28 Şubat'ta başlayan ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın enerji altyapısı ve Hürmüz Boğazı üzerinden küresel yakıt arzını etkilemesi, özellikle ithalata bağımlı ülkelerde dizel tedarikinin önemini artırdı. Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Rus yakıtının Avrupa pazarındaki payının azalması da küresel rafine ürün piyasasındaki mevcut sıkışıklığı derinleştirirken İngiltere, fiyat artışlarının etkisini sınırlamak için vergi ve tedarik politikalarında farklı adımlar atıyor.
İngiltere hükümeti mayıs ayında akaryakıttaki litre başına 5 penilik geçici vergi indirimini 2026 sonuna kadar uzatmış, kırmızı dizelde de yıl sonuna kadar ilave indirim kararı almıştı. Ancak uluslararası piyasadaki arz sıkıntısının devam etmesi, fiyatların yalnızca vergi politikasıyla kontrol altında tutulmasını zorlaştırıyor.

İNGİLTERE'NİN GERÇEKTEN 42 GÜNLÜK YAKITI MI KALDI?
İngiltere'nin “yalnızca 42 günlük yakıtı kaldığı” şeklindeki ifadeler ülkenin toplam petrol rezervi açısından doğru değil. İngiltere, Uluslararası Enerji Ajansı üyeliği kapsamında en az 90 günlük net ithalata karşılık gelecek acil petrol stoku bulundurmakla yükümlü ve hükümetin yayımladığı son kapsamlı arz güvenliği raporunda toplam stokların Temmuz 2025 itibarıyla yaklaşık 120 günlük net ithalata karşılık geldiği belirtiliyor.
Güncel tartışmalarda kullanılan daha düşük rakamlar ise belirli yakıt türleri, ticari stoklar veya farklı hesaplama yöntemlerine dayanabiliyor. Bu nedenle “İngiltere'nin 42 günlük yakıtı kaldı” ifadesini ülkenin bütün stratejik petrol rezervlerinin 42 gün sonra tükeneceği şeklinde yorumlamak doğru değil. Mevcut risk daha çok küresel dizel arzındaki sıkışıklığın uzaması halinde İngiltere gibi ithalata ihtiyaç duyan pazarlarda fiyat ve tedarik baskısının artması.
TRUMP DİZEL İHRACATINI DURDURACAK MI?
Küresel dizel piyasasını hareketlendiren gelişmelerden biri ABD'den geldi. Trump yönetiminde iç piyasadaki rekor seviyedeki dizel fiyatlarını aşağı çekmek amacıyla ihracatın sınırlandırılması veya yasaklanması dahil farklı seçenekler tartışılırken, ABD Enerji Bakanı Chris Wright büyük rafinerilerle gönüllü ihracat sınırlamaları konusunda da temas yürütüyor.
Ancak ABD'nin 90 günlük dizel ihracat yasağını yürürlüğe koyduğu yönündeki haberler doğru değil. Beyaz Saray 23 Eylül'de böyle bir karar alındığı yönündeki haberleri reddederken ihracat yasağı daha sonra da değerlendirilen seçeneklerden biri olmaya devam etti. ABD'nin ağustosta günlük yaklaşık 1,6 milyon varille rekor seviyede dizel ihraç etmiş olması nedeniyle olası bir kısıtlama Avrupa dahil birçok pazarda yeni arz sorunları yaratabilir.

