Sait Faik Abasıyanık, 18 Kasım 1906'da Adapazarı'nda varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. İlk öğrenimini Adapazarı'nda tamamladıktan sonra ailesiyle birlikte İstanbul'a taşındı. İstanbul Erkek Lisesi'nde öğrenim görürken sınıfta bir öğretmene yapılan ünlü "iğne şakası" sonrası birçok öğrenciyle birlikte okuldan uzaklaştırıldı ve eğitimine Bursa Erkek Lisesi'nde devam etti. Bu olay, genç Sait Faik'in hayatındaki ilk büyük dönüm noktalarından biri oldu.

BABASI ONU TÜCCAR YAPMAK İSTEDİ, O NEDEN KALEMİNİ SEÇTİ?

Lise eğitiminin ardından İstanbul Üniversitesi'nde öğrenim görmeye başlayan Sait Faik, daha sonra ekonomi eğitimi için İsviçre'ye gönderildi. Ancak Lozan'da uzun süre kalmadı; Fransa'nın Grenoble kentine geçti. Yaklaşık üç yıl Fransa'da yaşayan genç yazar, burada edebiyatla daha da yakınlaştı. Babası onun başarılı bir tüccar olmasını isterken, Sait Faik'in aklında yalnızca yazmak vardı. Türkiye'ye döndükten sonra ticaretle uğraşmayı denedi ancak bu alanda mutlu olamadı. Kalemini seçti ve bir daha hiç bırakmadı.

NEDEN "KÜÇÜK İNSANIN BÜYÜK YAZARI" OLARAK ANILDI?

Sait Faik, dönemin birçok yazarından farklı olarak sarayları, paşaları ya da büyük kahramanları anlatmadı. Balıkçılar, hamallar, işsizler, kahve müdavimleri, çocuklar, seyyar satıcılar ve Burgazada'nın sıradan insanları onun hikâyelerinin başkahramanı oldu. İnsana duyduğu sevgi, sade dili ve güçlü gözlem yeteneği sayesinde Türk öykücülüğüne bambaşka bir soluk getirdi. Bu nedenle yıllar sonra "küçük insanın büyük yazarı" olarak anılmaya başlandı.

Merit Otelleri'nin sahibi kim? Besim Tibuk kimdir, serveti ne kadar, kaç yaşında ve nereli?
Merit Otelleri'nin sahibi kim? Besim Tibuk kimdir, serveti ne kadar, kaç yaşında ve nereli?
İçeriği Görüntüle

HANGİ ESERLERİYLE EDEBİYAT TARİHİNE GEÇTİ?

Sait Faik'in ilk öykü kitabı Semaver, Türk hikâyeciliğinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak kabul edildi. Ardından yayımlanan Sarnıç, Şahmerdan, Lüzumsuz Adam, Mahalle Kahvesi, Havada Bulut, Son Kuşlar, Alemdağ'da Var Bir Yılan ve Az Şekerli gibi eserleriyle edebiyatın unutulmaz isimleri arasına girdi. Roman türünde ise Medar-ı Maişet Motoru (sonraki adıyla Birtakım İnsanlar) ve Kayıp Aranıyor dikkat çeken eserleri arasında yer aldı.

BURGAZADA NEDEN ONUN ADIYLA ÖZDEŞLEŞTİ?

Sait Faik'in hayatında Burgazada'nın ayrı bir yeri vardı. İstanbul'un kalabalığından uzaklaştığı bu ada, onun en büyük ilham kaynaklarından biri oldu. Balıkçılarla sohbet etti, denizi izledi, kahvehanelerde oturdu ve gözlemlediği hayatları öykülerine taşıdı. Bugün evi Sait Faik Abasıyanık Müzesi olarak ziyaretçilerini ağırlıyor ve yazarın anısını yaşatıyor.

HENÜZ 48 YAŞINDA NEDEN HAYATA VEDA ETTİ?

1950'li yıllarda siroz hastalığıyla mücadele eden Sait Faik'in sağlık durumu giderek ağırlaştı. 11 Mayıs 1954'te İstanbul'da henüz 48 yaşındayken yaşamını yitirdi. Kısa ömrüne rağmen Türk edebiyatının en etkili öykülerini bırakan yazarın vefatı, edebiyat dünyasında büyük üzüntü yarattı.

ADINA VERİLEN ÖDÜL NEDEN HÂLÂ EDEBİYATIN EN PRESTİJLİLERİ ARASINDA?

Annesi Makbule Abasıyanık, oğlunun anısını yaşatmak amacıyla Sait Faik Hikâye Armağanını kurdu. 1955'ten bu yana verilen ödül, Türk öykücülüğünün en saygın edebiyat ödüllerinden biri kabul ediliyor ve her yıl başarılı hikâye yazarlarını okurlarla buluşturuyor.

NEDEN ARADAN GEÇEN ONLARCA YILA RAĞMEN UNUTULMUYOR?

Sait Faik Abasıyanık, edebiyatı süslü cümlelerle değil, insan sevgisiyle kurdu. Sokakta yürüyen sıradan insanı, denizde ağ atan balıkçıyı, yalnız bir çocuğu ve hayatın küçük ayrıntılarını ölümsüzleştirdi. Bugün eserleri hâlâ yeni baskılar yapıyor, okullarda okutuluyor ve farklı kuşaklar tarafından keşfediliyor. Modern Türk öykücülüğünün öncüsü olarak kabul edilen Sait Faik, bıraktığı eserlerle edebiyatın yaşayan klasiklerinden biri olmayı sürdürüyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