“Ne kadar kilo verirsem vereyim bacaklarım incelmiyor.”

“Üst bedenim zayılıyor ama kalçalarım ve bacaklarım aynı kalıyor.”

“Bacaklarım çok hassas; dokununca bile ağrıyor.”

“En küçük çarpmada bile morarıyorum.”

Bu cümleler, yıllarca yalnızca kilo problemi yaşadığını düşünen birçok kadının ortak şikâyetleri arasında yer alıyor. Ancak Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal’ın verdiği bilgilere göre, bu tür şikâyetlerin altında lipödem adı verilen kronik bir yağ dokusu hastalığı bulunabiliyor.

Lipödemin dikkat çeken yönlerinden biri ise hastalığın uzun süre fark edilmeden kalabilmesi.

LİPÖDEM NEDEN KİLO PROBLEMİYLE KARIŞTIRILIYOR?

Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, lipödemin özellikle kalça, uyluk ve bacaklarda yağ dokusunun vücudun diğer bölgelerine göre orantısız ve çoğunlukla simetrik şekilde artmasıyla kendini gösterebildiğini belirtiyor.

Bu nedenle hastalar çoğu zaman kendilerini fazla kilolu olarak değerlendiriyor. Ancak önemli ayrım, kilo verildiğinde ortaya çıkabiliyor.

Baysal’ın aktardığı bilgilere göre lipödemli bir kadında kilo kaybıyla birlikte vücudun üst bölümünde belirgin incelme görülürken kalça ve bacaklardaki yağ dokusu aynı oranda azalmayabiliyor.

Bu durum, kişinin yıllarca farklı diyetler uygulamasına rağmen istediği sonucu alamamasına neden olabiliyor. Zaman içerisinde kadınlar kendilerini “yeterince çaba göstermemekle” veya “iradesiz olmakla” suçlayabiliyor.

Deniz ve havuz cildi nasıl etkiler? Tatil keyfiniz kabusa dönmesin!
Deniz ve havuz cildi nasıl etkiler? Tatil keyfiniz kabusa dönmesin!
İçeriği Görüntüle

Oysa her durumda sorun yalnızca beslenme veya kilo fazlalığı olmayabiliyor.

Why

“BACAKLARIM KİLO VERİNCE NEDEN İNCELMİYOR?” SORUSUNA DİKKAT

Bacaklardaki kalınlığın yalnızca tartıdaki rakam üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çeken Baysal, vücuttaki yağ dağılımının da değerlendirilmesinin önem taşıdığını belirtiyor.

Özellikle üst beden kilo verirken kalça ve bacaklarda belirgin bir değişiklik görülmemesi, tek başına lipödem tanısı anlamına gelmese de dikkate alınması gereken bir bulgu olabilir.

Bu tabloya ağrı, hassasiyet, kolay morarma, ağırlık ve dolgunluk hissi eşlik ediyorsa uzman değerlendirmesi önem kazanıyor.

LİPÖDEMİN BELİRTİLERİ NELER?

Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal’a göre lipödem yalnızca bacakların kalınlığına bakılarak değerlendirilecek bir durum değil. Hastanın öyküsü ve fizik muayenesinin birlikte ele alınması gerekiyor.

Özellikle şu özelliklerin bir arada bulunması dikkat çekebiliyor:

· Bacaklarda simetrik yağlanma ve kalınlaşma

· Kalça ve bacakların vücudun üst kısmına göre belirgin orantısız görünmesi

· Bacaklarda ağrı veya hassasiyet

· Dokunmakla rahatsızlık hissi

· Kolay morarma

· Gün içinde bacaklarda ağırlık ve dolgunluk hissi

· Kilo kaybına rağmen bacaklardaki orantısızlığın devam etmesi

Baysal, lipödemde ayakların çoğunlukla doğrudan etkilenmediğini, bu nedenle bacaklardaki belirgin kalınlaşmaya karşın ayakların görece normal görünmesinin klinik değerlendirmede dikkate alınabilecek bir ipucu olduğunu aktarıyor.

Ancak uzman değerlendirmesinde bu bulguların hiçbirinin tek başına lipödem tanısı koydurmadığının da altını çizmek gerekiyor.

Lipödemm

“BENİM BACAKLARIM HEP BÖYLEYDİ” DEMEK NEDEN ÖNEMLİ?

Baysal’ın verdiği bilgilere göre lipödem yaşamın belirli dönemlerinde belirginleşebiliyor. Özellikle ergenlik, gebelik, doğum sonrası dönem veya menopoz gibi hormonal değişimlerin yaşandığı dönemlerde hastalığın belirtileri ortaya çıkabiliyor veya mevcut tablo belirginleşebiliyor.

Bu nedenle değerlendirme sırasında yalnızca “Bacaklarınız şu anda nasıl?” sorusunun sorulması yeterli olmayabiliyor.

“Bu değişiklik ne zaman başladı?” sorusu da önem taşıyor.

Çocukluk veya ergenlik döneminden beri devam eden orantısız bacak yapısı, zaman içerisinde artan hassasiyet ve kolay morarma gibi özelliklerle birlikte değerlendirildiğinde tanısal sürece katkı sağlayabiliyor.

