Saç çizgisinin geriye çekilmesi, tepe bölgesinde açılma ya da tarakta her zamankinden fazla saç görmek… Kellik çoğu zaman bir anda ortaya çıkmış gibi görünse de saç kökleri aslında çok daha önceden sinyal vermeye başlıyor. Üstelik erkeklerde ve kadınlarda bu sinyaller aynı anlama gelmiyor. Türkinform muhabiri Pelin Zengin’in sorularını yanıtlayan Dr. Osman Tayfun Oğuzoğlu, erkeklerde ergenlik döneminde başlayan hormonal sürece, kadınlarda ise çoğu zaman gözden kaçan kansızlık ve hormon bozukluklarına dikkat çekti. Uzman isim, özellikle ilk incelme döneminin saçları yeniden kazanmak için önemli bir fırsat olabileceğini belirtti.
ERKEKLERDE KELLİĞİN İLK ADIMI ERGENLİK
Erkek tipi saç dökülmesi denildiğinde akla genellikle orta yaşlar geliyor. Ancak süreç çok daha erken, ergenlik döneminde başlayabiliyor. Bunun arkasında ise erkeklik hormonu testosteronun son ürünü olan dihidrotestosteron (DHT) bulunuyor.
DHT, sakal, bıyık ve vücut kıllarının gelişimini desteklerken saç kökleri üzerinde tam tersi bir etki yaratabiliyor. Saç köklerinin zayıflamasıyla başlayan süreçte teller giderek inceliyor, ardından dökülme hızlanıyor. İlk aşamada yalnızca saçların eski dolgunluğunu kaybetmesi şeklinde görülen bu değişim, zamanla belirgin açıklıklara dönüşebiliyor.
Oğuzoğlu’na göre genç erkeklerin saçlarındaki incelmeyi yaşın doğal bir sonucu olarak görüp beklememesi gerekiyor. Çünkü erken dönemde müdahale, kaybedilen saçların bir bölümünü yeniden kazanma şansı sunabiliyor.
Uzman, bu sürecin önemini şu sözlerle açıklıyor:
“1-2 yıl içinde dökülen veya incelmiş olan saçı rejenere, yani yeniden canlandırmak mümkün olabilmektedir.”
KADINLARDA KELLİĞİN ARKASINDA KANSIZLIK ÇIKABİLİR
Erkeklerde saç kaybının temelinde çoğunlukla genetik ve hormonal faktörler bulunurken kadınlarda bambaşka bir tablo ortaya çıkıyor. Oğuzoğlu, kadınlarda saç dökülmesinin normal kabul edilmemesi gerektiğini ve mutlaka altta yatan bir nedenin araştırılmasını söylüyor.
Bu nedenlerin başında ise demir eksikliği anemisi, yani kansızlık geliyor. Özellikle Türkiye’de yeterince önemsenmediğini düşündüğü bu sorunun kadınlarda saç kaybının başlıca nedenlerinden biri olduğunu belirten uzman, yalnızca saçlara yönelik uygulamalarla sonuç alınamayacağına dikkat çekiyor.
Üstelik demir eksikliğine çinko yetersizliği de eşlik edebiliyor. Dolayısıyla kan değerlerinin incelenmesi, eksikliklerin belirlenmesi ve öncelikle bunların giderilmesi gerekiyor.
Oğuzoğlu’nun bu konudaki uyarısı oldukça net: Kan değerleri düşükken yapılan hiçbir saç tedavisi dökülmeyi tek başına durduramıyor.
Ancak kadınlardaki dökülmenin tek nedeni kansızlık değil. Tiroit hormonlarındaki anormallikler, kadınlık hormonlarındaki değişimler ve menopoz süreci de saçların seyrelmesine yol açabiliyor.
30 YAŞINDAN ÖNCE DÖKÜLÜYORSA BU BELİRTİLERE BAKIN
Kadınlarda saç dökülmesi genellikle 30-35 yaşlarından sonra görülmeye başlasa da daha erken yaşlarda ortaya çıkan kayıplar farklı bir soruna işaret edebiliyor. Oğuzoğlu, genç kadınlarda görülen dökülmelerin erkek tipi saç kaybıyla bağlantılı olabileceğini belirterek özellikle bazı belirtilerin birlikte değerlendirilmesini öneriyor.
Peki hangi belirtiler?
Saç dökülmesine adet düzensizliği ve aşırı kıllanma eşlik ediyorsa hormonal bir sorun ihtimali gündeme gelebiliyor. Bu hastalarda kan testleri ve ultrason incelemesiyle tanıya ulaşılabildiğini belirten Oğuzoğlu, hormonal tedaviyle saçların yeniden kazanılmasının mümkün olduğunu ifade ediyor.
Bir diğer dikkat çekici dönem ise 40 yaş sonrası ve menopoz. Bu süreçte saçlarda seyrelme ya da ani ve yoğun dökülmeler yaşanabiliyor. Böyle bir değişimi yalnızca yaşlanmaya bağlamak yerine kadın hastalıkları ve doğum veya endokrinoloji uzmanına başvurmak gerekiyor.
SAÇ KIRAN SANIP BEKLEMEYİN!
