Anayasa Mahkemesi (AYM), Genel Kurul gündeminde Antalya 12. Aile Mahkemesi’nin, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan yoksulluk nafakasının “süresiz olması”na ilişkin düzenlemenin iptali istemini görüştü. Yüksek Mahkeme, söz konusu düzenlemenin oy çokluğuyla iptaline karar verirken, iptal hükmünün 9 ay sonra yürürlüğe girmesini kararlaştırdı.
Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasına ilişkin verdiği iptal kararı, aile hukukunda tartışılan “süre ve adalet dengesi” konusunu yeniden gündemin merkezine taşıdı. Kararın ardından gözler, ekonomik olarak dezavantajlı tarafın nasıl korunacağı ve yeni dönemde hukuk sisteminde nasıl bir denge kurulacağına çevrildi.
Peki, bu kararın ardından aile hukukunda denge nasıl sağlanacak? Özellikle ekonomik olarak zayıf tarafın korunması konusunda ne tür önlemler alınmalı? Avukat Ceren Kalay Eken, Türkinform’dan Ecem Çetin’e değerlendirmelerde bulundu.
NAFAKA NEDİR?
Eken, “Evlilikte taraflardan birinin çoğunlukla kadının eğitim almasının engellenmesi, çocuk, yaşlı aile üyeleri bakımının yalnız bir tarafa özgülenmesi hallerinde kusurlu bulunan tarafın bu şekilde hayattan, istihdamdan geri bırakılan tarafa tazminat, yardımlaşma niteliğinde yaptığı ödemedir aslında nafaka” dedi.
EŞİTLİK VE SOSYAL DESTEK VURGUSU
Bu nedenle bu kriterlerin göz önüne alınmasının çok önemli olduğunun altını çizen Avukat Eken, evlilik süresince kişisel gelişimi, istihdamda yer alması hususlarında engellenen tarafın, ev üretken çağında geri bırakılmasının sonuçlarına tek başına bu kişinin katlanması anlamına gelecek bu yaklaşımdan uzaklaşılması gerektiğini aktardı.
DEVLETİN VE TOPLUMSAL SORUMLULUK DENGESİ
Eken, bu anlamda buna tercihleri ile neden olan tarafın nafaka yükümlüsü olması halinin kısıtlı süreye bağlanması, ortadaki zararı ve ekonomik ihtiyacı gidermeyeceği için devletin sosyal yardım, iş edindirme, eşitliğin sağlanması gibi anayasal yükümlülüklerini arttırması gerektiğinin açık olduğunu söyledi. Eken, ancak ülkede ne devlet kurumlarının bu yükümlülüğü yerine gerektiği gibi yerine getirdiğini ne de sırtını bu düzene dayayarak ev, çocuk bakımını kadına yükleyen, kadınların iş edinmesine engel olan erkeklerin nafaka ödemeye yanaştığını söyledi.
“KADINLARIN MEDENİ HAKLARININ KISITLANMASINA NEDEN OLACAĞI ACIKTIR”
Avukat Ceren Kalay Eken, şöyle devam etti:
“Burada ciddi bir eşitsizlik, haklara erişim anlamında geri bırakılan kadınlar gerçeği vardır. Boşanmak gibi son derece medeni bir talebi nedeniyle her gün kadınların öldürüldüğü bir ülkede, ekonomik koşulların da zayıflatılmasının kadınların medeni haklarının kısıtlanmasına neden olacağı acıktır.
“KADINLARIN ÜZERİNE YIKILAN İŞLERİN DEVLET KURUMLARI TARAFINDAN ÜCRETSİZ YAHUT DÜŞÜK ÜCRETLİ ŞEKİLDE SAĞLANMASI EN ÖNEMLİ İHTİYAÇTIR”
Mevcut düzenlemenin değişmemesi, yanı sıra sosyal yardım, iş edindirme, eğitim imkanlarının ve kreş, yaşlı bakımı gibi kadınların üzerine yıkılan işlerin devlet kurumları tarafından ücretsiz yahut düşük ücretli şekilde sağlanması en önemli ihtiyaçtır.”