LİPÖDEM SADECE ESTETİK BİR PROBLEM DEĞİL

Lipödemin yalnızca bacakların görünümü üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, hastalığın yaşam kalitesi üzerindeki etkilerine de dikkat çekiyor.

Bacaklarda ağrı ve hassasiyet, uzun süre ayakta kalmayı veya yürümeyi zorlaştırabiliyor. Hastalar zaman içerisinde fiziksel aktivitelerini azaltabiliyor.

Hareket düzeyindeki azalma ise dolaşım açısından ek sorunların ortaya çıkmasına zemin hazırlayabiliyor.

Bu nedenle Baysal’ın değerlendirmesinde lipödem, yalnızca estetik görünüm üzerinden ele alınmaması gereken bir tablo olarak öne çıkıyor.

Liiip

YILLARCA DİYET YAPAN KADINLAR KENDİNİ SUÇLAYABİLİYOR

Lipödemin fark edilmemesinin önemli sonuçlarından biri de hastaların kendileriyle ilgili yanlış bir algıya sürüklenebilmesi.

Yıllarca diyet yapan, kilo verip tekrar alan, spor yapan ancak bacaklarındaki orantısızlığın devam ettiğini gören bir kadın zaman içerisinde kendisine şu soruları sorabiliyor:

“Demek ki yeterince dikkat etmiyorum.”

“İradem zayıf.”

“Biraz daha kilo vermeliyim.”

Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal’ın dikkat çektiği noktalardan biri de tam olarak bu yanlış değerlendirme süreci. Çünkü bacaklardaki orantısızlığın nedenini anlamadan yalnızca daha fazla diyet veya egzersize yönelmek, altta yatan durumun fark edilmesini geciktirebiliyor.

Burada önemli olan hastayı suçlamak değil, vücuttaki yağ dağılımının nedenini doğru değerlendirmek.

HER KALIN BACAK LİPÖDEM DEĞİLDİR

Baysal, lipödem değerlendirmesinde önemli bir ayrımın da gözden kaçırılmaması gerektiğini belirtiyor: Her bacak kalınlığı lipödem değildir.

Obezite, genetik vücut yapısı, kronik venöz yetmezlik, lenfödem ve başka bazı hastalıklar da bacaklarda kalınlaşma veya şişlik oluşturabiliyor.

Üstelik bazı hastalarda bu durumlar birbirine eşlik edebiliyor.

Bu nedenle doğru değerlendirmede yalnızca bacağın görünümüne değil;

· yağ dokusunun dağılımına,

· ağrı ve hassasiyet olup olmadığına,

· morarma eğilimine,

· ödemin özelliklerine,

· venöz dolaşıma,

· lenfatik sisteme,

· hastanın kilo değişimlerine

birlikte bakılması gerekiyor.

Gerektiğinde venöz Doppler ultrasonografi gibi tetkiklerle eşlik eden venöz hastalıkların da araştırılması gündeme gelebiliyor.

Lipödem Evreleri

DOĞRU TANI NEDEN ÖNEMLİ?

Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal’ın değerlendirmesine göre lipödemin erken fark edilmesi, hastanın yıllarca yanlış bir problem üzerinden mücadele etmesini önleyebilir.

Buradaki amaç yalnızca bacağın görüntüsünü değiştirmek değil.

Ağrıyı azaltmak, hareket kapasitesini korumak, hastalığın ilerlemesini kontrol altında tutmak ve yaşam kalitesini artırmak da değerlendirme sürecinin önemli hedefleri arasında yer alıyor.

Tedavi planının ise her hasta için aynı olması gerekmiyor. Hastalığın evresi, hastanın şikâyetleri, kilo durumu, hareket düzeyi ve eşlik eden venöz veya lenfatik problemler birlikte değerlendirilerek kişiye özel bir yaklaşım oluşturulması gerekiyor.

BACAĞINIZIN KALINLIĞINI YALNIZCA TARTIYLA DEĞERLENDİRMEYİN

Neden Kilo

Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, kilo verdiği halde bacaklarındaki orantısızlık devam eden ve buna ağrı, hassasiyet, kolay morarma, ağırlık veya şişlik eşlik eden kadınların bu durumu yalnızca kilo problemi olarak değerlendirmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Lipödem yıllarca fark edilmeyebilen ve farklı durumlarla karıştırılabilen bir tablo olabilir. Ancak benzer belirtilere yol açabilecek başka hastalıklar da bulunduğu için kişinin kendi kendine tanı koyması yerine uzman değerlendirmesine başvurması önem taşıyor.

Her kalın bacak lipödem değildir. Ancak her kalın bacağı yalnızca “fazla kilo” olarak değerlendirmek de doğru değildir.

Baysal’ın verdiği bilgiler doğrultusunda en önemli mesaj ise şu: Bacakların yalnızca nasıl göründüğüne değil, neden bu şekilde göründüğüne bakmak gerekiyor.

Muhabir: Derya Arvas