Gündem

Saatler durdu, onlar canla başla çalıştı: Depremin sessiz kahramanları

O gece şehirler sustu, insanlar zamana karşı yarıştı. Enkazların arasında yalnızca beton değil, umut da vardı. Kimi yolda, kimi hastanede, kimi karanlığın içinde bir cana daha ulaşmak için durmadan ilerledi. İsimleri unutulsa da yaptıkları unutulmadı. Depremin sessiz kahramanları, acının en ağır anında insanlığı ayakta tuttu.

6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde Kahramanmaraş’ta düzenlenen anma programları, yalnızca kayıpları değil, felaketin ilk anlarından itibaren insanlık adına sergilenen örnek duruşları da yeniden hatırlattı. Milli İrade Meydanı’ndaki törenlerde bir araya gelen isimler arasında, deprem günlerinde gösterdikleri fedakârlıkla hafızalara kazınan sessiz kahramanlar da vardı.

İSTANBUL'DAN KAHRAMANMARAŞ'A 9 SAATTE GELDİ

İstanbul’dan Kahramanmaraş’a doğru yola çıkan ve kullandığı TIR’la sembol haline gelen Kazım Budak, anma programında duygusal anlar yaşadı. Depremin hemen ardından çalıştığı firmadan aldığı telefonla vakit kaybetmeden yola çıktığını anlatan Budak, iş makinesini bölgeye ulaştırmanın her şeyden önemli olduğunu söyledi. Yoğun kar, tipi ve buzlanmaya rağmen 1030 kilometrelik yolu 9 saatte geldi. Durmayı hiç düşünmediğini belirten Budak, hızını kontrol etmemek için araç göstergesini kapattığını, Kayseri güzergâhından Elbistan’a yönlendirilerek saatlerce durmaksızın ilerlediğini ifade etti. O yolculuğun kendisini değil, dayanışmayı temsil ettiğini vurgulayan Budak, “Herkes aynı duygu içindeydi, kimse geri dönmeyi düşünmedi” sözleriyle o günlerin ruhunu özetledi.

BEBEKLERİ KURTARMAK İÇİN CANINI HİÇE SAYDI

Depreme görev başında yakalanan Şeyma hemşire, felaketin en çarpıcı insan hikâyelerinden birine imza attı. Sarsıntının başlamasıyla birlikte herkes panikle dışarı yönelirken, o koşarak servis odalarına döndü. Yatalak ve hareket edemeyen hastaları tek tek kucaklayan Şeyma hemşire, bina boşaltılana kadar tahliyeyi sürdürdü. Daha sonra yaptığı açıklamalarda, korkuyu düşünmeye vakti olmadığını, o an tek kaygısının hastaları hayatta tutmak olduğunu dile getirdi. Sağlık çalışanlarının deprem boyunca sergilediği bu tutum, toplumun vicdanında derin bir iz bıraktı.

BİR ARABA DOLUSU VİCDAN, AZERBAYCAN'DAN

Depremin ardından hafızalara kazınan görüntülerden biri de Azerbaycan vatandaşı bir sürücünün, binek otomobilinin tavanına ve içine yüklediği yardım malzemeleriyle Türkiye’ye doğru yola çıkması oldu. Üzerine bağlanmış yorganlar, battaniyeler ve erzak kolileriyle kilometrelerce yol kat eden araç, sınır kapısında görüntülendiğinde sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Sürücü, “Bu acı bizim de acımız” diyerek yardım malzemelerini deprem bölgesine ulaştırdı. Bu görüntü, iki ülke arasındaki kardeşliğin felaket anlarında nasıl somutlaştığının sembollerinden biri haline geldi.

ENKAZ BAŞINDA ZAMANA KARŞI YARIŞTILAR

Depremin hemen ardından Türkiye’nin dört bir yanından yola çıkan arama kurtarma ekipleri, ağır kış şartlarına rağmen enkaz alanlarında günlerce çalıştı. Uykusuz, aç ve yorgun halde sürdürülen çalışmalarda her canlı sesi yeni bir umut anlamına geldi. Gönüllü olarak bölgeye giden doktorlar, hemşireler ve paramedikler sahra hastanelerinde ve yıkıntıların arasında binlerce kişiye ilk müdahaleyi yaptı. Birçok sağlık çalışanı kendi imkânlarıyla bölgeye ulaştı ve haftalarca geri dönmeden görev yaptı.

MADENCİLER BİR AN OLSUN YALNIZ BIRAKMADI

Yer altındaki zorlu koşullara alışkın olan madenciler, deprem bölgesinde adeta zamanla yarıştı. Dar alanlarda, çökme riski altında ve çoğu zaman elle kazı yaparak ilerleyen ekipler, onlarca kişiyi enkaz altından sağ çıkardı. Madenciler, yaptıkları açıklamalarda her kurtarma anının yeni bir sorumluluk duygusu yarattığını, pes etmenin akıllarından bile geçmediğini dile getirdi. Enkazdan çıkarılan her can, karanlığın içinden yükselen bir umut olarak kayıtlara geçti.

Deprem sürecinde sivil toplum kuruluşları da sahada aktif rol oynadı. Özellikle Haluk Levent’in kurucusu olduğu AHBAP, ilk saatlerden itibaren bölgeye ulaşarak barınma, gıda ve sağlık alanlarında yoğun bir çalışma yürüttü. Türkiye’nin dört bir yanından gönderilen yardım kolileri, gönüllüler aracılığıyla depremzedelere ulaştırıldı. Devlet kurumları, belediyeler ve vatandaşlar, eşi benzeri görülmemiş bir seferberlik içinde hareket etti.