İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İşletme Mühendisliği bölümünden bu yıl mezun olan ve hızla iş hayatına atılan genç bir kadın, modern çalışma şartlarına yönelik eleştirilerini paylaştı. İş hayatında "normal" olarak kabul edilen birçok uygulamanın aslında sorunlu olduğunu savunan çalışan, haftalık mesai saatleri, izin kısıtlamaları ve kariyer belirsizlikleri hakkında net değerlendirmelerde bulundu.

"İTÜ'DE BİZİ ASKER GİBİ YETİŞTİRİYORLAR"

Eğitim hayatında ağır bir tempoya alıştıklarını ancak iş hayatındaki dinamiklerin çok daha farklı olduğunu belirten genç mühendis, yaşadığı süreci şu sözlerle aktardı:

"Ben İTÜ İşletme Mühendisliği'nden mezun oldum 9 ay önce ve aynı sürede çalışmaya başladım. Bize okulda iş hayatının çok daha zor olacağından vesaire bahsediyorlardı. Ama ben buna inanmak istemiyordum çünkü İTÜ'de okuyordum; yani ne kadar zor olabilir ki diyordum. Çünkü biz İTÜ'de bayağı asker gibi yetiştiriliyoruz, bu da yine iş hayatında anladığım şeylerden biri. Sonra iş hayatına başladım ve gerçekten daha zor olduğunu fark ettim. Ama buradaki zorluk okuldaki gibi bir şeyleri öğrenme zorluğu değil. Çünkü İTÜ sağ olsun; öğrenmediğimiz ya da bilmediğimiz herhangi bir şeyi öğrenebilmeyi bile çok iyi öğrenmişiz. İş hayatındaki zorluk, bunların dışında, iş hayatının sisteminde normal olarak görülen ama aslında çok anormal olan şeyler."

Yasemin Yalçın'ın eşi İlyas İlbey kimdir, nereli, kaç yaşında, eğitimi nedir?
Yasemin Yalçın'ın eşi İlyas İlbey kimdir, nereli, kaç yaşında, eğitimi nedir?
İçeriği Görüntüle

"HAFTADA 40 SAATİN DOLU OLUP, YILDA SADECE 15 GÜN İZİN OLMASI ANORMAL"

Haftalık 5 günlük çalışma düzeninin ve kısıtlı izin sürelerinin bireysel hayatı tamamen daralttığını ifade eden çalışan, eleştirilerinin odağına kurumu değil mevcut sistemi koyduğunu belirterek şunları söyledi:

"Haftada 5 günün, 40 saatinin dolu olması ve yılda sadece 15 gün iznin olması. Bakın ben bu arada izin konusunda çok cömert bir kurumda çalışıyorum, ilk senede de aynı şekilde. Ama benim bu eleştirilerim çalıştığım kuruma değil, tamamen sisteme. Çünkü bir plan yapacağız; 5 gün kapalı. Benim üniversite hayatımda 5 günde de dersimin olduğu hiçbir gün olmadı. Ben hep 4 gün gidiyordum ve staj falan yapıyordum ama yani hepsi benim yönetimimdeydi. O gün moralim bozuksa vesaire staj yapmıyordum—buraya da geleceğim çünkü. Günün sonunda şu anda 5 gün kapalı; akşam da zaten geliyorum, anca ev işi, yemek vesaire... Anca kendime vakit ayırıyorum, öteki güne şarjım doluyor derken gün bitti, 5 gün bitti. Bu arada kesin şu anda iş hayatında uzun süredir olan insanlar 'Bu ne diyor?' diyordur ama bazı şeyleri çok çabuk normalleştirmişiz."

"MORALİNİZ BOZUK OLSA BİLE DEVAM ETMEK ZORUNDASINIZ"

İş hayatının getirdiği psikolojik yüke ve kariyer hedeflerindeki belirsizliklere de değinen genç kadın, kurumsal dünyadaki adaptasyon sürecini şu çarpıcı ifadelerle özetledi:

"Moralim bozuk olsa bile o anda, iş dışında herhangi bir şey olsa bile işine devam etmek zorundasın. Bırakıp gidemezsin o anda ofisi, ne yapacaksın? Yani masa başından kalkıp... Tamam, git iki dakika dinlen ama... Uzun vadede geçebilecek bir şeyse çalışmaya devam etmek zorundasın ve odaklanmak inanılmaz zor, yaşandı. Bence tuhaf veya zor da diyebiliriz; artık hiçbir şeyin net olmaması. Okuldan ne zaman mezun olacağınız vesaire az çok belli oluyor. Hangi dersleri alacağınız falan, bunlar çok net, somut şeyler. Ama iş hayatına girince beklentiler bir anda değişiyor. Bir ay başka bir kariyer hedefi kurabiliyorsunuz kendinize, öteki ay başka. Ve bu da zor ve tuhaf bir şey aynı zamanda; bu kadar belirsizliğin olması."

Muhabir: Sema Ersoy