Batı Şeria için kendi vizyonunu açıklayan Naftali Bennett, C bölgesinin ilhakını ve A-B bölgelerinde Filistin özerkliğini savunurken, aşırı sağcı hükümet üyeleri bu söylemi "ülkenin kalbinde terör devleti kurma girişimi" olarak nitelendirdi.
C BÖLGESİ İÇİN İLHAK VİZYONU
İsrail devlet televizyonu KAN’a konuşan Naftali Bennett, uzun süredir tartışılan Batı Şeria’nın geleceğine dair yeni bir yol haritası sundu. II. Oslo Anlaşması’na atıfta bulunan Bennett, Batı Şeria’nın yüzde 61’ini oluşturan C bölgesinin İsrail’in bir parçası olması gerektiğini savundu. Kendi vizyonunda "yasal" inşaatları desteklediğini belirten Bennett, yerleşimcilerin kurduğu ancak İsrail yasalarına göre bile kaçak sayılan yerleşim birimlerinin ise tasfiye edilmesi gerektiğini ifade ederek tartışmaların fitilini ateşledi.
AŞIRI SAĞCI KANATTAN SERT ELEŞTİRİLER
Bennett’in açıklamaları, İsrail’in mevcut aşırı sağcı hükümetinde büyük rahatsızlık yarattı. Batı Şeria’nın tamamının ilhakını hedefleyen Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Bennett’i "ülkenin kalbinde bir terör devleti kurmakla" suçladı. Hükümetin diğer isimleri de benzer tepkiler vererek, Oslo Anlaşmaları’nın tamamen iptal edilmesi ve bölgede mutlak egemenlik ilan edilmesi gerektiğini savundu. Diaspora Bakanı Amichai Chikli ise Filistinlilerle barış ihtimalini tamamen reddeden sert açıklamalarda bulundu.
OSLO'NUN MİRASI VE BATI ŞERİA'NIN STATÜSÜ
1995 tarihli İkinci Oslo Anlaşması, Batı Şeria’yı idari ve güvenlik sorumlulukları açısından A, B ve C bölgelerine ayırmıştı. Filistinlilerin yoğun nüfusuna sahip A ve B bölgeleri kısıtlı bir özerklik çerçevesinde yönetilirken, İsrail’in tam kontrolündeki C bölgesi, yerleşim birimleri ve askeri varlıklar için kilit nokta olmaya devam ediyor. Bennett’in bu ayrımı "kalıcı" hale getirme önerisi, İsrail iç siyasetinde hem toprak hem de güvenlik stratejileri üzerindeki görüş ayrılıklarını gün yüzüne çıkardı.
SAHADAKİ GERİLİM TIRMANIYOR
Siyasi söylemlerin ötesinde, sahadaki durum her geçen gün daha karmaşık bir hal alıyor. Ekim 2023’ten bu yana Batı Şeria’daki baskınlar, gözaltılar ve Filistinlilere yönelik saldırılarda yaşanan artış, bölgedeki "iki devletli çözüm" veya "özerklik" modellerini tartışmalı hale getiriyor. İsrailli yetkililerin sürgün söylemlerinden ilhak planlarına kadar geniş bir yelpazede sunduğu çözüm önerileri, bölgedeki insani durumu daha da kırılganlaştırıyor.




