İlişkilerde yaşanan tartışmalar her zaman bağırarak veya karşılıklı suçlamalarla devam etmiyor. Bazen taraflardan biri konuşmayı tamamen kesiyor, mesajlara yanıt vermiyor ve karşısındaki kişiyi yokmuş gibi davranarak görmezden geliyor. Özellikle tartışmanın ardından saatlerce veya günlerce süren bu sessizlik, karşı tarafta yoğun bir belirsizlik ve kaygı oluşturabiliyor. Psikolojide sessiz muamele olarak adlandırılan davranış, ilişkilerde iletişimin önemli sorunlarından biri olarak değerlendiriliyor. Peki, ilişkide susarak cezalandırmak ne anlama geliyor? Tartışma sonrasında konuşmak istememek her zaman duygusal manipülasyon mu?
Aile ve İlişki Danışmanı Mesiha İrehan'ın TÜRKİNFORM'a ilişkilerde güvenin yeniden kurulması üzerine yaptığı değerlendirmelerde, açık iletişimin ve davranışlarda tutarlılığın önemi öne çıkıyor. İlişkilerde sessizliğin bir baskı aracına dönüşmesi ise iletişim sorunlarının farklı bir boyutunu oluşturuyor.
SESSİZ MUAMELE NEDİR?
Sessiz muamele, bir kişinin karşısındakiyle iletişimi keserek onu görmezden gelmesi veya konuşmayı bilinçli biçimde reddetmesi olarak tanımlanıyor.
Bu davranış romantik ilişkilerde görülebildiği gibi aile üyeleri, arkadaşlar veya farklı sosyal ilişkiler arasında da ortaya çıkabiliyor.
Özellikle tartışma sonrasında karşı tarafın mesajlarına cevap vermemek, sorularını yanıtsız bırakmak veya aynı ortamda bulunduğu halde iletişim kurmamak, sessiz muamelenin örnekleri arasında yer alabiliyor.
Ancak konuşmaya ara verilmesi her zaman aynı anlama gelmiyor.
Bazı kişiler yoğun duygular yaşadığında kendilerini sakinleştirmek için kısa süre yalnız kalmaya ihtiyaç duyabiliyor.
Burada belirleyici olan, sessizliğin hangi amaçla kullanıldığı ve iletişimin nasıl yeniden kurulacağı.

İLİŞKİDE SUSARAK CEZALANDIRMA NEDEN OLUR?
İnsanlar tartışmalara farklı tepkiler verebiliyor.
Bazı kişiler öfkelerini açıkça ifade ederken bazıları çatışmadan kaçınmayı veya konuşmayı tamamen kesmeyi tercih edebiliyor.
Sessizliğin nedenleri arasında yoğun duygusal yük, sorun çözmekte zorlanma, kırgınlık ve çatışma karşısında geri çekilme eğilimi bulunabiliyor.
Ancak bazı durumlarda iletişimin kesilmesi, karşı tarafı suçlu hissettirmek veya istenilen davranışı elde etmek amacıyla kullanılabiliyor.
Bu durumda sessizlik, yalnızca konuşmama tercihi olmaktan çıkarak ilişkinin güç dengesini etkileyen bir davranışa dönüşebiliyor.
Bununla birlikte dışarıdan bakıldığında her sessizliğin arkasındaki niyeti kesin biçimde bilmek mümkün değil.
Bu nedenle davranışın tekrar edip etmediği, ne kadar sürdüğü ve ilişki üzerindeki etkileri birlikte değerlendirilmeli.
SESSİZ MUAMELE DUYGUSAL MANİPÜLASYON MU?
Sessiz muamelenin duygusal manipülasyon olup olmadığı, davranışın amacına ve nasıl gerçekleştiğine bağlı olarak değişebiliyor.
Özellikle kişinin karşı tarafın davranışlarını kontrol etmek, onu cezalandırmak veya sürekli özür dilemeye zorlamak amacıyla iletişimi kesmesi, duygusal baskı oluşturabiliyor.
