Sonradan görme yetisini kaybeden radyo programcısı Ömer Kavak, Türkinform muhabiri Almila Kerküklü’ye verdiği özel röportajda, görme kaybının ardından yaşadığı zorlu süreci, geçirdiği ameliyatları ve mikrofonla değişen hayatını anlattı. Uzun yıllar sağlık astsubayı olarak görev yapan Kavak, görme yetisini kaybettikten sonra psikolojik olarak güç dönemlerden geçtiğini, ancak radyoyla tanışmasının hayatında yeni bir sayfa açtığını söyledi.
GÖRME YETİSİNİ KAYBETTİKTEN SONRA ZOR GÜNLER GEÇİRDİ
1961 yılında sağlık astsubayı olarak göreve başladığını anlatan Kavak, İzmir, Samsun, Erzurum ve Kayseri’deki askeri hastanelerde uzun yıllar görev yaptığını söyledi. Daha sonra görme yetisini kaybeden Kavak, yeniden görebilmek amacıyla farklı dönemlerde toplam beş ameliyat geçirdiğini belirtti. 1980’li yıllarda Türkiye’de tedavi imkânlarının sınırlı olması nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından İngiltere’ye gönderildiğini ifade eden Kavak, burada üç kez ameliyat olduğunu, sonraki operasyonların ise Gülhane ve Orbis Uçan hastanesinde gerçekleştirildiğini anlattı.
Bazı ameliyatların ardından kısa süreliğine yeniden görebildiğini ancak görme yetisini kalıcı olarak geri kazanamadığını dile getiren Kavak, yaklaşık 44 yıldır hiç görmediğini söyledi. Sonradan görme engelli olmanın kendisi için oldukça ağır bir süreç olduğunu belirten Kavak, “Allah hiç kimseyi sonradan görme engelli yapmasın. Sonradan görme engelli olmak o kadar zor ki çok bunalımlar geçirdim. Ama şimdi alıştım, normal bir insan gibi hayatımı sürdürüyorum” ifadelerini kullandı.
BİR RADYO PROGRAMI HAYATININ YÖNÜNÜ DEĞİŞTİRDİ
Kavak’ın radyo serüveni ise 1993 yılında başladı. Bir radyo programına konuk olarak davet edildiğini anlatan Kavak, yayında görme yetisini nasıl kaybettiğini anlattığını ve mikrofon başında olmanın kendisine iyi geldiğini fark ettiğini söyledi. Programın ardından kendi yayınını yapmak istediğini belirten Kavak, bu isteğinin kabul edilmesiyle birlikte radyo programcılığına adım attı.
İlk dönemlerde 15 günde bir yayın yaptığını, zamanla program sayısının arttığını ifade eden Kavak, bugün haftanın dört günü mikrofon başına geçtiğini söyledi. Uzun yıllardır “Hepimiz Biraz Farklıyız, Görmeyen Gözler” isimli programı hazırlayan Kavak, valilerden milletvekillerine, belediye başkanlarından doktorlara, akademisyenlerden öğrencilere kadar çok sayıda konuğu ağırladığını belirtti. Mikrofonu bırakmayı hiç düşünmediğini söyleyen Kavak için radyoculuk, yıllar içerisinde günlük yaşamının en önemli parçalarından biri haline geldi.

“RADYO KARANLIK DÜNYAMI AYDINLATIYOR”
Radyoyu “karanlık dünyasını aydınlatan” bir alan olarak tanımlayan Kavak, aradan geçen yıllara rağmen mikrofonun kendisi için taşıdığı anlamın değişmediğini ifade etti. Programlar sayesinde farklı kesimlerden insanlarla tanıştığını anlatan Kavak, radyonun kendisini sosyal hayatın içerisinde tutan önemli bir bağ olduğunu vurguladı.
Kavak, “Gelen konuklarımla tanışıyorum. O da beni çok mutlu ediyor. Radyo olmasaydı valileri, milletvekillerini, belediye başkanlarını, kaymakamları, doktorları, rektörleri, dekanları tanıyamazdım. Herkesi tanıyorum yani. Çok da mutlu oluyorum” diye konuştu.
GÜNLÜK HAYATINI MÜMKÜN OLDUĞUNCA KENDİSİ SÜRDÜRÜYOR
Görme yetisini kaybettikten sonra zaman içerisinde yeni hayatına uyum sağladığını belirten Kavak, günlük işlerinin önemli bölümünü kendi başına yaptığını söyledi. Evinde ve bahçesinde aktif bir yaşam sürdüğünü anlatan Kavak, bahçesini çapalayabildiğini, ağaçlarını suladığını ve günlük ihtiyaçlarını mümkün olduğunca kendisinin karşılamaya çalıştığını ifade etti. Kavak ayrıca hayatını kaybeden eşinin kullandığı otomobili de korumaya devam ettiğini anlattı.
Kavak’ın hayatındaki dikkat çekici ayrıntılardan biri de görme yetisini kaybetmeden önce engelli bireylere sık sık yardımcı olması oldu. Askeri hastanelerde görev yaptığı yıllarda engelli kişilerin işlemlerini kolaylaştırmaya çalıştığını anlatan Kavak, İzmir’de yaşadığı dönemde de karşılaştığı engelli vatandaşlara yolun karşısına geçme veya toplu taşıma araçlarına ulaşma konusunda destek verdiğini söyledi. Yıllar sonra kendisinin de görme engelli hale geldiğini belirten Kavak, bugün çevresindeki insanların kendisine yardımcı olduğunu ifade etti.
“MİKROFON OLMASAYDI BU YAŞA KADAR YAŞAMAZDIM”
Röportajın en dikkat çekici bölümünde Kavak’a, “Mikrofon olmasaydı Ömer Kavak’ın hayatı nasıl olurdu?” sorusu yöneltildi. Kavak, bu soruya “Bu yaşa kadar yaşamazdım ben” yanıtını vererek radyonun hayatındaki yerini özetledi.
Sonradan görme yetisini kaybeden kişilerin yeniden toplumsal hayata katılmasının kolay olmadığını belirten Kavak, özellikle belirli bir yaşa kadar görerek yaşadıktan sonra görme yetisinin kaybedilmesinin ciddi bir uyum sürecini beraberinde getirdiğini söyledi. Kendisinin bu süreçte radyoya tutunduğunu ifade eden Kavak için 1993 yılında başlayan mikrofon serüveni, yıllar içerisinde yalnızca bir yayın faaliyeti olmaktan çıkarak sosyal hayatla kurduğu en güçlü bağlardan biri haline geldi.




