylerin daha yüksek risk altında olduğunu söyledi.
Uzman isim, "Elma tipi vücut yapısına sahip bireylerde yağlanma daha çok karın bölgesinde toplandığı için metabolik hastalık riski de daha yüksektir. Bu nedenle sadece tartıdaki kiloya değil, bel çevresi ölçümüne, kan şekeri, tansiyon ve kan yağlarına da düzenli olarak bakılması önemlidir" diye konuştu.
VISSERAL YAĞ ORGANLARI HEDEF ALIYOR
Nature Metabolism'de yer alan bilimsel verilere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Doğandemir, visseral yağın cilt altındaki yağ dokusundan farklı özellikler taşıdığına dikkat çekti. Doğandemir, "Karın bölgesinde bulunan visseral yağ, cilt altındaki yağdan farklı olarak karaciğer, pankreas ve bağırsak gibi organların çevresinde birikir ve metabolik olarak oldukça aktiftir" ifadelerini kullandı.
Visseral yağın yalnızca enerji depolamadığını belirten Doğandemir, bunun çok daha ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

Doğandemir, "Bu yağ dokusu yalnızca enerji depolamaz; aynı zamanda inflamasyonu artıran sitokinler, hormonlar ve çeşitli biyolojik maddeler salgılar. Bu durum zaman içinde insülin direncine, kronik düşük düzeyli inflamasyona, oksidatif strese ve hormonal dengenin bozulmasına katkıda bulunabilir. Bu mekanizmalar da tip 2 diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları, yağlı karaciğer ve bazı kanser türleri için uygun bir zemin oluşturabilir" dedi.
Son yıllarda yayımlanan araştırmaların visseral yağ ile çeşitli kanser türleri arasında güçlü bir ilişki ortaya koyduğunu belirten Doğandemir, "Son yıllardaki çalışmalar, fazla visseral yağın çeşitli kanser türleriyle ilişkili olabileceğini gösteriyor; ancak burada doğrudan tek neden değil, önemli bir risk faktörü olarak değerlendirilmesi gerekir" diye konuştu.
BEL ÇEVRESİ ÖLÇÜMÜ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR
Bel çevresinin metabolik risk açısından önemli bir gösterge olduğunu vurgulayan Doğandemir, şu bilgileri paylaştı:
"Kadınlarda 80 cm'nin üzeri risk artışının başladığını, 88 cm'nin üzeri ise yüksek riski; erkeklerde 94 cm'nin üzeri risk artışını, 102 cm'nin üzeri ise yüksek riski düşündürmektedir. Bu değerler tek başına tanı koydurmaz ancak metabolik risk açısından önemli bir uyarıdır."

RİSKİ AZALTMAK İÇİN YAŞAM TARZI BELİRLEYİCİ
Visseral yağın azaltılmasının sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarıyla mümkün olduğunu belirten Doğandemir, "Visseral yağı azaltmak için en etkili yaşam tarzı değişiklikleri; sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde kilo vermek, Akdeniz tipi, liften zengin ve dengeli beslenmek, yeterli protein tüketmek, şekerli içecekleri ve ultra işlenmiş gıdaları azaltmak, haftada en az 150-300 dakika aerobik egzersiz yapmak ve haftada 2-3 gün kuvvet antrenmanı eklemek, günlük hareket miktarını artırmak, düzenli ve kaliteli uyumak, sigara kullanmamak ve alkol tüketimini sınırlandırmak, stresi etkili şekilde yönetmek, bel çevresi, kan şekeri, kolesterol ve tansiyon gibi metabolik göstergeleri düzenli takip ettirmektir" ifadelerini kullandı.



