İsrail basınına yansıyan haberlere göre, Washington ile Tahran arasında sürpriz bir şekilde uzlaşılan mutabakat, İsrail yönetiminde derin bir hayal kırıklığı ve öfke yarattı. "İsrail'in otobüsün altına atılması" olarak nitelendirilen bu gelişme sonrası, Netanyahu ile ABD yönetimi arasında Lübnan’daki askeri varlık üzerinden gergin bir telefon trafiği yaşandı.
TEL AVİV'DE "İHANET" SÖYLEMLERİ
Kanal 13 ve Kanal 15 televizyonlarının aktardığına göre, İsrail hükümetindeki bazı bakanlar ABD Başkanı Donald Trump'ı, bölgedeki stratejik çıkarları "petrol ve para karşılığında" göz ardı etmekle eleştirdi. İsrailli yetkililer, uzun süredir ABD-İran müzakerelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasını beklediklerini, ancak varılan bu mutabakatın Tel Aviv'i savunmasız bıraktığını ileri sürdü.

NETANYAHU: "HAREKET SERBESTİSİNİ KORUYACAĞIZ"
İsrail Güvenlik Kabinesi toplantısında tansiyonun yüksek olduğu belirtiliyor. Başbakan Netanyahu, gelen tüm baskılara rağmen "en yoğun baskılar altında dahi hareket serbestisini korumak" temel hedeflerinin olduğunu belirterek, "Hem Beyrut'ta hem de Tahran'da dokunulmazlık olmayacak" mesajı verdi. Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ise askerlerin güvenliğini gerekçe göstererek sınır hattından çekilmenin söz konusu olmadığını ifade etti.
ABD İLE LÜBNAN GERİLİMİ
Netanyahu ile ABD Başkan Yardımcısı JD Vance arasında gerçekleştiği iddia edilen 14 Haziran tarihli görüşmenin, Lübnan'daki askeri varlık konusunda oldukça gergin geçtiği belirtildi. ABD tarafı, İsrail'in kendini savunma hakkını koruyacağını savunsa da, İsrail yönetimi operasyonların devam etmesi ve hatta kontrol edilen bölgelerin genişletilmesi konusunda diretiyor. Cenevre'de imzalanması beklenen mutabakat zaptı, bölgedeki yeni dönemin ilk adımı olarak görülürken, İsrail'in bu süreci kabul etmeyeceği mesajı açıkça hissediliyor.





