Diplomatik temaslara ilişkin son iddialar ve kulis bilgileri, İran’ın bu süreçte Türkiye’yi devre dışı bırakmayı tercih edebileceği yönündeki soru işaretlerini beraberinde getiriyor.

TÜRKİYE’NİN ARABULUCULUK ROLÜ VE ERDOĞAN’IN DİPLOMASİ HAMLESİ

Türkiye, bölgesel krizlerde son yıllarda aktif diplomasi yürüten ülkeler arasında öne çıkıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hem ABD hem de İran ile doğrudan iletişim kanallarına sahip olması, Ankara’yı doğal bir arabulucu konumuna taşıyor.

Ankara, görüşmelerin Türkiye’de yapılması yönünde açık bir irade ortaya koyarken, İran cephesinden bu teklife yönelik net bir destek ya da karşı çıkış gelmemesi dikkat çekti. Diplomatik kaynaklara yansıyan bazı değerlendirmelerde, görüşmeler için üçüncü bir ülkenin adının telaffuz edilmesi, İran’ın süreci Türkiye dışında şekillendirme arayışında olabileceği yorumlarına neden oldu.

İRAN’IN DİPLOMATİK STRATEJİSİ: DENGE Mİ, MESAFE Mİ?

İran, dış politikasında tarihsel olarak “denge siyaseti” izleyen bir ülke olarak biliniyor. Özellikle ABD ile yürütülen hassas müzakerelerde, arabulucu ülkelerin konumu Tahran açısından büyük önem taşıyor.

Türkiye’nin NATO üyesi olması ve Batı ile kurumsal ilişkileri, İran açısından zaman zaman temkinli yaklaşılması gereken bir unsur olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle Tahran yönetiminin, ABD ile yapılacak olası bir anlaşmada Türkiye yerine daha “tarafsız” gördüğü Umman gibi bir üçüncü ülkeyi tercih edebileceği ihtimali diplomasi kulislerinde dile getiriliyor.

TÜRKİYE–İRAN İLİŞKİLERİNDE TARİHSEL ARKA PLAN

Türkiye ile İran arasındaki ilişkiler, yüzyıllara dayanan köklü bir geçmişe sahip. İki ülke arasında sınırların uzun süredir değişmemiş olması, bölgesel istikrar açısından önemli bir unsur olarak görülüyor.

Bununla birlikte ilişkiler hiçbir zaman tamamen sorunsuz bir çizgide ilerlemedi. Suriye krizi, Irak’taki gelişmeler, Kafkasya dengeleri ve enerji politikaları, Ankara ile Tahran’ın zaman zaman farklı pozisyonlar almasına neden oldu. Buna rağmen iki ülke, doğrudan çatışmadan kaçınan ve diplomatik kanalları açık tutan bir yaklaşımı bugüne kadar sürdürdü.

SON DÖNEMDE ARTAN MESAFE ALGISI

Son yıllarda Türkiye’nin Orta Doğu’da artan etkinliği, İran tarafından dikkatle izleniyor. Özellikle Türkiye’nin arabulucu ve kolaylaştırıcı rol üstlenmesi, Tahran açısından hem bir fırsat hem de potansiyel bir risk olarak değerlendiriliyor.

İran’ın Türkiye’nin “merkez ülke” olma iddiasına mesafeli durması, bazı konularda Ankara’nın inisiyatif almasını sınırlama isteğiyle açıklanıyor. ABD ile yapılacak olası bir anlaşmada Türkiye’nin masada güçlü bir aktör olarak yer alması, İran’ın manevra alanını daraltabileceği düşüncesini de beraberinde getiriyor.

ANKARA DIŞLANIYOR MU, YOKSA SÜREÇ GEÇİCİ Mİ?

İran’ın Türkiye’yi tamamen devre dışı bırakma gibi kesin bir tutum içinde olduğunu söylemek için henüz erken. Diplomatik süreçlerin doğası gereği farklı ülkelerin zaman zaman öne çıkması olağan kabul edilir.

Türkiye ise hem bölgesel istikrar hem de savaş riskinin azaltılması adına diplomasi vurgusunu sürdürmeye devam ediyor. Ankara’nın, sürecin dışında bırakılması halinde dahi dolaylı kanallarla etkisini korumaya çalışacağı görülüyor.

Bahçeli topu iktidara attı: "Umut hakkı faydalı, gerisi hükümetin işi"
Bahçeli topu iktidara attı: "Umut hakkı faydalı, gerisi hükümetin işi"
İçeriği Görüntüle

DİPLOMASİDE BELİRSİZLİK SÜRÜYOR

ABD–İran hattındaki görüşmelerin nasıl bir çerçevede ve hangi ülkelerin katkısıyla ilerleyeceği önümüzdeki süreçte netlik kazanacak. İran’ın Türkiyesiz bir anlaşma arayışı içinde olup olmadığı sorusu ise şimdilik diplomasinin en çok tartışılan başlıkları arasında yer alıyor.

Kesin olan şu ki; Türkiye, bölgesel krizlerde oyunun dışında kalmayı değil, dengeleyici ve yapıcı bir aktör olmayı sürdürüyor. İran’ın tercihleri ne yönde şekillenirse şekillensin, Ankara’nın diplomasi masasında ağırlığını koruma çabası devam edecek.

Muhabir: Bülent sarıdiken