Kalp ve damar hastalıklarına ilişkin farkındalığın artırılması amacıyla her yıl 29 Eylül’de kutlanan Dünya Kalp Günü’nde, hareketsiz yaşam ve belirti vermeden ilerleyen risk faktörleri yeniden gündeme geldi. Dünya Kalp Federasyonu, 2026 yılı kampanyasını “Don’t Miss a Beat – Bir Atımı Kaçırma” mesajıyla yürütürken, kalp hastalıklarının kolayca gözden kaçabilen belirtilerine dikkat çekiyor.

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, Türkinform muhabiri Almila Kerküklü’ye verdiği özel röportajda, kalp sağlığını korumak isteyenlerin öncelikle hareketsiz yaşam alışkanlığından uzaklaşması gerektiğini söyledi.

Kişinin herhangi bir şikâyet yaşamamasının kalp ve damar sağlığının iyi olduğu anlamına gelmediğini belirten Baysal; yüksek tansiyon, yüksek LDL kolesterol, diyabet ve damar sertliği gibi risklerin uzun süre sessizce ilerleyebileceği uyarısında bulundu.

“TEK BİR ALIŞKANLIĞI BIRAKIN” DESENİZ: OTURMAK

Dünya Kalp Günü’nde insanlara tek bir yanlış alışkanlığı bırakmalarını söylemesi halinde “oturmayı” seçeceğini ifade eden Baysal, modern yaşamın insanları giderek daha hareketsiz hale getirdiğini belirtti.

Günün büyük bölümünün otomobilde, iş yerinde veya evde oturarak geçirildiğine dikkat çeken Baysal, “Modern insanın en sevdiği spor dalı maalesef oturmak. Sabah arabada, işte ve akşam koltukta oturuyoruz; sonra da ‘Kalbim neden yoruldu?’ diye soruyoruz” ifadelerini kullandı.

Baysal, hareket etmek için mutlaka spor salonuna gidilmesi gerekmediğini belirterek günlük yaşamda yapılabilecek küçük değişikliklerin de önemli olduğunu söyledi. İş yerine yürümek, gün içinde belirli aralıklarla ayağa kalkmak ve kısa yürüyüşlere zaman ayırmak, daha hareketli bir yaşamın parçaları arasında yer alıyor.

“KALP HAREKETİ SEVER”

Kalbin ve damar sisteminin sürekli hareket halinde olduğunu ifade eden Baysal, insan vücudunun da bu yapıya uygun biçimde hareket etmesi gerektiğini söyledi.

Baysal, “Kâinatta hiçbir şey durağan değildir. Gezegenlerden atomlara, kandan kalbe kadar her şey bir hareket halindedir. Siz durduğunuzda aslında kalbinizin ritmine direnmiş olursunuz” değerlendirmesinde bulundu.

Düzenli hareketin yalnızca kilo kontrolü açısından değil, kalp ve damar sisteminin desteklenmesi bakımından da önem taşıdığını belirten Baysal, günlük hayata yerleştirilen sürdürülebilir hareket alışkanlıklarının daha uygulanabilir olduğunu kaydetti.

EN TEHLİKELİ CÜMLE: “BENDE HİÇBİR ŞEY YOK”

Birçok kişinin kalp sağlığının iyi olduğuna herhangi bir yakınma yaşamamasını gerekçe göstererek inandığını aktaran Baysal, “Bende hiçbir şey yok” ifadesinin kalp ve damar hastalıkları açısından yanıltıcı olabileceğine dikkat çekti.

Yüksek tansiyon, yüksek LDL kolesterol, diyabet ve damar sertliği gibi risklerin uzun süre belirgin bir şikâyete yol açmadan ilerleyebileceğini söyleyen Baysal, kişinin kendisini iyi hissetmesinin ölçüm ve değerlendirmelerin yerini tutmayacağını vurguladı.

Baysal, “İnsan kendisini gayet iyi hissedebilir ancak tansiyon değerleri aynı ölçüde iyi olmayabilir. Sağlık değerlendirmesini yalnızca ‘Kendimi nasıl hissediyorum?’ sorusuna bırakmamak gerekir. İnsan sadece hissettiğine değil, hakikate ve bilgiye de bakmalı” dedi.

GENÇ VE ZAYIF OLMAK RİSKİ ORTADAN KALDIRMIYOR

Kalp ve damar hastalıklarının yalnızca ileri yaştaki veya fazla kilolu bireylerde görüldüğü düşüncesinin doğru olmadığını belirten Baysal, dışarıdan sağlıklı görünmenin tüm risklerin bulunmadığı anlamına gelmediğini söyledi.

