Türkiye’nin savunma sanayiinde son yıllarda attığı adımlar, yalnızca Ankara’da değil, Akdeniz’in diğer kıyılarında da yakından takip ediliyor. Bunun son örneği, İtalya merkezli Formiche yayın organında yayımlanan MUGEM analizi oldu. “Türkiye ilk uçak gemisini 2027’de denize indirecek. Akdeniz’in kaderi nasıl değişecek?” başlığıyla yayımlanan analizde, Türkiye’nin ilk milli uçak gemisi projesinin bölgedeki güç dengeleri üzerindeki muhtemel etkileri ele alındı. Analizde, Türk Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu’nun MUGEM’in 27 Eylül 2027’de denize indirilmesinin hedeflendiğine yönelik açıklamalarına dikkat çekildi.
60 BİN TONLUK DEV: İTALYA’NIN GEMİLERİNİ GERİDE BIRAKACAK
MUGEM’in açıklanan ve planlanan özellikleri, İtalyan analizinin en dikkat çekici bölümlerinden biri oldu. Yaklaşık 285 metre uzunluğunda ve 60 bin ton ağırlığında olması planlanan MUGEM’in, bu ölçülerle İtalyan Donanması’nın önemli platformlarından Trieste’yi geride bırakacağı belirtildi. Trieste yaklaşık 245 metre uzunluğunda ve 38 bin ton ağırlığındayken, MUGEM’in daha büyük bir platform olarak tasarlandığına dikkat çekildi. Geminin ayrıca 26 knot azami hıza, yaklaşık 10 bin deniz mili menzile ve 2 bin 500 kişiye kadar personel kapasitesine sahip olması planlanıyor.
ASLINDA MESELE SADECE BİR UÇAK GEMİSİ DEĞİL
İtalyan analizinde MUGEM’i farklılaştıran temel unsurun yalnızca büyüklüğü olmadığı vurgulandı. Platformun, Türkiye’nin denizlerdeki hava gücünü de önemli ölçüde genişletmesi hedefleniyor. MUGEM kapsamında KIZILELMA, HÜRJET’in deniz konuşlu versiyonu, ANKA-3 ve Bayraktar TB3 gibi hava araçlarının kullanılması planlanıyor. Özellikle MUGEM’in 52 adede kadar KIZILELMA taşımasının hedeflendiğine yönelik bilgi, analizde dikkat çekici bir ayrıntı olarak öne çıkarıldı. Bu durum, uçak gemisi konseptinin klasik insanlı savaş uçaklarından daha farklı bir yapıya doğru evrilebileceği yorumlarını da beraberinde getiriyor.

52 KIZILELMA DETAYI DİKKAT ÇEKTİ
Türkiye'nin geliştirdiği insansız savaş uçağı KIZILELMA'nın deniz platformlarından kullanılabilmesi, MUGEM projesinin en kritik unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor. Bunun yanında Bayraktar TB3 gibi kısa pist operasyonlarına uygun insansız hava araçlarının da MUGEM üzerinde görev yapması hedefleniyor. Böylece Türkiye, deniz kuvvetleri ile insansız hava araçları kapasitesini aynı platform üzerinde bir araya getirmeyi amaçlıyor.
İTALYAN ANALİZİNDE “DÜNYADA BİR İLK” VURGUSU
Formiche'nin analizindeki en dikkat çekici değerlendirmelerden biri ise MUGEM'in yalnızca hava araçlarını taşıyan bir platform olarak düşünülmemesi oldu. İtalyan yayın organı, MUGEM'in insansız hava araçlarının yanı sıra insansız su üstü ve otonom su altı araçlarını da aynı harekât konsepti içerisinde kullanmasının planlandığına dikkat çekti. Bu yaklaşımın, geleceğin deniz savaşlarında insansız sistemlerin birlikte kullanılmasına dayanan yeni bir konsept oluşturabileceği değerlendirildi.
