Fiziksel açlık, vücudun enerji ihtiyacından kaynaklanırken duygusal açlık tamamen psikolojik nedenlerle ortaya çıkıyor. Kişi aslında aç olmadığı halde kendini daha iyi hissetmek, rahatlamak ya da olumsuz duygularını bastırmak için yemek yemeye yöneliyor. Uzmanlara göre özellikle şekerli, yağlı ve karbonhidrat ağırlıklı besinler beynin ödül sistemini harekete geçirerek kısa süreli mutluluk hissi oluşturuyor. Ancak bu etki geçici olduğu için kişi bir süre sonra yeniden aynı döngünün içine giriyor.
İnsanlar neden stres, üzüntü veya sıkıntı anlarında yeme eğilimine giriyor? Duygusal açlık yaşayan kişiler bunu kontrol altına almak için ne yapmalı? Diyetisyen Ayça Doğandemir, Türkinform’a özel yaptığı açıklamada, şu ifadeleri kullandı:
“Stres sırasında kortizol hormonunun yükselmesi özellikle yüksek şekerli ve yağlı yiyeceklere yönelme isteğini artırabilir. Çünkü bu besinler kısa süreli bir rahatlama hissi oluşturur. Ancak burada yaşanan durum çoğu zaman fiziksel açlık değil, duygusal açlıktır. Duygusal açlığı yönetebilmek için; Açlık hissinin gerçekten fiziksel olup olmadığını sorgulamak, farkında olarak besinleri tüketmek, mindfull eating mantığını benimsemek, düzenli öğün düzeni oluşturmak, uyku kalitesini artırmak, stres yönetimi tekniklerinden yararlanmak, gerekirse psikolojik destek almak önemlidir. Yemek, duyguları bastırmanın değil; vücudu beslemenin bir aracı olmalıdır.”
TATLI İSTEĞİNİN NEDENİ?
Uzmanlara göre stres altında salgılanan kortizol hormonu, iştahı artırıyor. Aynı anda beyin, kendisini rahatlatacak en hızlı çözümü arıyor. Bu noktada devreye şekerli ve yağlı yiyecekler giriyor. Çikolata, dondurma, cips ve hamur işleri dopamin salgılanmasını artırarak kişiye birkaç dakikalığına mutluluk hissi veriyor. Ancak bu etki kısa sürdüğü için beyin aynı hissi yeniden yaşamak istiyor ve kişi kendisini tekrar yemek yerken buluyor. Uzmanlar bu döngünün zamanla alışkanlığa hatta bağımlılığa dönüşebileceği konusunda uyarıyor.
"HALT" KURALINI ÖNERİSİ
Psikologların önerdiği en etkili yöntemlerden biri ise HALT tekniği. Yemek yemeden önce şu dört soru soruluyor:
- Aç mıyım? (Hungry)
- Öfkeli miyim? (Angry)
- Kendimi yalnız mı hissediyorum? (Lonely)
- Yorgun muyum? (Tired)
Eğer sorun açlık değil de bu dört duygudan biri ise çözüm yemek değil, o duyguyla yüzleşmek oluyor.
"YEMEK KARNI DOYURUR, DUYGULARI DEĞİL"
Uzmanlar, duygusal açlığın modern yaşamın en yaygın psikolojik sorunlarından biri haline geldiğini belirtiyor. Özellikle yoğun stres altında yaşayan bireylerde görülen bu durumun uzun vadede obezite, diyabet, depresyon ve yeme bozukluklarına zemin hazırlayabileceğine dikkat çekiliyor.





