İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, saha çalışmalarına kaldığı yerden devam ediyor. Dervişoğlu, bugün öğle saatlerinde Tunalı Hilmi Caddesi’nde esnaf ziyareti gerçekleştirdi.
İYİ PARTİ LİDERİ, TUNALI’DAYDI
İlk olarak Kuğulu Park’ı dolaşan Dervişoğlu, burada vatandaşlarla bir araya geldi ve onlarla sohbet etti. Fotoğraf çekinmek isteyenleri de kırmayan Dervişoğlu, daha sonra çevrede bulunan dükkanları tek tek dolaştı.
ESNAFLA VE GENÇLERLE BULUŞTU
Müsavat Dervişoğlu, daha sonra bir kafede gençlerle buluştu. Onlarla birlikte oturan ve sohbet eden İYİ Parti Lideri, basın mensuplarının kendisine gündemle ilgili sorduğu soruları yöneltti.
GÜMÜŞEL’İN TAHLİYESİ: YAZIKLAR OLSUN!

Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızını 6 yaşında evlendirilmesiyle ilgili davada tahliye edilmesiyle ilgili gelen soruya Dervişoğlu, “Siz gazeteci sorumluluğunuzla sorunu bile tarif etmekten hicap duyuyorsunuz. Ben de ondan hicap duyuyorum. Yani 6 yaşındaki bir çocuğun evliliğini meşru hale getiren zihniyete bakarak diyorum ki yazıklar olsun. Yani başka bir şey demiyorum. Onun için işte hep söylüyorum. Ya adalet ya kıyamet diye. 21. yüzyılda böyle bir ülkede böyle bir suçun işlenmesi, bu suça meşru kılıflar uydurulması, siyasi muhteva yüklenmesi, kimisinin işte bu kabil suçları makul ve mazur göstermeye kalkışmaları insan vicdanı açısından çok ağır bir yük. Benim böyle şeyleri vicdanım kaldırmıyor. Türkiye'de cani başını serbest bırakmak için özgürlük mitingleri düzenlemeye kalkışanlar da oluyor, bu kabil ahlaksızlıkları, geleneksizlikleri meşrulaştırmaya çalışanlar da oluyor. Öncelikle bunlar kimin himayesindedir? Ona bakılması lazım” değerlendirmesinde bulundu.
AP DEĞERLENDİRMESİ
Dervişoğlu, Türkinform’dan Ecem Çetin’in sorusu üzerine Adalet Bakanı Akın Gürlek’in de hedef alındığı Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulunda kabul edilen 2025 Yılı Türkiye Raporu’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Dervişoğlu şunları söyledi: “Şimdi ben yakın bir takvim içerisinde Avrupa Parlamentosu’na bir ziyaret gerçekleştirdim. Hatta Avrupa Parlamentosu Konseyi’nde de önemli temaslarda bulundum. Raporda yer alan hemen hemen tüm konular, iki başlık hariç, o temaslarım sırasında benim de gündemimdeydi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi meselesi ve benzeri konular… Ancak o dönemde Akın Gürlek ya da Adalet Bakanı ile ilgili herhangi bir konu başlığı bulunmuyordu” dedi.
Türkiye’de tartışılan kararları ve uygulamalarıyla gündeme gelen bir ismin başka yerlerde de tartışmasından daha doğal bir durum olmadığını ifade eden Dervişoğlu, “Bazı kararlar vardır Türkiye’nin milli politikalarının hilafına talepler içerebilir. Elbette buna Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir vatandaşı olarak tepki gösterme ihtiyacı da duyulabilir, hissedilebilir” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE’NİN ALEYHİNE ALINAN HER KARARIN ALTINA İMZA ATMAM””
Avrupalıların ya da Avrupa Parlamentosu’nun hazırladığı endekslerin milletin ve dünyanın gözü önüne koyarak yapılan hataların Türkiye’yi yönetenler açısından bir eksiklik, yetersizlik ve hata anlamı taşıdığını belirten Dervişoğlu, bu nedenle Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye aleyhine aldığı her kararın altına imza atmayacağını belirtti.
Dervişoğlu şöyle devam etti:
“İÇİME SİNDİRMEM KOLAY DEĞİLDİR”
Bizi dünyaya rezil eden uygulamalardan da uzak durulması gerektiğini her fırsatta dile getiririm. Avrupa Konseyi’nde yaptığım konuşmalarda da bunları ifade ettim. Türkiye’de söz söyleme ve icra makamında olanlar, aldıkları kararlar ve attıkları adımlarda daha dikkatli olmalıdır. Türkiye’nin Avrupa Parlamentosu’nda bu tür konularla anılmasını bir Türk vatandaşı olarak içime sindirmem kolay değildir, hatta mümkün değildir.
“TÜRKİYE’DE YAPILAN HER İŞ MİLLETİN GÖZÜ ÖNÜNDE OLDUĞU GİBİ, DÜNYANIN DA GÖZÜ ÖNÜNDEDİR”
Bu ülkeyi yönetenlerin, her şeyin dünyanın gözü önünde olduğunu unutmaması gerekir. Türkiye’de yapılan her iş milletin gözü önünde olduğu gibi, dünyanın da gözü önündedir. Bu nedenle yapılan her adımın sorumluluğu büyüktür.
Hem milletimiz haksızlığı ve hukuksuzluğu affetmeyecektir hem de dünya, insan hakları, hukuk ve adalet konusunda bir yetersizlik görürse bunu tartışacaktır. Yetersiz görünmemek gerekir. Dışarıdan bakıldığında bu ülkeyi yönetenlerin muktedir görünmesi önemlidir.
“MUKTEDİR OLMAK DİKTATÖR OLMAK DEMEK DEĞİLDİR”
Ancak muktedir olmak diktatör olmak demek değildir. Muktedir olmak için önce demokrat olmak gerekir. İnsan haklarına saygı göstermek gerekir. Evrensel kurumlara ve kararlara uyabilme ferasetini göstermek gerekir”




