Türkiye’nin yerli savunma sanayii imkânlarıyla geliştirilen MALAMAN, klasik dip mayınlarından farklı olarak deniz altındaki akustik, manyetik ve basınç değişimlerini değerlendiren sensörleriyle hedeflerini tespit edip sınıflandırmak üzere tasarlandı. MKE tarafından üretilen sistem, farklı deniz hedeflerinin oluşturduğu izleri analiz ederek belirlenen angajman kriterlerine göre çalışabiliyor.
MALAMAN’ın öne çıkan özelliklerinden biri, hedefleri yalnızca tek bir sensör üzerinden değerlendirmemesi. Akustik, manyetik ve basınç verilerinin birlikte işlenmesi, sistemin çevresindeki deniz trafiğini değerlendirmesine ve önceden belirlenmiş hedef özelliklerine göre hareket etmesine imkân sağlıyor. Böylece mayının görev öncesinde belirlenen koşullara uygun hedeflere karşı çalışması amaçlanıyor.
MALAMAN, NUSRET-2026’nın seçkin gözlemci günü kapsamında gerçekleştirilen senaryoda da kullanıldı. Karakol gemisi TCG KARABİGA tarafından denize bırakılan mayın, mayın avlama gemisi TCG ANAMUR tarafından uzaktan kumandalı su altı aracıyla tespit edildi. Ardından TCG AMASRA’da bulunan mayın harbi dalgıçları tarafından etkisiz hâle getirildi. Böylece mayının denize bırakılmasından tespitine ve etkisizleştirilmesine kadar uzanan süreç tatbikat senaryosu içerisinde uygulandı.

TÜRKİYENİN İLK AKILLI DİP MAYINI MALAMAN
MALAMAN, yaklaşık 600 kilogramlık ağırlığı ve 400 kilogramlık duyarsız su altı patlayıcı yüküyle ağır sınıf bir deniz mayını olarak tasarlandı. Sistemin 533 milimetre çapında ve 1.800 milimetrenin üzerinde uzunluğa sahip olduğu ürün bilgileri arasında yer alıyor. Deniz tabanının yapısına uyum sağlamayı amaçlayan tasarımı ve özel dış kaplaması, mayının tespit edilmesini zorlaştıran unsurlar arasında bulunuyor.
Sistemin temel özellikleri şöyle sıralanıyor:
- Sensör altyapısı: Akustik, manyetik ve basınç sensörleri.
- Hedef değerlendirme: Sensör verilerinin birlikte işlenmesi ve hedef sınıflandırması.
- Kullanım platformları: Su üstü gemileri, denizaltılar ve uçaklar; insansız platformlara uyarlanabilen kullanım seçenekleri.
- Gövde: Deniz tabanına uyumlu, tespit edilebilirliği azaltmayı amaçlayan tasarım.
- Emniyet: İstenmeyen ateşlemeleri önlemeye yönelik elektronik kilit düzenekleri.
- Kullanım türleri: Harp ve eğitim konfigürasyonları.
MALAMAN’ın önemi, yalnızca bir mayın olarak taşıdığı patlayıcı yükten kaynaklanmıyor. Hedeflerin farklı sensörlerden elde edilen verilerle değerlendirilmesi ve mayının belirlenen koşullara göre çalışabilmesi, modern deniz mayınlarının ulaştığı teknolojik seviyeyi ortaya koyuyor. Sistemin Türk Deniz Kuvvetleri envanterine girmiş olması da yerli deniz harbi çözümlerinin operasyonel kullanım açısından geldiği noktayı gösteriyor.

