İranlı üst düzey bir yetkiliye dayandırılan iddiaya göre Tahran yönetimi, üç ülkenin oluşturduğu yeni bölgesel güvenlik mekanizmasına katılım teklifini değerlendirmeye aldı. İran'ın olası üyeliği, üçlü savunma paktının niteliğini önemli ölçüde değiştirebilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Al Mayadeen'in aktardığına göre İran Parlamentosuna bağlı Khaneh Mellat haber ajansının Başkanı Mehdi Rahimi, Tahran'a Mekke Anlaşması'na katılması yönünde davet ulaştığını söyledi.
Rahimi, “İran, Mekke Anlaşması'na katılmak üzere bir davet aldı ve konu inceleniyor” ifadelerini kullandı.
Ancak söz konusu davet henüz İran Dışişleri Bakanlığı tarafından doğrulanmadı. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'dan da İran'a resmi davet gönderildiğine ilişkin bir açıklama yapılmadı.

İRAN: BÖLGESEL GÜVENLİK ŞEMSİYESİ ARAYIŞI VAR
Rahimi, bölge ülkelerinin giderek ortak bir güvenlik mekanizması oluşturma arayışına yöneldiğini savundu. İranlı yetkiliye göre bu gelişme aynı zamanda Tahran açısından diplomatik bir kazanım anlamına geliyor. İran'ın uzun süredir bölge güvenliğinin bölge ülkeleri tarafından oluşturulacak mekanizmalarla sağlanmasını savunduğunu belirten Rahimi, ortaya çıkan yeni arayışı İran'ın yaklaşımının kabul görmeye başlaması şeklinde yorumladı.
Tahran yönetimi, Mekke Anlaşması'nın kurulmasına ilk aşamada sert bir tepki göstermemişti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi de 10 Ağustos'taki açıklamasında İran'ın yeni ittifaktan “endişe duyması için bir neden bulunmadığını” söylemişti.
Bekayi, anlaşmayı bölge ülkelerinin bölgesel güvenlik mekanizmalarına duyulan ihtiyacı daha fazla kabul etmeye başladığının göstergesi olarak değerlendirmişti.
TÜRKİYE, SUUDİ ARABİSTAN VE PAKİSTAN 7 AĞUSTOS'TA İMZALADI
Mekke Anlaşması, 7 Ağustos'ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından imzalanmıştı.
Anlaşmanın en dikkat çekici unsuru ise ortak savunma ilkesi olmuştu. Kurulan mekanizmaya göre üç ülkeden herhangi birine yönelik saldırı, diğer üyelere de yapılmış kabul edilecek.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, mekanizmayı NATO Antlaşması'nın kolektif savunmayı düzenleyen 5. maddesine benzetmiş ancak yeni yapının İran'a veya herhangi bir ülkeye karşı kurulmadığını özellikle vurgulamıştı.

ORTAK TATBİKATLAR VE SAVUNMA SANAYİSİ İŞ BİRLİĞİ
Üç ülkenin anlaşmayı yalnızca siyasi bir deklarasyon olarak bırakmayarak diplomatik ve askeri koordinasyon mekanizmaları üzerinde çalışmaya başladığı belirtiliyor.
Planlanan iş birliği kapsamında dışişleri ve savunma bakanlarının yanı sıra askeri komuta kademeleri arasında düzenli temasların gerçekleştirilmesi, ortak askeri tatbikatların yapılması ve üç ülkenin savunma sanayileri arasındaki iş birliğinin derinleştirilmesi öngörülüyor.
Bu noktada özellikle Türkiye'nin gelişmiş savunma sanayisi, Suudi Arabistan'ın ekonomik kapasitesi ve Pakistan'ın askeri gücü ile nükleer silah kapasitesine sahip olması, yeni güvenlik mekanizmasının bölgedeki ağırlığını artıran unsurlar arasında gösteriliyor.
MISIR'DAN SONRA İRAN: İTTİFAK BÜYÜYEBİLİR
Ankara daha önce Mekke Anlaşması'nın üç ülkeyle sınırlı kalmak zorunda olmadığının ve yeni üyelerin sisteme dahil olabileceğinin sinyalini vermişti.
Bu kapsamda adı öne çıkan ülkelerden biri Mısır olmuştu. İran'a yönelik davet iddiasının doğrulanması halinde ise ittifakın genişleme ihtimali çok daha farklı bir boyuta taşınabilir.
Çünkü Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın oluşturduğu yapıya İran'ın dahil olması, Ortadoğu'daki geleneksel rekabet çizgilerinin ötesinde oldukça geniş bir güvenlik platformunun ortaya çıkması anlamına gelecek.
İRAN KATILIRSA DENGELER DEĞİŞEBİLİR
İran'ın olası üyeliğinin en dikkat çekici sonucu, Mekke Anlaşması'nın siyasi ve stratejik karakterinde yaratacağı değişim olabilir.
Türkiye NATO üyesi olurken Suudi Arabistan ve Pakistan'ın da Batı ile uzun yıllara dayanan güvenlik ilişkileri bulunuyor. İran ise özellikle ABD ve İsrail'le yaşadığı gerilimler nedeniyle tamamen farklı bir güvenlik ekseninde konumlanıyor.
Bu nedenle Tahran'ın aynı ortak savunma şemsiyesine dahil edilmesi, Mekke Anlaşması'nı üç ülke arasındaki askeri iş birliği mekanizmasının çok ötesine taşıyabilir.
Daha çarpıcı soru ise anlaşmanın temelindeki “bir üyeye yapılan saldırı tüm üyelere yapılmış sayılır” ilkesinin İran için de geçerli olup olmayacağı.
İran'ın üyeliğinin kabul edilmesi ve ortak savunma hükmünün Tahran'ı da kapsaması halinde, bölgedeki herhangi bir İran-İsrail veya İran'ı hedef alan başka bir askeri gerilimde anlaşmanın nasıl işleyeceği yeni ve kritik bir tartışma başlığı haline gelebilir.
Şimdilik İran'a davet gönderildiği iddiası resmi makamlar tarafından doğrulanmış değil. Ancak iddianın doğrulanması halinde Mekke Anlaşması'nın Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan üçgeninden çıkarak daha geniş bir bölgesel savunma mimarisine dönüşmesinin ilk büyük adımı atılmış olabilir.



