İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Ankara'da düzenlenen 2. İletişim Şurası'nın ardından sonuç bildirgesini kamuoyuyla paylaştı. Bildirgede stratejik iletişimden kamu diplomasisine, gazetecilikten dezenformasyonla mücadeleye, dijital dönüşümden yapay zeka uygulamalarına kadar birçok başlıkta öneri ve hedeflere yer verildi.
İLETİŞİM ŞURASI'NDA SONUÇ BİLDİRGESİ PAYLAŞILDI
İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 27-28 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilen 2. İletişim Şurası'nın kapanışında konuştu. Şura hazırlık sürecinin 8-9 Ocak 2025'te düzenlenen İletişim Şurası Hazırlık Çalıştayı ile başladığını belirten Duran, kamu diplomasisi, stratejik iletişim, güvenlik, kriz yönetimi, medya politikaları ve dijital dönüşüm başta olmak üzere iletişim alanındaki başlıkların ele alındığını söyledi.
STRATEJİK İLETİŞİM VE KRİZ YÖNETİMİNE İLİŞKİN ÖNERİLER
Burhanettin Duran, İletişim Başkanlığı koordinasyonunda ortak bir stratejik iletişim çalışma grubu oluşturulması ve kriz dönemlerinde kullanılacak yetki, sorumluluk ile onay süreçlerinin önceden belirlenmesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Hibrit tehditlerle mücadele ve uluslararası krizler bağlamında proaktiflik, tutarlılık ve şeffaflık gibi temel ilkeler esas alınmalıdır. Stratejik iletişim anlatısında veri temelli içerik üretimi temel alınmalı ve analiz süreçlerinde yapay zeka teknolojilerinden güvenli ve etkin şekilde yararlanılmalıdır. Türkiye'deki uluslararası öğrenciler iletişim elçileri olarak kabul edilmelidir.
Stratejik iletişim alanında uluslararası ölçekte referans oluşturacak sistem geliştirilmeli, küresel akademik işbirlikleri ve Türk akademik yayınlarının görünürlüğü desteklenmelidir. Siyasal iletişim çalışmaları veriye dayalı yürütülmeli, sosyolojik değişim ve dönüşümler dikkate alınmalı, olası krizleri etkin şekilde yönetebilmek için stratejik ve proaktif bir yaklaşım benimsenmelidir. Siyasal iletişim alanında dijitalleşme sürecinin beraberinde getirdiği fırsatlar değerlendirilmeli, risk ve tehditlere karşı tedbirler alınmalıdır."
KAMU DİPLOMASİSİ VE TÜRKİYE MARKASI
Duran, kamu diplomasisi çalışmalarında kamu, özel sektör, yerel yönetimler ve sivil toplum arasında işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Kamu diplomasisi faaliyetlerinin etki odaklı yürütülmesi gerektiğini belirten Duran, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Türkiye'nin uluslararası yayıncılık potansiyeli geliştirilip güçlendirilmelidir. Kültürel, sportif, bilimsel ve insani faaliyetler gibi yumuşak güç unsurları, dönemsel ve tematik bazda, çok dilli bir anlatı stratejisi ile ele alınmalıdır. Kamu diplomasisi faaliyetlerinin etkisini yapay zeka ve yeni medya teknolojileri vasıtasıyla sistematik bir şekilde ölçümleyecek mekanizmalar kurulmalıdır. Türkiye markasını güçlendirmek için stratejiler geliştirilerek markalama çalışmaları artırılmalı, bu çalışmalar ülke markalaması strateji belgesine dönüştürülmeli ve bir eylem planı oluşturulmalıdır."
GAZETECİLİK VE YAPAY ZEKA BAŞLIKLARI
Sonuç bildirgesinde haber üretim süreçlerinde doğrulama mekanizmalarının güçlendirilmesi, medya okuryazarlığı ve dijital etik eğitimlerinin yaygınlaştırılması, yerli yapay zeka teknolojilerinin geliştirilmesi ve saha gazeteciliğinin desteklenmesi yönünde önerilere yer verildi. Duran, şu ifadeleri kullandı:
"Haber ve içerik üretim süreçlerinde doğrulama mekanizmaları güçlendirilmelidir. Yerli ve milli yapay zeka teknolojilerinin geliştirilmesi için üniversiteler, kamu kurumları, özel sektör ve ilgili paydaşlar arasında işbirliği güçlendirilmeli, Türkiye Medya Veri Tabanı oluşturulmalıdır. Dijital krizler, siber tehditler, bilgi kirliliği ve benzeri dijital risklere karşı ulusal düzeyde dijital afet senaryoları hazırlanmalı ve düzenli olarak güncellenmelidir. Saha gazeteciliğinin güçlendirilmesine yönelik mesleki ve kurumsal destek mekanizmaları geliştirilmelidir. Dijital teknolojiler ve yapay zeka uygulamaları, gazeteciliğin temel ilkeleri olan doğruluk, yerinde gözlem, kaynak çeşitliliği ve kamu yararı doğrultusunda kullanılmalıdır. Haber üretimi, tıklanma ve popülerlik baskısından arındırılmalı, nitelikli habercilik desteklenmelidir."
