2011 yılında Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yeniden inceleme tamamlandı. Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 3 Kasım 2026 tarihli rapor Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi. Raporda, Kozinoğlu'nun travmatik etkiyle veya zehirlenerek öldüğüne ilişkin tıbbi delil bulunmadığı belirtildi. Ölümün kalp hastalığı sonucu meydana geldiği kanaatine varıldı. Ancak Başsavcılığın, rapordaki iki temel değerlendirmeye itiraz edeceği öğrenildi. Ölüm nedenine ve zehirlenme ihtimaline ilişkin sonuçların Adli Tıp Genel Kurulu tarafından yeniden değerlendirilmesi talep edilecek.
İLK OTOPSİDE KALP HASTALIĞI BULGULARI TESPİT EDİLMİŞTİ
Kozinoğlu'nun ölümünün ardından 13 Kasım 2011'de Adli Tıp Kurumu İstanbul Morg İhtisas Dairesi tarafından ölü muayenesi ve otopsi işlemleri gerçekleştirildi. İncelemelerde kalpte ağırlık artışı, kalp boşluklarında genişleme ve kalbi besleyen damarlarda aterom plakları tespit edildi. Histopatolojik incelemede de kalp hastalığıyla uyumlu bulgulara rastlandı. Toksikolojik incelemede karaciğer, kan ve idrarda atropin, idrarda ise sitalopram/esitalopram bulundu. Kanda siyanür tespit edilmedi. Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi, 10 Şubat 2012 tarihli raporunda Kozinoğlu'nun ölümünün kalp damar hastalığı sonucu meydana geldiği kanaatini bildirmişti.

MEZARDAKİ ÖRNEKLERDE AĞIR METALLER TESPİT EDİLDİ
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, 2 Eylül 2026'da ölümün doğal nedenlerle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, üçüncü kişilerin müdahalesinin bulunup bulunmadığının ve kesin ölüm sebebinin belirlenmesinin ardından Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu'ndan görüş istedi. Kurul; olay yeri inceleme fotoğrafları, ceza infaz kurumu kamera görüntüleri, ambulans kayıtları ve hastane belgelerinin temin edilmesini talep etti. Bu kapsamda 12 Eylül 2026'da Başsavcılık nezaretinde mezar açma işlemi gerçekleştirildi. Üç adli tıp uzmanı, bir kimyager ve bir otopsi teknikerinden oluşan heyet inceleme yaptı. Kozinoğlu'nun babasının 2001 yılında defnedildiği mezara 2011 yılında defnedildiği anlaşıldı. İncelemede cesedin kefen ve beyaz renkli ceset torbası içerisinde bulunduğu, vücudun sağ tarafında yoğunlaşan sabunlaşmaya bağlı değişimler meydana geldiği, diğer kısımların ise iskeletleştiği görüldü. Kemik, yumuşak doku, toprak ve diğer materyaller analiz için Adli Tıp Kurumu'na gönderildi.
Adli Tıp Kurumu Kimya İhtisas Dairesinin 8 Ekim 2026 tarihli incelemesinde alınan materyallerde molibden, kadmiyum, antimon, kurşun, kobalt, nikel, arsenik ve vanadyum ağır metalleri tespit edildi. Buna karşılık uyuşturucu ve uyarıcı maddeler, ilaç etkin maddeleri ile insektisit ve rodentisitlere rastlanmadı. Fizik İhtisas Dairesinin 12 Ekim 2026 tarihli incelemesinde ise materyallerde doğal radyasyon düzeyinin üzerinde radyoaktivite bulgusu bulunmadığı bildirildi. Kemik ve Diş İnceleme Şubesinin 19 Ekim 2026 tarihli değerlendirmesinde kemiklerde ölüm sonrası aşınma, yumuşama, doku kayıpları ve kırıklar belirlendi. Sternum ve kaburga kırıklarının yeniden canlandırma işlemi sırasında meydana geldiği değerlendirildi.
ANTİMON TESPİT EDİLDİ, ZEHİRLENME BULGUSU BULUNAMADI
Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu, 2 Kasım 2026 tarihli değerlendirmesinde tüm inceleme sonuçlarını birlikte ele aldı. Mezardan alınan tırnak örneğinde diğer örneklere kıyasla daha yüksek antimon düzeyi tespit edildi. Ancak raporda, uzun süreli antimon maruziyetini destekleyen deri bulguları, akciğer hasarı veya karaciğer, böbrek ve kalpte doku hasarı bulunmadığı kaydedildi. Ölümden kısa süre önce maruziyet ihtimali açısından değerlendirilen bulguların da zehirlenmeyi desteklemediği belirtildi. Kurul, mevcut veriler ışığında Kozinoğlu'nun travmatik etkiyle veya zehirlenerek öldüğüne ilişkin tıbbi delil bulunmadığı kanaatine vardı. Raporda ayrıca göğüs ağrısı başlaması üzerine Kozinoğlu'na verilen İsosorbid Dinitrat etken maddeli ilacın ölüm olayında etkisi veya katkısı bulunmadığı mütalaa edildi.
BAŞSAVCILIK İKİ KRİTİK SONUCA İTİRAZ EDECEK
Adli Tıp Kurumu'nun raporunda ölümün kalp hastalığı sonucu meydana geldiği sonucuna varılırken, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bu değerlendirmeyi yeterli bulmadığı öğrenildi. Başsavcılık, hem ölümün kalp hastalığına bağlanmasına hem de zehirlenmeye ilişkin tıbbi delil bulunmadığı yönündeki değerlendirmeye itiraz edecek. İki başlığın da Adli Tıp Genel Kurulu'nda ele alınması talep edilecek.




