Gönderdiğiniz mesajın karşı taraf tarafından görülmesine rağmen yanıtlanmaması, bazı kişiler için saatlerce süren bir bekleyişe dönüşebiliyor. Telefon ekranını tekrar tekrar kontrol etmek, karşı tarafın neden cevap vermediğini düşünmek ve henüz ortada bir açıklama yokken olumsuz ihtimallere odaklanmak kaygıyı artırabiliyor. Psikolojik Danışman Turgay Köpür, mesajlara geç yanıt verilmesinin bazı kişilerde neden bu kadar güçlü duygusal tepkiler oluşturduğunu değerlendirdi.

Köpür'e göre mesajlaşma uygulamalarındaki mavi tik veya “görüldü” bilgisi, kişiye yalnızca mesajın okunduğunu gösteriyor. Karşı tarafın neden cevap vermediğine ilişkin ise herhangi bir bilgi sunmuyor. Belirsizlik uzadıkça kişi, yaşanan durumu kendi aleyhine yorumlamaya başlayabiliyor.

GÖRÜLDÜ BİLGİSİ ZİHİNDE OLUMSUZ SENARYOLARI TETİKLİYOR

Mesajın okunmasına rağmen yanıt gelmemesinin zihinde farklı sorular oluşturduğunu belirten Köpür, insanların çoğu zaman karşı tarafın sessizliğini olumsuz ihtimallerle açıklamaya çalıştığını söyledi.

Turgay-3

Köpür, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:

Türkiye’de 32 bin kişi organ nakli bekliyor: Bağışta yeni rakam açıklandı
Türkiye’de 32 bin kişi organ nakli bekliyor: Bağışta yeni rakam açıklandı
İçeriği Görüntüle

“Mavi tikler ya da 'görüldü' yazısı bize yarım bir bilgi veriyor. Mesajın okunduğunu biliyoruz ama cevabın neden gelmediğini bilmiyoruz. Cevap geciktikçe bu boşluk büyüyor ve zihin onu çoğu zaman en kötü ihtimalle dolduruyor: 'Kızdı mı?', 'Yanlış bir şey mi yazdım?', 'Benden sıkıldı.' Bu düşünceler o kadar hızlı ve kendiliğinden geliyor ki insan onları sorgulamadan doğru kabul ediyor. Bilişsel davranışçı yaklaşımda bunlara otomatik düşünce denmesi de bu yüzden.”

ÇOCUKLUKTAKİ SEVGİ DENEYİMLERİ ETKİLİ OLABİLİYOR

Geç gelen mesajlara verilen duygusal tepkinin herkeste aynı olmadığını vurgulayan Köpür, çocukluk döneminde yaşanan ilgi ve sevgi deneyimlerinin yetişkinlikteki ilişkilere yansıyabileceğine dikkat çekti.

Çocuklukta ilgi ve sevginin tutarsız biçimde deneyimlenmesinin, kişinin ilerleyen yaşlarda da sevginin her an geri çekilebileceğini düşünmesine neden olabileceğini belirten Köpür, kaygılı bağlanan kişilerin sessizliği tarafsız bir durum olarak değerlendirmekte zorlanabildiğini ifade etti.

Bu nedenle karşı tarafın geç cevap vermesi, bazı kişilerde yalnızca bekleme süreci olarak yaşanmıyor. Sessizlik, önemsenmeme veya reddedilme ihtimaliyle ilişkilendirilebiliyor.

GEÇ CEVAP VERİLMESİ KAYGIYI NEDEN BÜYÜTÜYOR?

Kişinin henüz doğrulanmamış düşünceleri gerçek kabul etmesinin kaygıyı artırabildiğini belirten Köpür, mesajın gecikmesiyle başlayan sürecin zamanla tekrarlayan bir düşünce döngüsüne dönüşebildiğini anlattı.

Karşı tarafın neden yanıt vermediğini sorgulamak, mesajı yeniden okumak ve olası nedenler üzerinde sürekli düşünmek kişinin zihinsel olarak yorulmasına yol açabiliyor. Köpür'ün değerlendirmesine göre burada önemli olan, mesajın gecikmesiyle ilgili gerçek bilgi ile kişinin kendi zihninde oluşturduğu ihtimalleri birbirinden ayırabilmek.

Köpür, kaygının günlük yaşamı etkileyecek boyuta ulaşması halinde profesyonel destek alınmasını öneriyor. Özellikle uyku ve iş yaşamını bozan yoğun kaygı durumlarında bir hekim, psikolog ya da psikolojik danışmanla görüşmenin ertelenmemesi gerektiğini vurguluyor.

Muhabir: Büşra Aköz