Kanada merkezli CBC News’in analiz ettiği uydu görüntüleri, İsrail’in Gazze Şeridi’nde yıkılan bölgelerde ağır iş makineleriyle enkaz kaldırma ve arazi düzleme çalışmaları yürüttüğünü ortaya koydu. Haberde, söz konusu alanların bazılarında askeri karakol ve üslerin oluşturulduğu belirtildi.
Araştırmada, daha önce yoğun nüfusun yaşadığı ve saldırılarda büyük ölçüde yıkılan bazı bölgelerin temizlenerek İsrail ordusunun kullanımına açıldığı aktarıldı. Filistinli aileler ise enkazların kaldırılmasının, yakınlarının cenazelerine ulaşma ihtimalini ortadan kaldırdığını ifade ediyor.
“CENAZELER NEREDE?”
CBC News’in haberinde, Gazze kentinde yaşayan Dalal Faraj’ın yaşadığı bölgeye ilişkin uydu görüntüleri karşısındaki tepkisine yer verildi. Faraj, İsrail saldırısında yıkılan evinin bulunduğu alanın tamamen temizlendiğini görünce yakınlarının akıbetini sorguladı.
Faraj, Ekim 2023’te Şucaiyye Mahallesi’ndeki evinden ayrılmış, eşi Taha ve 16 yaşındaki oğlu Nasr ise geride kalmıştı. 8 Ekim’de evlerinin hava saldırısında vurulmasının ardından eşinden ve oğlundan haber alamayan Faraj’ın ailesi, yıllardır yakınlarının cenazelerine ulaşmayı bekliyor.
Uydu kayıtlarında, ailenin evinin bulunduğu bölgedeki yapıların zaman içerisinde tamamen ortadan kaldırıldığı ve alanın üzerine İsrail ordusuna ait bir askeri tesis kurulduğu görüldü.
REFAH’TA DA BENZER TABLO
Araştırmada Refah’taki “İsveç Köyü” olarak bilinen bölge de incelendi. Şahir Muhammed Ebu Avde, İsrail hava saldırısında 14 akrabasının enkaz altında kaldığını belirtti.
Uydu görüntülerinde, Ebu Avde’nin evinin bulunduğu bölgedeki enkazın Mayıs 2026’ya kadar varlığını koruduğu görüldü. Ağustos 2026 tarihli görüntülerde ise enkazın kaldırıldığı, arazinin düzleştirildiği ve bölgede askeri üs oluşturulduğu tespit edildi.
Ebu Avde, enkazın tamamen kaldırılmasının ailesinin cenazelerine ulaşma ihtimalini daha da zorlaştırdığını söyledi.
2 BİNDEN FAZLA VAKA İNCELENDİ
Forensic Architecture araştırmacısı Julia Nueno Guitart, benzer nitelikte 2 binden fazla vakayı kayıt altına aldıklarını açıkladı. Guitart, insanların enkaz altında kaldığının görsel kanıtlar, bina üzerindeki yazılar veya sivil savunma raporlarıyla doğrulandığı 43 kesin vaka tespit ettiklerini belirtti.
Guitart, ateşkes sonrasında Gazze’de yürütülen enkaz kaldırma çalışmalarının daha önceki yıkımlardan farklı bir tablo ortaya çıkardığını ifade etti.
ULUSLARARASI HUKUK UYARISI
Oxford Üniversitesi’nden uluslararası hukuk uzmanı Prof. Dr. Janina Dill, enkaz kaldırma işlemlerinde savaşta hayatını kaybedenlerin kalıntılarının çıkarılması, kimliklerinin belirlenmesi ve defnedilmesinin yanı sıra olası savaş suçlarına ilişkin delillerin de korunması gerektiğini belirtti.
Dill, bu unsurlar gözetilmeden gerçekleştirilen moloz kaldırma faaliyetlerinin uluslararası hukuk açısından ciddi sorunlar doğurabileceğini ifade etti.
İSRAİL İDDİALARI REDDETTİ
İsrail ordusu, Gazze’de enkazların kaldırılması sırasında delillerin yok edildiği ve cenazelerin çıkarılmadığı yönündeki suçlamaları reddetti. Ancak ordu, ateşkesten bu yana enkazlardan çıkarılan cenazelerden kaçının Filistinli ailelere teslim edildiğine ilişkin soruya yanıt vermedi.
Filistinli aileler ise enkaz kaldırma çalışmaları öncesinde veya sonrasında yakınlarının kalıntılarına ilişkin kendilerine herhangi bir bilgi verilmediğini belirtti.
BM’DEN DELİLLERİN KORUNMASI ÇAĞRISI
BM Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, 7 Eylül 2026’da yaptığı açıklamada Gazze’deki enkaz kaldırma çalışmalarının uluslararası suçlara ilişkin delillerin ve insan kalıntılarının korunmasını engellememesi gerektiğini vurguladı.
Uluslararası Adalet Divanı da 2024 yılında Gazze’de Soykırım Sözleşmesi’nin ihlal edildiği iddialarına ilişkin delillerin korunmasına yönelik İsrail’e ihtiyati tedbir kararı vermişti.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin işgal altındaki Filistin topraklarındaki temsilcisi Ajith Sunghay ise enkaz altında bulunan insan kalıntılarının çıkarılması, kimliklerinin belirlenmesi ve onurlu biçimde defnedilmesi için gerekli adımların atılmasının İsrail’in uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülükleri arasında olduğunu belirtti.