DENİZHAN-76 MİLLÎ DENİZ TOPU: DAKİKADA 80 ATIM
MKE’nin NUSRET-2026 kapsamında tanıttığı bir diğer sistem, Türkiye’nin ilk deniz topu DENİZHAN-76 oldu. 76 milimetre kalibreli sistem; hava savunma harbi, su üstü harbi ve kara bombardımanı görevlerinde kullanılmak üzere geliştirildi. Dakikada azami 80 atım yapabilen DENİZHAN-76, standart mühimmatla yaklaşık 16 kilometre, artırılmış menzilli mühimmatla ise 20 kilometreye kadar menzil sunuyor.
Sistem, tam otomatik, yarı otomatik ve manuel atış modlarıyla farklı görev ihtiyaçlarına cevap verebiliyor. Atışa hazır 80 mühimmat kapasitesi bulunan topun tareti, radar kesit alanını azaltmaya yönelik bir tasarıma sahip. Dijital kontrol konsolu ve gemilerin savaş yönetim sistemleriyle uyumlu çalışma kabiliyeti de DENİZHAN-76’nın öne çıkan özellikleri arasında yer alıyor.
DENİZHAN-76, Türk Deniz Kuvvetlerinin gemilerinde kullanılmasının yanı sıra ihracat faaliyetleriyle de MKE’nin deniz silahları alanındaki üretim kapasitesini temsil ediyor. Millî deniz topunun geliştirilmesi, Türkiye’nin gemi silah sistemlerinde yerli tasarım ve üretim kabiliyetini artırması açısından önem taşıyor.
PİRANA KİDA: 50 KNOTU AŞAN HIZA SAHİP İNSANSIZ DENİZ ARACI
MKE standında tanıtılan PİRANA Kamikaze İnsansız Deniz Aracı, su üstü hedeflerine karşı kullanılmak üzere geliştirildi. Uzaktan kumandayla yönetilebilen ve otonom görev modlarında çalışabilen araç, hedefe yönelerek çarpma anında harp başlığını infilak ettirecek şekilde tasarlandı. MKE, PİRANA’nın su üstü seyir ve hedefe çarpma testlerini tamamladığını duyurdu. Testler sırasında 3,5 metrelik bir hedefe hassas vuruş gerçekleştirilerek hedef imha edildi.
MKE’nin ürün sayfasında paylaşılan teknik bilgilere göre PİRANA’nın azami hızı 50 knotun üzerinde, menzili 200 deniz milinin üzerinde ve deplasmanı 1.200 kilogram. Su jeti tahrik sistemli dizel motor kullanan araç, 65 kilogramlık harp başlığı taşıyor. Bu yük, 50 kilogramlık yüksek patlayıcılı harp başlığı ile 15 kilogramlık ön delici bölümden oluşuyor.
PİRANA’nın hedefleme ve seyrüsefer altyapısında karıştırmaya dayanıklı CRPA destekli GNSS sistemi, elektro-optik kameralar ve görev bilgisayarı bulunuyor. Kompozit gövde tasarımı da radar izinin azaltılmasına yönelik özellikler arasında yer alıyor. Sistem, düşman gemilerine doğrudan taarruzun yanı sıra liman ve üs bölgelerine yönelik görevler için geliştiriliyor. Sürü kullanım konseptine uyarlanması da planlanan aracın, deniz harekâtında düşük maliyetle yüksek etki oluşturması amaçlanıyor.

MKE DENİZ HARBİNE YÖNELİK YERLİ ÇÖZÜMLERİNİ SERGİLEDİ
NUSRET-2026 kapsamında MKE’nin sergilediği ürünler MALAMAN, DENİZHAN-76 ve PİRANA ile sınırlı kalmadı. Şirket, deniz piyadelerinin kullandığı piyade tüfeklerini de Türk Deniz Kuvvetlerinden ve dost ve müttefik ülkelerden gelen ziyaretçilere tanıttı. Sergi, MKE’nin deniz harbi alanındaki mayın, gemi silahı ve insansız deniz aracı çözümlerini aynı platformda göstermesine imkân sağladı.
MALAMAN’ın tatbikat senaryosunda denize bırakılması ise etkinliğin öne çıkan aşamalarından biri oldu. Mayının gemiden bırakılması, uzaktan kumandalı su altı aracıyla tespit edilmesi ve dalgıçlar tarafından etkisiz hâle getirilmesi, deniz mayın harbinde hem taarruz hem de karşı tedbir süreçlerinin önemini ortaya koydu.
MKE’nin yerli sistemleri; deniz mayınları, gemi topçusu ve insansız deniz araçları gibi farklı görev alanlarını kapsıyor. MALAMAN, DENİZHAN-76 ve PİRANA’nın aynı etkinlikte tanıtılması, Türkiye’nin deniz savunmasında yalnızca platformlara değil, bu platformların ihtiyaç duyduğu silah ve görev sistemlerine de yatırım yaptığını gösteriyor.