Genç, zayıf ve hareketli bir kişide de ailesel kolesterol yüksekliği, hipertansiyon, diyabet veya sigara kullanımına bağlı risklerin bulunabileceğini ifade eden Baysal, aile öyküsünün ve kişisel risk faktörlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Baysal’ın açıklamalarına göre kalp sağlığı değerlendirilirken yalnızca dış görünüşe veya mevcut şikâyetlere değil; tansiyon, kan değerleri, aile öyküsü ve yaşam alışkanlıkları gibi etkenlere de bakılması gerekiyor.

KALP HASTALIĞI HER ZAMAN GÖĞÜS AĞRISIYLA GELMİYOR

Kalp hastalığı denildiğinde birçok kişinin aklına ilk olarak şiddetli göğüs ağrısı geliyor. Ancak Baysal, kalp ve damar sorunlarının her hastada aynı belirtilerle ortaya çıkmayabileceğini vurguladı.

Merdiven çıkarken eskisine göre daha çabuk yorulmak, nefes nefese kalmak, açıklanamayan performans kaybı, göğüste baskı veya sıkışma hissi, önemsenmesi gereken belirtiler arasında bulunuyor.

Sırta, çeneye veya kola yayılan rahatsızlık hissi ile alışılmadık terleme ve bulantının da göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Baysal, hastaların bu belirtileri yorgunluk, yaşlanma veya hazımsızlıkla karıştırabildiğini söyledi.

Baysal, “Kalp hastalıklarının en sevdiği şeylerden biri, kendisini başka bir şey sanmamızdır” ifadelerini kullanarak yeni başlayan, tekrarlayan veya efor sırasında ortaya çıkan belirtilerin “geçer” düşüncesiyle ertelenmemesi gerektiğine dikkat çekti.

“YAŞLANDIM” DİYEREK GEÇİŞTİRMEYİN

Daha önce rahatlıkla çıkılan bir merdivende nefes nefese kalmak veya günlük yürüyüş sırasında göğüste baskı hissetmek, bazı kişiler tarafından yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak değerlendirilebiliyor.

Ancak efor kapasitesindeki belirgin değişimin dikkate alınması gerektiğini ifade eden Baysal, özellikle sonradan ortaya çıkan ve tekrarlayan yakınmaların değerlendirilmesini önerdi.

Açıklanamayan yorgunluk, nefes darlığı ve fiziksel kapasitedeki düşüşün tek başına kalp hastalığı anlamına gelmediğini, ancak kalp ve damar sistemiyle ilişkili olabileceği için ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.

TANSİYONU HİSSETMEMEK NORMAL OLDUĞU ANLAMINA GELMİYOR

Baysal, Dünya Kalp Günü dolayısıyla hazırladığı üç maddelik kontrol listesinin ilk sırasına tansiyon ölçümünü koydu.

Yüksek tansiyonun uzun süre belirti vermeden ilerleyebileceğini hatırlatan Baysal, “Tansiyonumu hissetmiyorum” demenin tansiyonun normal olduğu anlamına gelmediğini söyledi.

Özellikle risk faktörü bulunan kişilerin yalnızca şikâyet ortaya çıktığında değil, şikâyetleri yokken de tansiyonlarını kontrol ettirmeleri gerektiğini belirtti.

Evcil hayvanınızda bu değişiklikleri “normal” deyip geçmeyin!
Evcil hayvanınızda bu değişiklikleri “normal” deyip geçmeyin!
İçeriği Görüntüle

NORMAL KİLO, NORMAL KOLESTEROL ANLAMINA GELMİYOR

Kontrol listesinin ikinci sırasında kolesterol değerleri yer aldı. Kişinin kilosunun normal aralıkta olmasının kolesterol değerlerinin de normal olduğunu göstermediğini belirten Baysal, kolesterol yüksekliğinin dışarıdan bakılarak anlaşılamayacağını ifade etti.

Kolesterol değerlerinin yaş, aile öyküsü ve diğer sağlık riskleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Baysal, özellikle ailesinde erken yaşta kalp ve damar hastalığı bulunan kişilerin bu konuda daha dikkatli olması gerektiğini kaydetti.

YENİ VE TEKRARLAYAN DEĞİŞİKLİKLERİ KÜÇÜMSEMEYİN

Baysal’ın kontrol listesindeki üçüncü maddeyi ise vücutta sonradan ortaya çıkan ve tekrarlayan değişiklikler oluşturdu.

Eskiden rahatlıkla yapılan bir aktivitede artık nefes nefese kalınması, yürürken göğüste baskı hissedilmesi, nedeni açıklanamayan yorgunluk veya efor kapasitesinde belirgin bir azalma yaşanması halinde bu değişikliklerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.

Dünya Kalp Günü mesajını “Kalbinizi önemseyin” sözleriyle özetleyen Baysal, “Kalbiniz iyi olursa siz de iyi olursunuz. Kalbinizle aranızın iyi olması için hareket edin, risklerinizi bilin ve vücudunuzun verdiği yeni sinyalleri küçümsemeyin. İyi kalpli olmak her zaman kazandırır” dedi.

Muhabir: Almila Kerküklü