Karşı tarafın ne zaman yeniden konuşulacağını bilememesi, ilişkide belirsizliği artırabiliyor.
Bu süreçte kişi, kendi düşüncelerinden bağımsız olarak yalnızca sessizliğin sona ermesini sağlamak için geri adım atma ihtiyacı hissedebiliyor.
Ancak her tartışma sonrası içine kapanan kişinin bilinçli olarak manipülasyon yaptığı sonucuna varmak doğru değil.
Yoğun stres sırasında kendisini ifade etmekte zorlanan veya duygusal olarak bunalan kişiler de geçici olarak iletişimden uzaklaşabiliyor.
Dolayısıyla davranışı anlamak için tek bir tartışmaya değil, ilişkinin genel iletişim biçimine bakmak gerekiyor.

SESSİZ MUAMELE İLE SAKİNLEŞMEK İÇİN ARA VERMEK AYNI MI?
Sağlıklı ilişkilerde tarafların her tartışmayı başladığı anda çözmesi gerekmiyor.
Özellikle öfkenin yükseldiği ve konuşmanın yapıcı biçimde ilerlemediği durumlarda kısa bir ara vermek, tartışmanın büyümesini önlemeye yardımcı olabiliyor.
Ancak bu tür aralarda iletişimin neden durdurulduğunun açıklanması önem taşıyor.
Örneğin kişi, sakinleşmek için zamana ihtiyacı olduğunu belirterek konuşmaya ne zaman devam edebileceğini ifade edebilir.
Böylece karşı taraf, iletişimin tamamen kesilmediğini ve sorunun daha sonra ele alınacağını anlayabiliyor.
Sessiz muamelede ise konuşmanın neden kesildiği ve ne zaman başlayacağı çoğu zaman belirsiz kalıyor.
İlişki araştırmalarıyla tanınan Gottman yaklaşımında da duygusal olarak bunalan kişinin sakinleşmek için ara vermesi ile karşısındakini cezalandırmaya yönelik iletişim kesme davranışı arasında ayrım yapılıyor.
Bu nedenle bir süre konuşmak istememek tek başına sorun değil; önemli olan bunun nasıl ifade edildiği.
GÜNLERCE KONUŞMAMAK İLİŞKİYİ NASIL ETKİLİYOR?
Uzun süreli ve tekrarlayan sessizlik, ilişkideki sorunların çözülmesini zorlaştırabiliyor.
Çünkü taraflar yaşadıkları anlaşmazlığı konuşmadığında sorun ortadan kalkmayabiliyor.
Bunun yerine karşılıklı kırgınlık, güvensizlik ve belirsizlik zaman içerisinde artabiliyor.
Özellikle sürekli görmezden gelindiğini hisseden kişiler, ilişkide kendilerini değersiz veya yalnız hissedebiliyor.
Bazı kişiler de iletişimin ne zaman yeniden başlayacağını kestiremedikleri için yoğun kaygı yaşayabiliyor.
Ancak herkesin bu tür durumlara verdiği duygusal tepki aynı değil.
İlişkinin süresi, geçmiş deneyimler, çatışmanın konusu ve tarafların iletişim alışkanlıkları, sessizliğin etkisini değiştirebiliyor.
SESSİZLİK İLİŞKİDE GÜVENİ ZEDELER Mİ?
İlişkilerde güven, yalnızca sadakat veya verilen sözlerin tutulmasıyla sınırlı değil.
Tarafların zor konuları konuşabilmesi, yaşanan sorunlara birlikte çözüm araması ve birbirlerinin duygularını dikkate alması da güven duygusunun gelişmesinde önem taşıyor.
Aile, Evlilik ve İlişki Danışmanı Mesiha İrehan, TÜRKİNFORM'a kumar bağımlılığı nedeniyle zarar gören ilişkiler hakkında yaptığı değerlendirmede güvenin yeniden kurulmasının zaman aldığını anlattı.
İrehan, özellikle açık iletişim kurulması ve davranışlarda istikrar sağlanmasının önemini vurguladı.
