Binlerce yıllık devlet geleneği, tarihi şehirleri ve Türk-İslam medeniyetinin önemli merkezlerinden biri olma özelliğiyle Orta Asya’nın öne çıkan ülkeleri arasında yer alan Özbekistan, bağımsızlığının 35. yılını kutluyor. Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinde 31 Ağustos 1991’de bağımsızlığını ilan eden ülke, aradan geçen yıllarda siyasi, ekonomik ve toplumsal açıdan önemli bir dönüşüm geçirdi.
Özbekistan Yüksek Konseyi, 31 Ağustos 1991’de Devlet Bağımsızlığı Yasası’nı kabul ederek ülkenin bağımsızlığını ilan etti ve 1 Eylül’ün “Bağımsızlık Günü” olarak kutlanmasına karar verdi. Timurlular, Harzemşahlar ve Şeybaniler gibi birçok devletin izlerini taşıyan coğrafya, Semerkant’tan Buhara’ya, Hive’den Şehrisebz’e uzanan tarihi mirasıyla bugün de Orta Asya’nın kültürel merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor.
TARIMA DAYALI EKONOMİDEN ÇOK SEKTÖRLÜ YAPIYA
Sovyetler Birliği döneminde büyük ölçüde pamuk üretimine dayalı ekonomik yapıya sahip olan Özbekistan, bağımsızlığın ardından ekonomisini çeşitlendirmeye yöneldi. Tarım ve geleneksel sanayinin yanında otomotiv, elektronik, tekstil, gıda, eczacılık, kimya, makine, metal, seramik ve madencilik gibi sektörlerde yeni yatırımlar gerçekleştirildi.
Özellikle son 10 yılda genç nüfusu, doğal kaynakları ve yatırım ortamını geliştirmeye yönelik politikalarıyla yıllık ortalama yüzde 6-8 seviyesinde büyüme kaydeden ülkenin Gayri Safi Yurt İçi Hasılası bağımsızlık döneminde 8 kattan fazla arttı. 1990’da 17,7 milyar dolar seviyesinde olan GSYH, 2025’te 147 milyar dolara ulaştı. Özbekistan yönetimi, 2026’da 180 milyar dolarlık, 2030’da ise 300 milyar dolarlık ekonomik büyüklüğe ulaşmayı hedefliyor.

MİRZİYOYEV DÖNEMİNDE AÇILIM HIZLANDI
Özbekistan’da 2016’da Şevket Mirziyoyev’in cumhurbaşkanı seçilmesiyle birlikte ekonomi ve dış politikada yeni bir dönem başladı. Yatırım ortamını geliştirmeye yönelik reformlara ağırlık verilirken, komşu Orta Asya ülkeleriyle ilişkilerin normalleştirilmesi ve bölgesel iş birliğinin artırılması dış politikanın temel başlıklarından biri haline geldi.
Mirziyoyev yönetiminde ülke, uzun yıllar mesafeli kaldığı Türk dünyasıyla kurumsal ilişkilerini de yeniden güçlendirdi. Özbekistan, 2018’de Türk Konseyi toplantısına cumhurbaşkanı düzeyinde katılırken 2019’da konseye üye oldu. Türk Konseyinin Türk Devletleri Teşkilatına dönüşmesinin ardından Özbekistan, Kasım 2022’de TDT Devlet Başkanları Konseyi Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı.
Özbekistan aynı zamanda Orta Asya ülkeleri arasında karşılıklı güvenin artırılmasına ve bölgesel sorunların doğrudan diyalogla çözülmesine yönelik politikalarda daha aktif bir rol üstlendi.
YABANCI YATIRIM VE TURİZMDE BÜYÜK ARTIŞ
Özbekistan’ın dışa açılma politikasının en belirgin sonuçlarından biri yabancı yatırım ve turizm rakamlarında görüldü. Ülkeye 2016’da yaklaşık 4 milyar dolar düzeyinde yabancı yatırım gelirken, bu rakam 2025’te 43,1 milyar dolara yükseldi. Yönetim, önümüzdeki yıllarda toplam 450 milyar dolarlık yabancı yatırım çekmeyi hedefliyor.