Her saç dökülmesi genetik ya da hormonal nedenlerden kaynaklanmıyor. Saç kıran ve benzeri dökülme türleri de farklı bir değerlendirme gerektiriyor. Bu noktada kadın veya erkek ayrımı yapılmaksızın dermatoloji uzmanına başvurulması büyük önem taşıyor.
Özellikle kalıcı hasar oluşmadan tanı konulması ve tedaviye başlanması, saç kaybının ilerlemesini önlemek açısından kritik. Çünkü dökülmenin türü değiştikçe uygulanacak tedavi de değişiyor.

SAÇ EKİMİNE HEMEN KARAR VERMEYİN
Saçları seyrelmeye başlayan pek çok kişinin aklına ilk gelen çözüm saç ekimi oluyor. Ancak uzmanlara göre bu işlem her dökülme yaşayan kişinin başvurabileceği bir yöntem değil.
Oğuzoğlu, saç ekimini diğer tedavilerden fayda alınamadığı durumlarda değerlendirilen son aşama olarak tanımlıyor. Üstelik saç ekimi yalnızca estetik bir işlem değil, tıbbi bir ameliyat. Hastanın uygunluğuna yetkin ve deneyimli bir hekim karar vermeli; operasyonun tamamı da hekim tarafından gerçekleştirilmelidir. Uzman, bunun hem yasal hem de etik bir zorunluluk olduğunun altını çiziyor.
Saç ekimi işlemlerinin yaklaşık yüzde 90’ı erkek tipi saç dökülmesi yaşayan erkeklere uygulanıyor. Amaç, kaybedilen saçların yerine yenilerini kazandırarak daha estetik bir görünüm elde etmek. Ancak uygunluk değerlendirmesi yapılmadan gerçekleştirilen bilinçsiz işlemler, kişinin görünümünde geri dönüşü zor sonuçlar doğurabiliyor.
Kadınlarda saç ekimi ise çok daha sınırlı bir seçenek. Bunun temel nedeni, kadınlarda erkeklerdeki gibi kalıcı bir donör alanın bulunmaması. Alınan ve ekilen saçlar erkeklerdeki kadar uzun süre kalıcı olmayabiliyor. Bu nedenle Oğuzoğlu, kadınlara genellikle saç ekimi önermiyor.
PRP, MEZOTERAPİ, EXOSOME… HANGİSİ NE İŞE YARIYOR?
Saç ekimi dışında saç köklerini desteklemek amacıyla kullanılan yöntemler de var. Mezoterapi, kişinin kendi kanından elde edilen PRP ve exosome uygulamaları bunların başında geliyor.
Ancak bu yöntemlerin tek başına bütün saç dökülmesi sorunlarını çözdüğü düşünülmemeli. Oğuzoğlu, söz konusu uygulamaları tamamlayıcı tedaviler olarak değerlendiriyor. Özellikle kadınlarda kansızlık veya hormonal bozukluk gibi temel nedenler tedavi edilirken saçların desteklenmesi amacıyla kullanılabiliyor.
Bunun yanında B, C ve D vitaminleri ile çinko da saç oluşumunu destekleyen unsurlar arasında. Fakat burada önemli olan, kişinin hangi vitamin veya minerale ihtiyaç duyduğunun belirlenmesi.

SAÇA SÜRÜLEN HER YAĞ MASUM DEĞİL
Saç dökülmesini durdurmak isteyenlerin başvurduğu yöntemler arasında bitkisel yağlar ve evde hazırlanan karışımlar da bulunuyor. Sosyal medyada sıkça önerilen bu uygulamalar ise her zaman beklenen sonucu vermeyebilir.
Oğuzoğlu, doktor tavsiyesi olmadan kullanılan yağların ve bitkisel karışımların tedavi açısından anlam taşımadığını, hatta bazı durumlarda dökülmeye neden olabileceğini söylüyor.
Öte yandan saçların da cilt gibi neme ve bakıma ihtiyacı var. Özellikle mevsim geçişlerinde nemlendirme ihmal edilmemeli. Yaz aylarında ise güneşin etkilerine karşı koruyucu özellik taşıyan saç losyonları tercih edilmeli.
SAÇINIZ DÖKÜLÜYORSA SADECE SAÇINIZA BAKMAYIN
Saç dökülmesi bazen vücudun başka bir yerinde yaşanan sorunun ilk işareti olabiliyor. Kansızlık, hormonal dengesizlikler ve tiroit hastalıkları gibi rahatsızlıklar, saçlardaki değişimle kendini gösterebiliyor.
Bu nedenle dökülmeyi yalnızca şampuan, serum veya bakım yağıyla çözmeye çalışmak, asıl sorunun gözden kaçmasına neden olabilir. Önce nedenin bulunması, ardından kişiye uygun tedavinin belirlenmesi gerekiyor.
Oğuzoğlu’nun son uyarısı ise saç dökülmesini hafife alanlara:
“Saç dökülmesi birçok hastalığın ön belirtisi olabilir ve çözümü doktordan geçer. Böyle bir problem yaşıyorsanız mutlaka doktora gidiniz.”