AVRUPA ABD'NİN OLASI KARARINDAN ENDİŞELİ
ABD'nin dünyanın en büyük dizel ihracatçılarından biri olması nedeniyle Washington'da tartışılan kısıtlama Avrupa'da da yakından izleniyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, olası bir Amerikan ihracat yasağının yalnızca küresel piyasalar açısından değil ABD ekonomisi açısından da ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.
Uluslararası Enerji Ajansı da küresel petrol ve dizel piyasalarındaki gelişmeleri yakından takip ettiğini açıkladı. IEA Başkanı Fatih Birol, ihtiyaç ortaya çıkması halinde üye ülkelerin stratejik petrol rezervlerinden yeni bir koordineli salım seçeneğini değerlendirebileceğini belirtirken kurumun hem Avrupa ülkeleri hem de yakıt ihracatçısı devletlerle temas halinde olduğunu söyledi.
KRİZ ÇIKARSA BENZİN İSTASYONLARINDA NE OLACAK?
İngiltere'nin Ulusal Yakıt Acil Durum Planı, normal şartlarda uygulanmayan ancak ciddi bir ulusal yakıt kıtlığı yaşanması halinde devreye sokulabilecek bir dizi önlem içeriyor. Planın ilk aşamalarında hükümet ve sektörün dağıtım sistemindeki sorunları çözmesi ve gerekli durumlarda acil petrol stoklarının piyasaya sürülmesi öngörülüyor.
Krizin ağırlaşması halinde ise belirlenmiş akaryakıt istasyonlarında ambulans, polis ve diğer kritik hizmet araçlarına öncelik verilebilecek. Petrol şirketleri ve dağıtıcılar, acil servisler, kamu hizmetleri ve toplu taşıma gibi kritik sektörlere yakıt sağlamaya yönlendirilebilecek; ticari dizel dağıtımında ise gıda ve sağlık gibi temel tedarik zincirlerini ayakta tutan araçlara öncelik tanınabilecek.
SÜRÜCÜLERİN ALABİLECEĞİ YAKIT SINIRLANDIRILABİLİR
Planın kamuoyunu doğrudan ilgilendiren en dikkat çekici bölümlerinden biri “Maximum Purchase Scheme” adı verilen azami satın alma uygulaması. Bu sistem devreye sokulursa sürücülerin bir akaryakıt istasyonuna yaptıkları her ziyarette satın alabilecekleri benzin veya dizel miktarına üst sınır getirilebiliyor. Ayrıca istasyonların yakıt satabileceği saatlerin sınırlandırılması da mümkün.
Bu mekanizma klasik anlamda bir “yakıt karnesi” olarak tanımlanmıyor ve şu anda uygulanmıyor. Ancak ciddi bir ulusal yakıt kıtlığı oluşması halinde hükümetin bireysel tüketimi sınırlandırmasına olanak tanıdığı için, krizin çok daha ağırlaşacağı bir senaryoda İngiliz sürücülerin pompada istedikleri miktarda yakıt satın alamaması mümkün.

KRİTİK ARAÇLARA ÖNCELİK VERİLECEK
Acil durum planında sağlık, güvenlik, enerji ve ulaşım gibi kritik hizmetlerin faaliyetlerini sürdürebilmesine özel önem veriliyor. Belirlenmiş istasyon sistemiyle acil durum ve kritik hizmet araçlarının yakıta öncelikli erişimi sağlanabilirken toplu taşıma ve temel kamu hizmetlerinin tedarikinde de öncelik uygulanabiliyor.
Ticari araçlar için hazırlanan ayrı dağıtım mekanizması ise özellikle gıda ve sağlık ürünlerinin taşınması gibi kritik tedarik zincirlerini korumayı amaçlıyor. Böylece olası bir yakıt krizinin market raflarından hastanelerin tedarikine kadar günlük hayatın temel alanlarında daha büyük bir aksaklığa dönüşmesinin önüne geçilmesi hedefleniyor.
İNGİLTERE'DE AKARYAKIT KRİZİ ÇIKAR MI?
Şu anda İngiltere'de ulusal çapta yakıt karneleme veya bireysel akaryakıt alımını sınırlandırma kararı bulunmuyor. Hükümetin elindeki tedbirler olası ciddi bir tedarik kesintisi için hazırlanmış acil durum araçları niteliğinde ve bunların devreye sokulabilmesi için arz sorununun çok daha ağır bir seviyeye ulaşması gerekiyor.
Bununla birlikte küresel dizel piyasasında risk tamamen ortadan kalkmış değil. İran savaşı, Rus enerji arzındaki kayıplar ve ABD'nin dizel ihracatını sınırlama ihtimali aynı anda küresel arz üzerinde baskı oluştururken, Washington'ın olası ihracat kısıtlamasının gerçekleşmesi halinde Avrupa ve İngiltere üzerindeki fiyat ve tedarik baskısının yeniden artabileceği değerlendiriliyor.