Taşkent, Semerkant, Buhara, Hive, Kokand, Şehrisebz ve Margilan gibi tarihi kentlere sahip ülke, turizmde de Orta Asya’nın yükselen destinasyonlarından biri haline geldi. Yaklaşık 100 ülkenin vatandaşlarına sağlanan vize muafiyeti ve kolaylıklarla birlikte 2016’da 2 milyon olan ziyaretçi sayısı, 2025’te 11,7 milyonu aştı. 2026 yılı sonuna kadar ise 16 milyon turist hedefleniyor.
Tarihi İpek Yolu üzerindeki şehirlerin restorasyonu, ulaşım altyapısının geliştirilmesi ve uluslararası tanıtım faaliyetlerinin artırılması da turizmin ülke ekonomisindeki payını büyüten başlıca unsurlar arasında bulunuyor.

TÜRKİYE, ÖZBEKİSTAN’I TANIYAN İLK ÜLKE OLDU
Türkiye, Özbekistan’ın 31 Ağustos 1991’de ilan ettiği bağımsızlığı 16 Aralık 1991’de tanıyarak bu adımı atan ilk ülke oldu. İki ülke arasında diplomatik ilişkiler 4 Mart 1992’de kurulurken, Özbekistan’da ilk büyükelçilik açan ülke de Türkiye oldu.
İlişkilerde uzun yıllar yaşanan durağanlığın ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kasım 2016’da Semerkant’a gerçekleştirdiği ziyaret yeni dönemin başlangıç noktalarından biri oldu. Şevket Mirziyoyev’in Ekim 2017’de Türkiye’ye yaptığı ziyaretle siyasi temaslar daha da hızlandı ve ilişkiler aynı yıl stratejik ortaklık seviyesine yükseltildi.
2018’de ise iki ülke cumhurbaşkanlarının başkanlığında Türkiye-Özbekistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi kuruldu. Konseyin toplantıları Ankara ve Taşkent’te düzenli olarak gerçekleştirilirken iki ülke arasında ekonomi, savunma, ulaştırma, kültür ve eğitim başta olmak üzere çok sayıda alanda iş birliği geliştirildi.
TİCARET HACMİNDE HEDEF 10 MİLYAR DOLAR
Siyasi ilişkilerdeki gelişme ekonomik rakamlara da yansıdı. Türkiye ile Özbekistan arasındaki ticaret hacmi 2016’da 1 milyar 242 milyon dolar seviyesindeyken, 2025’te 3 milyar doların üzerine çıktı. İki ülke yakın vadede ticaret hacmini 5 milyar dolara, uzun vadede ise 10 milyar dolara yükseltmeyi hedefliyor.
Türkiye, yaklaşık yüzde 5’lik payla Özbekistan’ın en büyük ticaret ortakları arasında yer alırken, Türk şirketleri de ülkede en fazla şirket kuran yabancı yatırımcı grupları arasında bulunuyor. Vize ve ulaşım alanında atılan adımlar ise iki toplum arasındaki hareketliliği önemli ölçüde artırdı.
Türk vatandaşlarına 2018’de 30 günlük vize muafiyeti tanınmasının ardından karşılıklı seyahatlerde büyük artış yaşandı. İki ülke arasında 2016’ya kadar haftada yaklaşık 5 olan tarifeli uçuş sayısının bugün 100’ün üzerine çıkması da ilişkilerde ulaşılan seviyeyi ortaya koyuyor.
Eğitim alanındaki iş birliği de son yıllarda genişlerken, 2025’te Taşkent’teki Alişir Nevai Üniversitesi bünyesinde Yunus Emre Enstitüsü faaliyete geçti. Türkiye ve Özbekistan’ın önde gelen üniversitelerinin iş birliğiyle Taşkent’te Uluslararası Türk Devletleri Üniversitesi de kuruldu.





