BM'de düzenlenen bilgilendirme toplantısında konuşan Guzman, Küba'nın karşılaştığı zorlukların temelinde ABD yaptırımlarının yattığını belirtirken; BM Daimi Koordinatörü Francisco Pichon, ülkedeki durumun artık bir enerji krizinden öte, milyonlarca insanı etkileyen "derinleşen bir insani acil duruma" dönüştüğü uyarısında bulundu.
"TOPLU CEZALANDIRMA POLİTİKASI" ELEŞTİRİSİ
BM Genel Merkezi'nde düzenlenen bilgilendirme toplantısında söz alan Küba Daimi Temsilcisi Ernesto Soberon Guzman, ülkesinin içinde bulunduğu insani durumun birincil sorumlusunun ABD'nin uzun süredir devam eden yaptırımları olduğunu vurguladı. Guzman, ABD'nin ekonomik ambargosunun uluslararası toplum tarafından yıllardır "ezici bir çoğunlukla" reddedildiğini ve uluslararası hukuk nezdinde geçersiz olduğunu savundu. Kübalı temsilci, Washington'ın temel amacının "hükümeti devirmek için açlık ve umutsuzluk yaratmak" olduğunu iddia etti.
DİPLOMASİYE BAĞLILIK MESAJI
Tüm gerilimlere rağmen Küba'nın diplomasiye ve diyaloğa olan bağlılığını koruduğunu belirten Guzman, uluslararası hukukun üstünlüğüne inandıklarını ifade etti. Guzman, ABD hükümetinin "söyledikleri ile yaptıkları arasındaki çelişkiye" rağmen, anlaşmazlıkların barışçıl çözümü için diyalog kanallarını açık tutmaya devam edeceklerini dile getirdi.

"KÜBA'DAKİ DURUM BÜYÜYEN BİR İNSANİ ACİL DURUM"
Toplantıya video konferans yoluyla katılan BM Küba Daimi Koordinatörü Francisco Pichon ise, Ada'da tanık olunan durumun yalnızca bir enerji krizinden ibaret olmadığını, her geçen gün milyonlarca insanı etkileyen giderek büyüyen bir "insani acil durum" olduğunu belirtti. Pichon, Küba halkının başa çıkma kapasitelerinin gün geçtikçe azaldığına ve krizin derinleştiğine dikkat çekti.
"ÇALIŞMAMIZ SİYASETLE DEĞİL, İNSANİ İHTİYAÇLARLA İLGİLİ"
BM'nin Küba'daki insani yardım faaliyetlerinin siyasi anlaşmazlıklardan bağımsız olduğunu vurgulayan Pichon, üye devletlere yardım çağrısında bulundu. Pichon, "Buradaki çalışmamız siyasetle ilgili değil; insanların yaşam ve onur haklarıyla ilgili" diyerek, siyasi farklılıkların üye devletler arasında çözülebileceğini, ancak odak noktalarının insani ihtiyaçlar olduğunu ifade etti.





