Ortadoğu’da artan gerilimler, İran ile ABD ve İsrail arasındaki çatışma, Gazze’deki gelişmeler ve deniz ticaret yollarındaki güvenlik sorunları bölgesel diplomasiyi yeniden gündeme taşıyor. Türkiye’nin farklı bölgesel ve Avrupalı aktörleri İstanbul’da aynı diplomatik zeminde buluşturması, Ankara’nın krizlerin çözümündeki rolüne ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor.

Uluslararası ilişkiler uzmanı Pelin Kemeç, 23 Ekim 2026’da İstanbul’da gerçekleştirilen R4 ve R4+E3 dışişleri bakanları toplantıları çerçevesinde Türkiye’nin diplomatik kapasitesini, bölgesel güç dengelerini ve önümüzdeki dönemde ortaya çıkabilecek riskleri değerlendirdi.

Türkiye ile Kuzey Makedonya arasında 2 milyar dolarlık ticaret hedefi
Türkiye ile Kuzey Makedonya arasında 2 milyar dolarlık ticaret hedefi
İçeriği Görüntüle

Ortadoğu’da Dengeler Değişiyor Türkiye Yeni Bir Diplomasi Merkezi Mi Oluyor

TÜRKİYE ORTADOĞU DİPLOMASİSİNDE NASIL BİR ROL ÜSTLENEBİLİR?

İstanbul’da gerçekleştirilen toplantılarda İran ile ABD ve İsrail arasındaki çatışmanın yanı sıra Filistin meselesi, Hürmüz Boğazı ve Babülmendep’te seyrüsefer güvenliği ile Karadeniz’deki gelişmeler ele alındı.

Farklı bölgesel ve Avrupalı aktörlerin aynı diplomatik platformda buluşması, Türkiye’nin kriz başlıkları arasında diyalog kurulmasına katkı sunma potansiyelini gündeme getirdi. Ankara’nın diplomatik temaslarının etkisi ise tarafların görüşmelere yaklaşımı ve ortak çözüm arayışlarının ne ölçüde ilerleyeceğiyle yakından bağlantılı.

HÜRMÜZ BOĞAZI VE GAZZE BÖLGESEL GÜVENLİK GÜNDEMİNDE

Ortadoğu’daki gelişmeler yalnızca bölgesel siyasi dengeleri değil, uluslararası ekonomi ve deniz ticaretinin güvenliğini de ilgilendiriyor. Hürmüz Boğazı ve Babülmendep’teki seyrüsefer güvenliği, enerji akışı ve ticaret yolları açısından önem taşıyor.

Gazze’deki gelişmeler ve İran ile ABD ve İsrail arasındaki çatışma da bölgedeki diplomatik gündemin temel başlıkları arasında yer alıyor. Birbiriyle bağlantılı bu krizler, ülkelerin güvenlik politikalarını ve diplomatik önceliklerini doğrudan etkiliyor.

TÜRKİYE’NİN DİPLOMATİK GİRİŞİMLERİNDE KALICILIK SORUSU

Türkiye’nin farklı aktörleri bir araya getirmesi, diplomatik temasların sürdürülmesi açısından önem taşıyor. Ancak toplantıların kalıcı bölgesel etki oluşturması, yalnızca tarafların aynı masada buluşmasıyla sınırlı değil. Görüşmelerin somut sonuçlara dönüşmesi ve tarafların ortak adımlar konusunda uzlaşması da belirleyici unsurlar arasında bulunuyor.

Pelin Kemeç’in değerlendirmeye aldığı temel konular arasında Türkiye’nin diplomatik kapasitesi, değişen bölgesel güç dengeleri ve gelecekte karşılaşılabilecek güvenlik riskleri yer alıyor. İstanbul’daki toplantılar, Türkiye’nin bölgesel krizler karşısındaki rolünü ve diplomatik girişimlerin olası sonuçlarını yeniden tartışmaya açıyor.

Muhabir: Büşra Aköz