DENİZİN ALTINDA VE ÜSTÜNDE DE İNSANSIZ GÜÇ
MUGEM'in çevresinde oluşturulması planlanan sistem yalnızca gökyüzüyle sınırlı kalmayacak. Türkiye'nin geliştirdiği farklı insansız su üstü araçları ve otonom su altı araçlarının da bu konsept içerisinde değerlendirilmesi bekleniyor. Böylece tek bir platformdan; İnsansız hava araçları, insansız su üstü araçları, otonom su altı araçları gibi farklı sistemlerin aynı anda kullanılabildiği bütünleşik bir yapı oluşturulması hedefleniyor. Bu nedenle MUGEM, klasik anlamdaki bir uçak gemisinden ziyade çok katmanlı bir deniz harekât platformu olarak değerlendiriliyor.
TÜRKİYE'NİN DENİZDEKİ GÜCÜ TEK GEMİYLE SINIRLI DEĞİL
İtalyan analizinde Türkiye'nin deniz gücünün yalnızca MUGEM projesinden ibaret olmadığına da dikkat çekildi. Türk Deniz Kuvvetleri'nin gelecekteki yapısında; TF-2000 hava savunma destroyerleri, Ada sınıfı korvetler, İstanbul sınıfı fırkateynler ve Reis sınıfı denizaltılar gibi farklı platformların birlikte görev yapmasının planlandığı belirtildi. Bu platformlara Türkiye'nin geliştirdiği milli mühimmatlar da eşlik ediyor. Atmaca gemisavar füzesi, AKYA ağır torpidosu ve Malaman akıllı deniz mayını gibi sistemler, Türkiye'nin denizlerdeki yerli mühimmat kapasitesinin önemli parçaları arasında gösteriliyor.
“TÜRKİYE ARTIK SADECE KIYI SAVUNMASIYLA SINIRLI DEĞİL”
Formiche'nin analizinde Türkiye'nin denizcilik stratejisindeki değişime de vurgu yapıldı. Ankara'nın hedefinin yalnızca kendi kıyılarını korumak olmadığı, Türkiye'nin uzak denizlerde ve kıtalararası ölçekte etkinlik gösterebilecek bir deniz gücü oluşturmayı hedeflediği değerlendirmesi yapıldı. Bu kapsamda MUGEM'in, Türkiye'nin denizlerdeki stratejik kapasitesini ileri taşıyacak en önemli projelerden biri olduğu ifade edildi.
AKDENİZ'DE YENİ DÖNEM Mİ BAŞLIYOR?
İtalyan basınının analizinde en dikkat çekici başlıklardan biri de Akdeniz'deki mevcut güç dengeleri oldu. Şimdiye kadar Akdeniz'e kıyısı bulunan ülkeler arasında uçak gemisi kapasitesiyle öne çıkan ülkelerin başında İtalya ve Fransa geliyor. Türkiye'nin MUGEM ile bu alana girmesi halinde, bölgedeki deniz gücü denklemine yeni ve önemli bir aktörün dahil olacağı değerlendiriliyor. Bu nedenle MUGEM yalnızca Türkiye'nin yeni bir savaş gemisi olarak değil, Akdeniz'deki askeri dengeleri etkileyebilecek stratejik bir platform olarak görülüyor.
TÜRKİYE'NİN HEDEFİ: DENİZLERDE YENİ BİR GÜÇ MERKEZİ
MUGEM'in 2027'de denize indirilmesi hedefi, Türkiye'nin denizcilik alanındaki uzun vadeli projelerinin önemli bir aşaması olarak görülüyor. KIZILELMA'dan TB3'e, TF-2000'den Reis sınıfı denizaltılara kadar farklı platformların aynı ekosistem içerisinde geliştirilmesi, Türkiye'nin deniz gücünü yalnızca gemi sayısıyla değil, yerli hava, deniz ve su altı sistemlerinin birlikte çalıştığı bir yapı üzerinden büyütme hedefini ortaya koyuyor. İtalya merkezli analizde de bu dönüşüme dikkat çekilerek, Türkiye'nin MUGEM ile birlikte Akdeniz'deki askeri denklemde çok daha güçlü bir aktör haline gelebileceği değerlendirmesi yapıldı.