DİJİTAL DÖNÜŞÜM VE HUKUKİ DÜZENLEMELER
Bildirgede dijital dönüşüm sürecinin kamu, akademi, özel sektör ve sivil toplumun ortak sorumluluğunda yürütülmesi, iletişim hukukunun dijital dönüşüme uyumlu hale getirilmesi ve unutulma hakkına ilişkin yasal çerçevenin oluşturulması gerektiği belirtildi. Duran konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
"Dijital dönüşüm ve yapay zeka uygulamaları, halkla ilişkiler süreçlerinde verimlilik sağlayacak şekilde yaygınlaştırılırken insan odaklı iletişim anlayışı korunmalıdır. Halkla ilişkiler alanında nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi amacıyla üniversite-kamu-özel sektör işbirlikleri kurumsallaştırılmalıdır. Türkiye'nin dijital dönüşüm süreci, kamu, akademi, özel sektör ve sivil toplumun ortak sorumluluk üstlendiği, paydaşları ve görev dağılımları açık biçimde tanımlanmış bütüncül bir ulusal strateji çerçevesinde yürütülmelidir.
Devlet kurumları, yargı, akademi, medya ve teknoloji sektörünün işbirliğiyle iletişim hukuku dijital dönüşümle uyumlu hale getirilmelidir. Kişilik hakları, ifade özgürlüğü ve kamu yararı arasındaki denge gözetilerek 'unutulma hakkı' açık ve uygulanabilir bir yasal çerçeveye kavuşturulmalıdır. Dijital ebeveynlik güçlendirilerek çocukların yaşlarına uygun güvenli dijital deneyimlere erişmesi sağlanmalıdır. Çocuklar için güvenli içerik politikaları ve dijital medya okuryazarlığı yaygınlaştırılmalıdır. Yapay zeka ve dijital platformların geliştirilmesi ile kullanımında şeffaflık, hesap verebilirlik ve bireysel hakların korunmasını esas alan düzenleyici çerçeveler oluşturulmalıdır. Dijital çağda kişi ve topluma yönelik ulusal bir strateji belgesi hazırlanmalı, sürekli değerlendirme ve koordinasyon mekanizmaları oluşturulmalıdır."
AFET İLETİŞİMİ VE DEZENFORMASYONLA MÜCADELE
Afet dönemlerinde resmi bilgilendirme süreçlerinde TAMP İletişim Grubu'nun rolünün güçlendirilmesi gerektiğini belirten Duran, afet iletişimine ilişkin önerileri şu sözlerle aktardı:
"Afeti yöneten ekipler ile afet iletişimini yöneten ekipler birbirinden ayrılmalıdır. Afet dönemlerinde ortaya çıkan dezenformasyonun önlenmesine yönelik mekanizmalar kriz öncesinde oluşturulmalı; önleyici tedbirler geliştirilmelidir. Afet yayıncılığı standardı güncellenerek kriz dönemlerinde medya platformlarının yalnızca alanında yetkin ve akredite kişilere yer vermesi sağlanmalıdır. Afet dönemlerinde toplumsal dayanışmayı tehdit eden linç kültürü, algı operasyonları ve manipülasyon faaliyetlerine karşı proaktif idari ve hukuki tedbirler tavizsiz uygulanmalıdır.
Kriz anlarında, dijital ve konvansiyonel medyada ilk paylaşan olma baskısına karşı yayıncılıkta kurumsal teyit mekanizmaları standardı zorunlu bir mesleki kural haline getirilmelidir. Dijital erişimin sınırlı olduğu riskli bölgelerde yüz yüze afet farkındalık faaliyetleri artırılmalı, bu bölgelere yönelik alternatif iletişim kanalları (anons sistemleri, yerel radyolar) afet öncesinde planlanmalıdır. Afet bölgelerinde görev yapan gazetecilerin ve içerik üreticilerin afetzedelerin travmatik durumlarını ve mahremiyetlerini gözetmeleri bakımından Afet Muhabirliği Akreditasyon ve Eğitim Programları hayata geçirilmelidir."
İLETİŞİM EĞİTİMİ VE SİNEMA POLİTİKALARI İÇİN ÖNERİLER
Bildirgede iletişim fakültelerinin müfredatının dijitalleşmeye göre güncellenmesi, medya okuryazarlığının temel ders haline getirilmesi ve sinema sektöründe yerli yapımların desteklenmesine yönelik öneriler de yer aldı. Duran konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
"Film ve sinema sektörünün uluslararasılaşması için ortak yapımlar, film fuarları ve sektörel işbirlikleri desteklenmelidir. Uluslararası içerik tekelleşmesine ve kültürel hegemonyaya karşı, Türkiye Yüzyılı hedefi doğrultusunda yerli ve milli değerleri esas alan kapsamlı bir İletişim Strateji Belgesi hazırlanmalıdır. İzleyiciyle daha güçlü bağ kuran, doğal ve özgün hikaye anlatımına sahip, kültürel mirası, ailevi değerleri ve toplumsal hafızayı yansıtan film, dizi, animasyon ve belgesel üretimleri teşvik edilmelidir.
Hedef illerde büyük dizi ve film platolarının kurulmasını teşvik ederek platoların bölge turizmine katkı sağlamasına dönük teşvikler artırılmalıdır. Son olarak Türkiye'nin mevcut iletişim alanının bir haritasının çıkarılması, İletişim Şurası’nın farklı temalar çerçevesinde periyodik olarak düzenlenmesi sağlanmalıdır. İletişimin bütün boyutlarına dair fikirler, tespitler ve teklifler içeren İletişim Şurası Sonuç Bildirgesi'nin hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Her bir madde üzerinde titizlikle duracağımızı ve bu maddeleri ivedilikle hayata geçirmenin gayretinde olacağımızı ifade etmek istiyorum."




