1869 yılında Hindistan’da orta sınıf bir ailede dünyaya gelen Mahatma Gandhi’nin annesi son derece dindar bir Hindu, babası ise İngiliz yönetimi altındaki bir eyalette başbakanlık görevinde bulunuyordu. Babasının isteğiyle hukuk eğitimi almaya yönlendirilen Gandhi, çocukluk yıllarında sıradan bir öğrenci olarak tanındı. Henüz 13 yaşındayken ailesinin ön ayak olduğu bir evlilik yaptı, kısa bir aranın ardından eğitimine devam etti. 20 yaşında baba olan Gandhi’nin dört çocuğu dünyaya geldi.

EĞİTİM HAYATI VE LONDRA YILLARI
Gandhi, eğitim hayatına Hindistan’da üniversiteyle başladı ancak devam etmemeye karar vererek ailesinin yanına döndü. Aile dostu bir Hindu rahibin yönlendirmesi ve avukat olan ağabeyinin maddi desteğiyle İngiltere’ye giderek hukuk eğitimi aldı. Annesi ve eşinin karşı çıkmasına rağmen Londra’ya giden Gandhi, burada et yememek, alkol kullanmamak ve kadınlardan uzak durmak üzerine yemin etti. Vejetaryenliği sayesinde Londra Vejetaryen Topluluğu’yla tanıştı ve bu çevre, ileride savunacağı sade yaşam, ahlak ve iş birliği temelli düşüncelerinin şekillenmesinde etkili oldu.
GÜNEY AFRİKA’DA ŞEKİLLENEN LİDER
1893 yılında yalnızca bir yıllığına gittiği Güney Afrika’da 21 yıl kalan Gandhi, burada maruz kaldığı ırkçı uygulamalarla düşünsel ve siyasal kimliğini oluşturdu. Beyaz olmayanların ikinci sınıf vatandaş sayıldığı bu dönemde, trenden atılması, mahkemede sarığıyla avukatlık yapmasının engellenmesi ve Hintlilere yönelik kısıtlamalar Gandhi için birer dönüm noktası oldu. Hintlileri hakları konusunda bilinçlendirmeye başladı.
SİYASİ MÜCADELE VE ÖRGÜTLENME
Hindistan’a dönmek üzereyken Hintlilerin oy hakkını kaldıracak bir yasa tasarısını öğrenmesi üzerine Güney Afrika’da kalmaya karar veren Gandhi, 1894’te Natal Hint Kongresini kurdu. Yasa geçmesine rağmen Hintlileri tek çatı altında toplamayı ve uluslararası kamuoyunun dikkatini ayrımcılığa çekmeyi başardı. İngiltere’nin kolonilerdeki eşitsiz uygulamaları böylece görünür hale geldi.
BAĞIMSIZLIK SÜRECİ VE BÖLÜNME
1945’te İngiltere’de hükümet değişikliğiyle birlikte Hindistan’ın bağımsızlığı gündeme geldi. Ulusal Hint Kongresi toprak bütünlüğünü savunurken Hindistan Müslümanlar Birliği ayrı bir devlet talep etti. Gandhi, Müslüman ve Hindu toplumların birlikte yaşaması için yoğun çaba harcadı ancak artan şiddet olayları karşısında bölünme kabul edildi. Süreç, milyonlarca insanın ölümüne ve yerinden edilmesine yol açtı.
ÖLÜM ORUÇLARI VE SUİKAST
15 Ağustos 1947’de Hindistan bağımsızlığını ilan ederken Gandhi, dini gruplar arasındaki şiddeti durdurmak için ölüm oruçları tuttu. Şiddetsizlik ilkesinden asla vazgeçmeyen Gandhi, güvenlik önlemlerini reddetti. 29 Ocak’ta, Hindistan’ın yalnızca Hindu ülkesi olması gerektiğini savunan fanatik bir Hindu tarafından vurularak öldürüldü.
Mahatma Gandhi, şiddete karşı şiddetsizlikle direnmenin simgesi olarak ölümüyle bile düşüncelerini dünya tarihine kazıyan bir lider olarak anılmaya devam ediyor.