Bu değerlendirme, ilişkilerde güvenin yalnızca sorunun sona ermesiyle değil, tarafların birbirleriyle nasıl iletişim kurduklarıyla da ilişkili olduğunu gösteriyor.
Sessiz muamele davranışı ise sorunların açıkça konuşulmasını engellediğinde güvenin yeniden kurulmasını zorlaştırabiliyor.
PARTNERİNİZ KONUŞMUYORSA NE YAPMALISINIZ?
Tartışma sonrasında iletişim kurmayı reddeden bir partnerle karşılaşıldığında, öncelikle konuşmanın neden kesildiğini anlamaya çalışmak yararlı olabiliyor.
Ancak karşı taraf konuşmak istemediğini belirtiyorsa sürekli mesaj göndermek veya hemen yanıt vermeye zorlamak, gerilimi artırabiliyor.
Bunun yerine sakin bir dille konuşmaya hazır olunduğunun belirtilmesi ve uygun bir zamanda konunun ele alınmasının önerilmesi daha yapıcı bir seçenek olabilir.
Önemli olan, kişinin kendi ihtiyaçlarını da göz ardı etmemesi.
Örneğin günlerce süren belirsizliğin kendisini nasıl etkilediğini ifade etmek ve ilişkide hangi iletişim biçimlerinin kabul edilebilir olduğunu konuşmak yararlı olabilir.
Bununla birlikte kişinin sürekli olarak karşı tarafın sessizliğini sona erdirmek için özür dilemek veya kendi sınırlarından vazgeçmek zorunda hissetmesi, üzerinde durulması gereken bir durum.
SESSİZ MUAMELE TEKRAR EDİYORSA NE YAPILMALI?
İlişkide zaman zaman tartışmalar yaşanması olağan olsa da aynı iletişim sorununun sürekli tekrar etmesi, ilişkinin genel dinamiklerinin değerlendirilmesini gerektirebiliyor.
Özellikle her anlaşmazlığın ardından günlerce konuşulmaması, tarafların birbirinden uzaklaşmasına neden olabiliyor.
Bu durumda çatışma sırasında nasıl iletişim kurulacağına ilişkin ortak kurallar belirlemek yardımcı olabilir.
Örneğin tartışma çok yoğunlaştığında kısa bir ara verilmesi, ancak ardından konuşmaya geri dönülmesi konusunda anlaşmak yararlı bir yöntem.
Sorunlar devam ediyorsa çiftler, uygun koşullarda profesyonel ilişki danışmanlığı veya ruh sağlığı desteğinden yararlanabiliyor.
Ancak tehdit, korkutma, kontrol etme veya başka istismar davranışlarının bulunduğu ilişkilerde öncelik, ilişkinin sürdürülmesinden önce kişinin güvenliğinin korunması olmalı.
İLİŞKİDE SAĞLIKLI İLETİŞİM NASIL KURULUR?
Sağlıklı iletişim, tarafların her konuda aynı fikirde olması anlamına gelmiyor.
Önemli olan, anlaşmazlık yaşandığında karşılıklı saygının korunması ve sorunların çözülebileceği bir iletişim ortamının oluşturulması.
Kişinin kırgınlığını ifade edebilmesi, gerektiğinde konuşmaya ara verebilmesi ve daha sonra konuya geri dönmesi, çatışmanın yönetilmesine katkı sağlayabiliyor.
Buna karşılık sessizliğin sürekli bir cezalandırma yöntemine dönüşmesi, tarafların sorun çözme becerilerini olumsuz etkileyebiliyor.
Mesiha İrehan'ın ilişkilerde güven ve açık iletişim üzerine yaptığı değerlendirmeler, kalıcı bir bağ kurmanın yalnızca sorunları geride bırakmakla değil, sorunlarla nasıl başa çıkıldığını öğrenmekle de ilgili olduğunu gösteriyor.
Çünkü ilişkilerde bazen konuşmaya ara vermek gerekli olabiliyor; ancak karşı tarafı sürekli belirsizlik içinde bırakmak, çözülmesi gereken sorunu daha da büyütebiliyor.




