Dönemin savcısı Zekeriya Öz tarafından yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Kozinoğlu’nun ölümüne giden süreçte yaşanan gecikmeler ve görevlilerin birbiriyle çelişen ifadeleri yeniden incelemeye alındı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in talimatıyla yeniden gündeme alınan soruşturma kapsamında, cezaevindeki nöbetçi müdürlerden infaz koruma memurlarına, sağlık personelinden ambulans görevlilerine kadar en az 15 kişinin ifadesine başvurulması bekleniyor. Soruşturmanın merkezinde ise Kozinoğlu’nun fenalaşmasından hastaneye ulaştırılmasına kadar geçen yaklaşık bir saatlik süreç bulunuyor.

KAHVEDEN İKİ YUDUM ALDIKTAN SONRA FENALAŞTI
Zehirleneceğinden endişe ettiği için cezaevinde verilen yemekleri tüketmediği ve ağırlıklı olarak kapalı konserve ürünlerle beslendiği belirtilen Kozinoğlu, 12 Kasım 2011 günü duş aldıktan sonra kendisine kahve hazırladı. İddiaya göre kahveden iki yudum alan Kozinoğlu kısa süre içerisinde aniden fenalaştı.
Kozinoğlu’na ilk müdahaleyi aynı koğuşta bulunan emekli Albay Hasan Atilla Uğur yaptı. Ancak dosyada yer alan bilgilere göre acil durumun başlaması ile Kozinoğlu’nun hastaneye ulaştırılması arasında yaşanan bir dizi gecikme, yeniden açılan soruşturmanın en kritik başlıklarından biri haline geldi.
ACİL BUTONUNA 18.08’DE BASILDI, HASTANEYE 19.15’TE ULAŞTI
Cezaevi kayıtlarına göre acil çağrı butonuna saat 18.08’de basıldı ancak gardiyanların koğuşa yaklaşık 10 dakika sonra ulaştığı belirtildi. Cezaevinde 24 saat esasına göre bulunması gereken üç sağlık çalışanının ise olay sırasında Silivri merkezinde yemekte olduğu tespit edildi.
Sağlık ekibinin Kozinoğlu’nun bulunduğu noktaya ulaşmasının yaklaşık yarım saat sürdüğü kaydedildi. Ardından hastaneye doğru yola çıkan ambulansın başka bir sağlık ekibini beklemek amacıyla otoyol kenarında yaklaşık 10 dakika durduğu, Kozinoğlu’nun Silivri Devlet Hastanesi’ne ancak saat 19.15 sıralarında ulaştırılabildiği belirtildi.

GÖREVLİLERİN İFADELERİ BİRBİRİNİ TUTMADI
Dosyanın yeniden açılmasında dikkat çeken başlıklardan biri de olay günü görev yapan personelin verdiği ifadeler arasındaki çelişkiler oldu. Gardiyanlar, Kozinoğlu’nun ambulansa bindirildiği sırada bilincinin açık olduğunu, konuşabildiğini ve Kelime-i Şehadet getirdiğini belirtirken, hastane görevlileri Kozinoğlu’nun sağlık kuruluşuna getirildiğinde bilincinin tamamen kapalı olduğunu ifade etti.
Benzer bir çelişki cezaevi doktorunun olay sırasında nerede bulunduğuna ilişkin kayıtlara da yansıdı. Doktor görev başında olduğunu savunurken, gardiyan ve hemşirelerin ifadelerinde doktorun söz konusu saatlerde cezaevinde bulunmadığı öne sürüldü.
İHMAL Mİ, DOĞAL ÖLÜM MÜ, CİNAYET Mİ?
Savcılığın yeni soruşturma kapsamında olay günü görev yapan nöbetçi müdürleri, gardiyanları, sağlık personelini ve ambulans çalışanlarını yeniden dinlemesi bekleniyor. Özellikle sağlık müdahalesindeki gecikmelerin Kozinoğlu’nun ölümünde etkili olup olmadığı ile görevlilerin önceki ifadeleri arasındaki çelişkilerin nedenleri araştırılacak.
Yeniden açılan dosyayla birlikte Kaşif Kozinoğlu’nun doğal nedenlerle mi hayatını kaybettiği, sağlık müdahalesindeki olası ihmallerin ölümüne yol açıp açmadığı veya ölümünün arkasında başka bir müdahalenin bulunup bulunmadığı yeniden soruşturulacak. Böylece Türk istihbarat tarihinin en tartışmalı ölümlerinden biri olan Kozinoğlu dosyası, aradan geçen 15 yılın ardından yeniden yargının gündemine taşınmış oldu.



